48,6519$%0,06
56,1498€%-0,06
6.794,35%1,20
11.107,00%1,18
44.266,00%1,16
3687428฿%-0.46947
02:00
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Dünya'nın Durumu, Türkiye'nin Tarımı
Çektiğin Sıkıntıya Değer mi?
Dumlupınar'dan Aydın'a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın, Uluslararası Yük Limanını Hak Ediyor
Sevilmek mi, Anlaşılmak mı?
Esnafın Yükü Vatandaşa mı Kesiliyor?
Bazen sevinir, bazen üzülür, bazen kırılır, bazen heyecanlanır, bazen korkar, bazen şaşırır, bazen pişman olur, bazense şükran duyarız. Hayatımız boyunca türlü duygular hisseder, bu duygular etrafında kararlar alır, yaşantımızı şekillendiririz. Bazense görmezden gelir, bastırır ve aklımızı ön plana çıkarırız.
Aslında hiçbir şeyin abes yaratılmadığı gibi duygularımızın da bir veriliş amacı ve hizmet ettiği noktalar vardır. Hislerimizi doğru şekilde anlamlandırır, kendimizi tanır ve doğru tepkileri makul ölçülerle verebilirsek hem başarının hem de uyumun önü açılır.
Mesela haksızlığa uğradığımızda sinirleniriz. Sinirlenip karşı tarafı tahrik eden üslupla tartışma şeklinde konuşursak muhtemelen bir çatışma ortamı oluştururuz ve sonucunda da hakkımızı alma ihtimalimiz azalır. Duygumuzu bastırıp sustuğumuzda da hakkımızı aramamış olur, zamanla da saygınlığımızı yitiririz. Bunun ortası nedir peki? Duygumuzu anlamlandırıp, neye sinirlendiğimizi bulup, fevrî ve aceleci olmadan doğru bir dille durumumuzu ve talebimizi anlatmaktır.
Aslında toplum olarak bunu başarabildiğimizde nezih bir ortamı ve huzuru yakalamış oluruz. Fakat ne yazık ki günlük hayatta olan olaylara baktığımızda çok basit sebeplerle insanların birbirine saygısızca davrandığını ve hatta zarar verdiğini görebiliyoruz. Bu konuda toplum olarak doğru iletişim şekillerini öğrenmiş değiliz. Umulur ki hep birlikte kendimize ve çevremize saygıyı öğrenip daha sağlıklı bir toplum yapısı oluşturabiliriz.
O hâlde bugünü diğer günlerden ayıran bir farkındalıkla, daha sakin ve kendimize sorular sorarak yaşayalım.
Her zaman gittiğim yolda beni iyi hissettiren şey neydi? Ağaçların yeşili, kuşların cıvıltısı yahut gökyüzünün berraklığı?..
Her zaman konuştuğum arkadaşımda bulduğum neydi? Güven mi, neşe mi, huzur mu?..
Geçmiş günlerim sık sık aklıma geliyor ve fotoğraflara açıp bakıyorum. Peki özlediğim neydi? Geçmişteki ben mi, sevdiğim birileri mi, güzel bir ortam mı?..
Küçük bir çocuğun hayatını izlediğimde hissettiğim o duygu nedir? Doğallığın vermiş olduğu keyif mi, masumiyetin hissettirdiği merhamet mi?..
Bir bakalım, daha dikkatle, daha özenle. Bulduğumuz cevaplar bizi gerçek “ben”e ulaştıracak ve kendimizi daha yakından tanımanın mutluluğunu yaşayabileceğiz. Kendiyle mutlu olanın da dışarıdaki ihtiyaçlarının azaldığını söylemek mümkün.
O hâlde herkese kendisi ile bol keyifli, huzurlu, mutlu günler diliyorum.
Hepimiz isteriz değil mi mutlu bir hayat sürmeyi. Fakat kimimiz buna erişir, kimimiz ise şikâyet hâlinde bir ömür geçirir yahut savrulur gider rotasını kaybetmiş bir gemi misali. Mutluluk kelimesinin anlamından yola çıkarsak eğer, nasıl tanımlarız bu hissi? Memnun olma hâli, sevinçli olma hâli, tatmin olma hissi yahut bir iş yapma cesareti? Yani nerede arayalım bu mutluluğu: çok sevinçli bir haber aldığımızda, her şey yolunda gittiğinde, kavuştuğumuz bir hâlde, elde ettiğimiz bir statüde, kazandığımız parada?
Bilim der ki bazı hormonlarımız vardır, bunlar hoş duygular oluşturur insanda. Mesela dopamin hormonu; beynin haz, ödül mekanizmasında görevlidir. Ayrıca hareket, motivasyon, dikkati yönetmekle sorumlu bir hormondur. Bir başarı elde ettiğimizde dopamin sayesinde mutluluk hissederiz basit bir tabirle. Ayrıca eksikliğinde motivasyon kaybı, yorgunluk, hafızada problemler, konsantrasyon kaybı, buna bağlı uyku sorunları, mutsuzluk ve keyifsizlik yaşarız.
Aynı şekilde sindirim sisteminde yer alan, doğrudan ruhsal sorunların birçoğu ile ilintili serotonin hormonu da pekâlâ mutluluğumuza etki eder. Özellikle eksikliği kaygı bozukluğuna neden olan bu değerli hormon, uyku gibi hayatî fonksiyonların düzenli işlemesinde gereklidir. Ayrıca bağlanma hormonu olarak bilinen, anneliği bir hayli kolaylaştıran oksitosin ve doğal ağrı kesici olan endorfini de saymadan geçmeyelim.
Nörobilimde işler böyle ilerlerken kadim geleneğimizde birçok farklı tabir kullanılmış bu hissiyat için. Mesela saadet kelimesi refah içinde olma anlamında kullanılırken, ferah daha çok gönül ferahlığı, dinginliği anlamında kullanılmış. Saadet kelimesi genel mutlu olma hâli, mesut yaşama şeklinde tanımlanmış. Ayrıca pek çok yerde said, müşerref kelimeleri de kullanılmış.
Geleneğimizin özünde de rıza hâlinde olma, şikâyet ehlinden olmama, şükür hâlinde yaşama övülmüş ve mutluluğun bu şekilde mümkün olabileceğinden bahsedilmiş. Nitekim dünyayı bir imtihan yeri olarak gören Yunus Emre, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri gibi zatlar, hakiki gerçek mutluluğun bu dünyada olmadığını, ancak Yaradan’ın takdirine sabır ve şükür hâlinde rıza gösterirsek rahat edeceğimizi söylerler. Modern hayat dayatmalarının tersine, insanın mutluluğunun nefsin arzu ve isteklerine karşı koyarak elde edileceğine inanırlar.
Nitekim maddi zevk ve sefanın sonuna kadar yaşandığı, refahın ve konforun en üst düzeyde olduğu yerlerde de birçok kişinin doyumsuzluk hissi ile mücadele etmek için türlü yollara başvurduklarına şahit olmaktayız.
O hâlde bu mutluluk dediğimiz hissiyatı biz genel olarak iç huzur olarak değerlendirelim. İç huzur için en önemli nokta hakkı gözetmek olsa gerek. Kendi nefsimizin hakkını vermek, sorumlu olduklarımızın hakkını korumak gibi… Ayrıca hiçbir hâlin kalıcı olmadığını, her yaşanan olayda bir hikmet olduğunu, acı bir olayla karşılaşınca sabır gösterip ferah hâline şükredilebildiğimizde mutluluğu pekâlâ yakalayabileceğimizi düşünmekteyim.
İşin özü, dopaminimiz, serotoninimiz yerinde olsun ve hikmetle saidlerden, müşerreflerden olalım inşallah.
Herkese bolca mutluluk diliyorum. 🙂
Birçoğumuzun zihninde evlilik masalsı bir çağrışım yapar. Bu masal, küçüklükte çizdiğimiz resimlere bile yansır: Üçgen çatılı, üzerinden yaz kış dumanlar tüten sıcak bir ev… Evi yuva yapan ise aslında içinde kurulan güvenli ve sıcak bağlardır. Rekabet etmeden, dayanışma içinde iletişim kurup fıtrata uygun bir yaşam sürüldüğünde ev; sadece ortak bir paylaşım yeri olmaktan çıkar, güvenli bir liman halini alır.
Peki, bu güvenli limanı oluşturabiliyor muyuz? Ya da bunun bir anahtarı var mıdır? Aslında tüm bu sorular için birçok başlık oluşturulabilir; fakat “en önemli noktalar nedir?” kısmına gelecek olursak, kadın ve erkek fıtratını bilmek ve sorumluluk almak diyebiliriz.
Evlilik demek, bir ortaklık oluşturmak demektir. Kurulan yeni sistemde kadın ve erkek; farklılıkları bilip bunları bir zenginliğe dönüştürürse, adeta bir yapbozun eksik parçalarını tamamlar gibi bütünü tamamlama gayretinde olursa uyum oluşur.
Bu uyumlu tabloda sorumluluk bilinci kilit bir rol oynar. Şu an bana sorulsa, “Kiminle evlilik yapalım?” diye, listenin en başına sorumluluk duygusunu koyarım. Hatta sorumluluk bilinci, yetişkin olmanın en büyük göstergesidir. Yaptıklarımızın sonucuna rıza göstermek ve yapmamız gerekenleri bilmek… Nitekim toplumdaki birçok aksaklığın temelinde de kişilerin sorumluluk almadan yaşamasını sebep gösterebiliriz.
“Mutlu evlilik nasıl olur?” gibi birçok başlık görürüz. Halbuki mutlu evlilikten daha fazla üzerinde konuşulması gereken bir kavram var: Huzurlu evlilik. Çünkü mutluluk, kelime anlamı olarak daha kısa süreli bir duygudur; oysaki huzur daha derin, daha kalıcı çağrışımlar yapar ve hayat olaylarından bağımsızdır. Pozitif bir hal içindeyken şükredip, zorlukla karşılaşıldığında metanet göstererek sabredebilme halidir huzur…
Zaten hayat, ne yazık ki masallardan çok daha karmaşık ve zorluklarla doludur. Kendimizi sadece masallardaki mutluluğa inandırdığımızda, gerçek hayatta hayli hayal kırıklığı yaşarız. Nitekim insanoğlu kendini basit hazlara ve kısa süreli zevklere hapsettiğinden beri huzur yüzü göremedi.
Halbuki bu dünyada aranması gereken asıl şey; sabır ve şükürle harmanlanmış olan huzurdur. Bu sebeple diyorum ki; huzurlu bir evlilik için birbirimizi tanıyalım, zor zamanları metanetle karşılayalım, sorumluluk bilincini yüksek tutup güzellikleri şükürle paylaşalım.
Herkese mutlu ve çok daha huzurlu bir hayat diliyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.