48,6532$%0,06
55,9976€%-0,32
6.775,52%0,92
11.081,00%0,94
44.167,00%0,93
3697198฿%-1.15206
02:00
14 Eylül 2026 Pazartesi
Dünya'nın Durumu, Türkiye'nin Tarımı
Çektiğin Sıkıntıya Değer mi?
Dumlupınar'dan Aydın'a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın, Uluslararası Yük Limanını Hak Ediyor
Sevilmek mi, Anlaşılmak mı?
Esnafın Yükü Vatandaşa mı Kesiliyor?
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi; ortak bir millet bilinci, ortak bir devlet yapısı ve ortak bir resmî dil anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Bu anlayışın mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” diyerek etnik ayrımcılığı değil, millî birlik ve vatandaşlık bağını esas almıştır.
Bugün ise Atatürk’ün kurduğu partinin, kamu kurumlarında Türkçe dışında farklı dillerin resmî kullanımına kapı aralayabilecek tekliflere “evet” demesi, toplumun önemli bir kesiminde ciddi bir sorgulamayı beraberinde getiriyor.
Çünkü mesele yalnızca bir dil meselesi değildir. Mesele; devletin ortak kimliği, anayasal bütünlüğü ve millî birlik anlayışıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dili Türkçedir. Bu durum yalnızca anayasal bir hüküm değil, aynı zamanda millî birlik açısından da stratejik bir tercih olmuştur. Atatürk, dil konusunu bağımsızlığın temel unsurlarından biri olarak görmüş; “Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir” sözüyle bunu açıkça ifade etmiştir.
Bugün CHP’nin, DEM parti çizgisinden gelen talepler karşısında net bir duruş ortaya koyamaması, kendi tarihsel kimliğiyle çelişen bir görüntü oluşturmaktadır. Atatürk’ün kurduğu partinin; devletin resmî dili konusunda esnek, muğlak ya da tavizkâr bir görüntü vermesi, tabanında dahi rahatsızlık oluşturmaktadır.
Elbette herkes ana dilini konuşabilir, kültürünü yaşayabilir. Bütün dünyada devletleri içinde vatandaşlık ve dil birliği ortaktır. Demokratik toplumların gereği de budur. Ancak kamu yönetimi ve devlet dili konusu, kültürel özgürlük tartışmasının ötesinde anayasal egemenlik alanıdır. Devletin ortak dili; milletin ortak paydasıdır.
Bugün sorulması gereken soru şudur: CHP, Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” anlayışını mı savunmaktadır, yoksa kimlik siyaseti üzerinden şekillenen yeni bir siyasi hattı mı benimsemektedir? Çünkü Atatürk’ün milliyetçilik anlayışı; ayrıştıran değil birleştiren, fakat devletin temel niteliklerinden de taviz vermeyen bir anlayıştır. Cumhuriyet’in kurucu değerleri; günübirlik siyasi hesaplara, seçim ittifaklarına veya oy kaygısına kurban edilemeyecek kadar değerlidir.
CHP yönetimi şunu unutmamalıdır: Atatürk’ün mirası yalnızca adını taşımakla korunmaz. O miras; fikirlerine, devlet anlayışına ve millî duruşuna sahip çıkılarak yaşatılır.
Türkçe bu milletin ortak sesidir. Cumhuriyet’in harcıdır. Bu harç zayıflarsa, toplumsal birlik ve beraberlik zedelenir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.