DOLAR

48,6518$%0,06

EURO

56,1827%0

GRAM ALTIN

6.801,13%1,30

ÇEYREK ALTIN

11.121,00%1,30

TAM ALTIN

44.328,00%1,30

BİTCOİN

3682104฿%-0.34607

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Yiğit Cankurt

Yiğit Cankurt

14 Eylül 2026 Pazartesi

Ülkü Ocakları Tahsilat Makamı Değildir

Ülkü Ocakları Tahsilat Makamı Değildir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bazı makamlar vardır; temsil ettiği isim, o makamda oturan kişiden çok daha büyüktür.

Ülkü Ocakları da böyledir.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, yıllarca Türk milliyetçiliğinin fikir cephesi olmuş; binlerce genci vatan, millet, devlet ve ahlak şuuruyla yetiştirmeyi kendisine görev edinmiş bir müessesedir. Bu kurumun kapısından içeri giren insanlar, kişisel menfaat için değil, bir davaya hizmet etmek için girerler.

İşte tam da bu nedenle, son günlerde Aydın’da kamuoyuna yansıyan tartışmalar yalnızca şahısları değil, doğrudan Ülkü Ocakları’nın manevi itibarını ilgilendirmektedir.

Önce Aydın Büyükşehir Belediyesi ile kurulan ilişkiler konuşuldu. Ardından Ülkü Ocakları adına verilen iftar programının sponsorluğu tartışıldı. Sonrasında sosyal medyada, il temsilcisinin eşinin belediyede işe alınması çeşitli yorumlara konu oldu. Bu iddiaları haberleştiren gazeteciye yönelik gerçekleştirilen saldırı ise tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıdı.

Bugün ise kamuoyuna yansıyan yeni iddialar, Germencikli bir vatandaşın Urfa’ya sattığı hayvanların karşılığı olan alacağını tahsil edemediği konusunda yardım arayışı sırasında Ülkü Ocakları ile yapılan görüşmeleri ve bu süreçte maddi talepler ileri sürüldüğü iddiasını gündeme taşımaktadır.

Elbette bütün bu iddiaların doğruluğu yetkili makamların ortaya koyacağı kamera ve HTS kayıtlarıyla netleşecektir.

Ancak burada asıl sorgulanması gereken konu, bir kurumun hangi görüntünün içine çekildiğidir. Çaresiz kalmış, malını kaptırmış, parasını tahsil edemeyen insanların umut kapısı olması gereken bir yapının, kamuoyunda “aracılık”, “komisyon”, “çıkar ilişkisi” ya da “tahsilat” iddialarıyla anılması bile başlı başına büyük bir yara değil midir?

Ülkü Ocakları, hukukun yerine geçen bir kurum değildir. Ülkü Ocakları, alacak tahsil eden bir organizasyon değildir. Ülkü Ocakları, nüfuz kullanılarak kişisel menfaat sağlanacak bir makam hiç değildir.

Çünkü Ülkü Ocakları’nın en büyük sermayesi ne binasıdır ne makamıdır. En büyük sermayesi, yarım asrı aşan zamanda verdiği güvendir.

Bir il temsilcisi yalnızca kendisini temsil etmez. O makamda oturan kişi; Başbuğ Alparslan Türkeş’in emanetini, binlerce şehidin hatırasını ve milyonlarca ülkücünün onurunu temsil eder.

Bu yüzden yapılan her davranış, söylenen her söz ve kurulan her ilişki yalnızca kişiyi değil, kurumu da bağlar.

Eğer kamuoyunda oluşan bu iddialar doğru değilse, en büyük sorumluluk yine kurum yöneticilerine düşmektedir. Belgeleriyle, açıklamalarıyla ve şeffaf bir şekilde kamuoyunu aydınlatmalıdırlar.

Eğer iddiaların herhangi bir kısmı doğruysa, mesele artık bir kişinin meselesi olmaktan çıkar; Ülkü Ocakları’nın itibarını koruma meselesine dönüşür.

Çünkü Ülkü Ocakları makamı, zor durumda kalan insanların çaresizliğini kazanca dönüştürecek bir makam olamaz. Orası menfaat kapısı değil, fedakârlık kapısıdır. Orası ticaret yapılacak yer değil, dava adamı yetiştirilecek ocaktır.

Ülkücülük, mazlumun elinden tutmaktır; elindekini almak değildir. Ülkücülük, güven vermektir; güveni tartışılır hâle getirmek değildir.

Unutulmamalıdır ki; bir kurum, dışarıdan gelen saldırılarla değil, içeride oluşan güven kaybıyla yıpranır.

Bugün korunması gereken yalnızca bir kişinin makamı değil, yarım asırlık bir davanın temsil ettiği duruşu ve itibarıdır.