DOLAR

48,6502$%0,05

EURO

56,1519%-0,05

GRAM ALTIN

6.795,03%1,21

ÇEYREK ALTIN

11.114,00%1,24

TAM ALTIN

44.299,00%1,23

BİTCOİN

3675395฿%-1.93806

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Yiğit Cankurt

Yiğit Cankurt

14 Eylül 2026 Pazartesi

MHP İl Başkanlığı Ne Nimettir Ne Ganimettir!

MHP İl Başkanlığı Ne Nimettir Ne Ganimettir!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bazı makamlar vardır; kapısı açıldığında alkış duyarsınız.

Bazı makamlar vardır; kapısından içeri adım attığınız anda omuzlarınıza yılların yükü, binlerce insanın emeği, koskoca bir davanın mesuliyeti ve şehitlerin emaneti biner.

Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı işte o ikinci makamdır.

Çünkü MHP’de il başkanlığı sıradan bir siyasi unvan değildir. Ne siyasi ikbal basamağıdır. Ne kişisel hesapların görüleceği bir koltuktur. Ne dostların ödüllendirilip, sevilmeyenlerin cezalandırılacağı bir güç merkezidir. Ne de dar bir çevrenin tasarrufuna bırakılabilecek bir ganimettir.

O makam emanettir. Hem de öyle sıradan bir emanet değil…

Toprağa düşmüş ülkücü şehitlerin, bedenlerinde mücadelenin izlerini taşıyan gazilerin, gençliğini zindanlarda bırakan ülkücülerin ve yıllarca hiçbir karşılık beklemeden teşkilatların yükünü omuzlayan dava insanlarının emanetidir.

Emanet…

Türk töresinde en ağır kelimelerden biridir. Emaneti teslim almak şeref, hakkını vermek mesuliyet, emanete halel getirmek ise vebaldir.

Başbuğ Alparslan Türkeş’in anlayışında ülkücü hareket; disiplinin, ahlakın, sadakatin, fedakârlığın, kardeşliğin ve millet sevdasının adıydı.

Makamlar ise davaya hizmet etmenin aracıydı. Asla amaç değildi.

Bu yüzden ülkücü anlayışta makam insanı büyütmez; insan makamı büyütür.

İnsan adaletliyse teşkilat güçlenir. Vefalıysa ülküdaşlar kenetlenir. İstişare ediyorsa ortak akıl doğar.

Ama kibir büyür, şahsi hesaplar davanın önüne geçerse en büyük makam dahi küçülür.

Bugün herhangi bir şehirde MHP İl Başkanlığı koltuğuna oturan herkes önce aynaya değil, vicdanına bakmalıdır. Ve kendisine şu soruyu sormalıdır: Ben mi bu koltuğa değer katıyorum, yoksa bu kutlu koltuk mu benim eksiklerimi örtüyor?

Çünkü o makamın görünmeyen misafirleri vardır. 1980 öncesinde toprağa düşen ülkücü şehitler vardır. Evladının tabutuna sarılan anaların gözyaşı vardır. Gençliğini cezaevi koğuşlarında bırakan dava insanlarının hatırası vardır. Bayrak asmış, afiş yapıştırmış, sandık beklemiş, kapı kapı dolaşmış ama hiçbir gün “Ben bunun karşılığında ne alacağım?” dememiş ülkücülerin alın teri vardır.

İl Başkanlığı makamı işte bütün bu hatıraların üzerinde yükselen ağır bir emanettir.

İl Başkanlığı Kibir Makamı Değildir

Bir il başkanına bir şehir değil, teşkilat emaneti teslim edilir.

İnsanları kendisine tabi kılması için değil, aynı davaya gönül verenleri bir araya getirmesi için görevlendirilir.

Kendisini alkışlayanları yükseltip eleştirenleri dışlaması için değil; teşkilatın tamamını kucaklaması için oradadır.

Çünkü il başkanlığı; kibir makamı değildir. İntikam makamı değildir. Adam kayırma makamı değildir. Tasfiye makamı değildir. Hizip kurma makamı hiç değildir.

Yıllarını davaya vermiş insanların teşkilat kapısından çekinerek girdiği; resmî hiçbir görevi bulunmayanların ise koridorlarda söz sahibi olduğu bir yapı ortaya çıkmışsa, orada kişileri değil teşkilat anlayışını sorgulamak gerekir.

Ülkücü hareket’te yetkinin kaynağı dostluklar, özel yakınlıklar veya kapalı kapılar ardındaki ilişkiler değildir.

Yetkinin kaynağı teşkilattır. Ve teşkilatta herkes yerini, görevini ve sorumluluğunu bilmelidir.

Ülkücü, Ülkücüyü Tasfiye Etmez

Bir il başkanının büyüklüğü kaç kişiyi görevden aldığıyla değil, kaç kırgın ülkücüyü yeniden kazandığıyla ölçülür.

Kaç kişiyi susturduğuyla değil, kaç kişiyi dinlediğiyle ölçülür.

Etrafında kaç kişinin “Başkanım çok haklısınız” dediğiyle değil, gerektiğinde “Başkanım burada yanlış yapıyorsunuz” diyebilecek kaç dava arkadaşını yanında tutabildiğiyle ölçülür.

Çünkü sadece alkışlayanlarla yürüyen yönetici bir süre sonra teşkilatın sesini değil, kendi çevresinin yankısını duymaya başlar.

İşte tehlike tam burada başlar.

Yıllarca ocaklarda, ilçelerde, belediyelerde ve sandıklarda mücadele etmiş insanları bir gecede yok sayamazsınız.

Kongreleri hesaplaşma aracına dönüştüremezsiniz.

Delegeleri “benden olanlar” ve “olmayanlar” diye ayıramazsınız.

Çünkü ülkücünün sadakati kişilere değil, davayadır.

İlçe başkanlarıyla, belediye başkanlarıyla, meclis üyeleriyle veya geçmiş dönem yöneticileriyle güç yarıştırarak teşkilat büyütülmez.

Teşkilat güç gösterisiyle değil, gönül kazanarak büyür.

Bugün bir ilçe başkanını değiştirebilirsiniz. Bir yöneticiyi listenin dışında bırakabilirsiniz. Bir delegeyi yazmayabilirsiniz. Bir kapıyı kapatabilirsiniz.

Ama unutulmaması gereken bir hakikat vardır: Hiçbir makam, ülkücünün hafızasından büyük değildir.

Makamlar Geçicidir, Dava Bakidir

Bugün isimler vardır, yarın olmayacaktır.

İl başkanları değişir. Yöneticiler değişir. Telefonlar susar. Kalabalıklar dağılır. Makam geçer. Unvan geçer. Yetki geçer. Alkış geçer.

Ama insanın ardında bıraktığı isim kalır.

Bir de dava kalır.

Bu yüzden asıl mesele o koltukta kaç yıl oturduğunuz değil, kalktığınız gün arkanızdan ne söylendiğidir.

“Adaletliydi, kimseyi ayırmadı, küskünleri barıştırdı, teşkilatı büyüttü” mü denilecek?

Yoksa; “Etrafındaki birkaç kişinin sözüyle hareket etti, dava arkadaşlarını küstürdü, teşkilatı böldü, kendisinden olmayanı dışladı” mı denilecek?

İşte gerçek muhasebe budur.

Teşkilatın Kapısı Her Ülkücüye Açık Olmalıdır

Bir MHP İl Başkanlığı’na giren eski bir ülkücü kendisini misafir gibi hissetmemelidir.

Çünkü o binada onun da emeği vardır.

Belki bugün yönetimde değildir. Belki delege değildir. Belki hiçbir unvanı yoktur.

Ama onun hiçbir zaman elinden alınamayacak bir kimliği vardır:

Ülküdaşlık…

Gerçek il başkanı kapıları kapatan değil, açandır. Küskünlük üreten değil, küskünleri barıştırandır. İnsanları ayıran değil, birleştirendir. “Ben” diyen değil, “biz” diyendir.

Çünkü dava adamı makamla büyüyen değil; makamı şahsiyetiyle yücelten insandır.

Bir Gün O Koltuktan Herkes Kalkacak

Bir gün herkes görevini bırakacak. Makam odasının kapısı son kez kapanacak. “Sayın Başkanım” diyenlerin bir bölümü başka bir başkana aynı sözü söyleyecek.

İşte o gün insanın yanında makamı değil, itibarı kalacak.

Ve geriye tek bir soru kalacak: Taşıdığın emanetin hakkını verebildin mi?

Bu sorunun cevabı alkışlarda, sosyal medya fotoğraflarında veya unvanlarda değildir.

Cevabı; şehitlerin aziz hatırasına gösterilen saygıda, gazilere gösterilen vefada, yıllarını davaya vermiş ülkücülere gösterilen hürmette, ilçe teşkilatlarına karşı sergilenen adalette, kongrelerde gösterilen hakkaniyette, yetkinin ehil insanlara teslim edilmesinde, eleştiriye gösterilen tahammülde, istişare kültüründe ve her şeyden önce davaya gösterilen sadakattedir.

Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı;

Ne nimettir. Ne ganimettir. Ne aile şirketidir. Ne arkadaş çevresinin yönetim merkezidir. Ne de geçmişle hesaplaşma makamıdır.

O makam; şehitlerin kanıyla, gazilerin fedakârlığıyla, Başbuğ Alparslan Türkeş’in mücadele mirasıyla ve isimsiz ülkücülerin alın teriyle bugüne ulaşmış kutlu bir emanettir.

Bu emaneti taşıyan kişi kendisini davanın sahibi değil, hizmetkârı bilmelidir.

Çünkü hiçbir il başkanı teşkilattan büyük değildir. Hiçbir yönetici davadan büyük değildir. Hiçbir kişisel hesap da şehitlerin emanetinden kıymetli değildir.

Bugün makam sahibi olanların önünde hâlâ vakit vardır.

Kapıları açmak için… Kırılan gönülleri onarmak için… Küskün ülkücüleri yeniden kucaklamak için… Yetkisiz gölgeleri teşkilat iradesinin önünden çekmek için… İstişareyi yeniden hâkim kılmak için… “Ben” yerine yeniden “biz” diyebilmek için…

Çünkü koltuk size ait değildir. Yetki size ait değildir. Teşkilat size ait değildir. Hepsi bir süreliğine size teslim edilmiştir. Günü geldiğinde emaneti devredersiniz. Ama nasıl teslim aldığınız değil, nasıl teslim ettiğiniz tarihe kalır.

Makamlar geçer. İsimler unutulur. Unvanlar silinir. Ama ülkücü hafıza unutmaz.

Ve tarih günü geldiğinde herkese aynı soruyu sorar: Şehitlerin, gazilerin ve ülkücülerin sana bıraktığı emanete sahip çıktın mı?

İşte bütün mesele budur.

Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı ne nimettir ne de ganimettir.

Şehitlerin, gazilerin ve ülkücülerin emanetidir.

Ve emanet… Ancak ehil, adil, vefalı ve sadık ellerde anlam kazanır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.