48,6518$%0,06
56,1827€%0
6.801,13%1,30
11.121,00%1,30
44.328,00%1,30
3682104฿%-0.34607
02:00
24 Ağustos 2026 Pazartesi
Dünya'nın Durumu, Türkiye'nin Tarımı
Çektiğin Sıkıntıya Değer mi?
Dumlupınar'dan Aydın'a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın, Uluslararası Yük Limanını Hak Ediyor
Sevilmek mi, Anlaşılmak mı?
Esnafın Yükü Vatandaşa mı Kesiliyor?
Tarihimizdeki İlk Seçimler Muhtar Seçimidir
Muhtarlık kurumu, temeli Osmanlı toplumuna dayanan en eski ve bir o kadar da köklü yerel yönetim birimlerinden biridir. Türk toplumu oy sandığıyla yaklaşık iki yüz yıl önce yapılan muhtarlık seçimiyle tanışmıştır. 1833 yılında Kastamonu ve Bolu gibi yerlerde sandık başına giderek ilk muhtarını seçmiştir. Hem de muhtar-ı evvel (asıl muhtar) ve muhtar-ı sânî (muhtar yardımcısı) olarak. Bu seçimler, Türk demokrasi tarihinin ilk tescilli seçimleridir. Neticeleri şer’iyye sicili denilen mahkeme defterlerine kaydedilmiştir.
İlk genel seçimler olan Meclis-i Mebusan seçimleri, muhtarlık seçimlerinden 44 yıl sonra yapılmıştır.
Türk insanı, en ücra köyde bile olsa, muhtarlık kurumunu devletin kapısı önündeki şubesi olarak görmüştür. Muhtarı da en yakın dostu, yardımcısı, koruyup gözeteni, hatta hamisi bilmiştir. Devlet Ana’nın analık şefkati ile Devlet Baba’nın otoritesi, muhtarın kişiliğinde harman olup hizmet eri hâline gelmiştir. Muhtar, köyde köylüsü, mahallede mahallelisiyle yirmi dört saat beraberdir. Düğünde dernekte, hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde her zaman hemşerisinin yanı başındadır.
Muhtar komşudur, arkadaştır, dosttur, yarendir, yardımcıdır, sırdaştır, hatta kardeştir. Köylünün genel idareye, ilçeye, ile, hatta Ankara’ya ulaştıracağı bir dileği varsa, muhtar onun dinleyen kulağı, söyleyen ağzı, yol gösteren aklıdır.
Muhtar nizâlarda uzlaştırıcıdır. Dargınlıkta barıştırıcıdır. İhtilaflarda hakem, hatta hâkimdir. Kendisine oy veren vermeyen herkese eşit mesafede durmasını bilen, siyasi egosunu mütevazı duruşuyla dizginleyen hâdim-i halktır. İhtiyar Heyeti namıyla bilinen meclisin başında, şûrâ ve meşveretin en küçük fakat en ideal tatbikiyle idarî maslahatı yürüten idarecidir.
Muhtar aynı zamanda köyün bütçesini de yönetendir. Büyükşehir statüsünde olmayan illerde hâlâ uygulanmakta olan 1924 tarihli Köy Kanunu’na göre köyün gelir ve giderlerinin yani köy bütçesinin tasarrufu, tüzel kişilik hükmündeki muhtarlığın uhdesindedir. Muhtar, devletin yerelde ete kemiğe bürünmüş hâlidir.
Siyasi Partiler ve Muhtarlar
Muhtarlık makamı ve muhtarın yereldeki duruşu gerçekten önemlidir. Muhtar ve İhtiyar Heyeti de denilen köy meclisini oluşturan vatandaşı bir arada tutan harç gibidir. Bu nedenledir ki yasa koyucu, muhtarlarla siyasi partilerin arasına hassas ve bir o kadar da anlamlı bir mesafe koymayı tercih etmiştir. Çok doğru bir iş yapmıştır.
2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkındaki Kanun’un 14. maddesi aynen şöyledir:
“Siyasi partiler, köy ve mahalle muhtarlığı ile ihtiyar heyeti seçimlerinde aday gösteremezler.”
Keza yakın zamanda 26.12.2018 tarihinde Yüksek Seçim Kurulu 1130 Nolu kararında aşağıdaki hükmü zikretme ihtiyacı duymuştur:
“Bilindiği üzere siyasi partiler, muhtarlık ve ihtiyar meclisi/heyeti üyeliği seçimlerinde aday gösteremezler. Bu seçimlerde adaylığa ilişkin hükümler uygulanmaz.”
Bu yüzden muhtarlık için aday olan şahıs, hiçbir siyasi partinin logosunu kullanamaz. Bir siyasi parti ile organik bağı olduğunu işar ve ima eden bir davranış ve paylaşımda bulunamaz. Siyasi parti temsilcileriyle birlikte propaganda ve seçim çalışması yapamaz. Muhtar adayı siyasi partinin gücü ve imkânlarından faydalanamaz. Siyasi partiler de muhtar adayının şahsî itibarından istifade edemez.
Gerek yasa koyucu gerek Yüksek Seçim Kurulu, yukarıda bir kısmına yer verdiğimiz hükümlerin uygulamasını isterken elbette haklı gerekçelere dayanmıştır. Muhtarların bir siyasi parti çatısı altında seçime girip partili bir muhtar olarak görev yapmasının sosyal açıdan ciddi sakıncalar taşıdığı kabul edilmiştir. Bu hâl aynı zamanda etik bir davranış da değildir. Yasa koyucunun gerekçesinde köy ve mahallelerde sosyal barışın bozulmasından tutun da muhtarlar tarafından kurulan devlet-toplum köprüsünün zayıflamasına kadar pek çok sebep bulunmaktadır.
Mahalle ve köyler, insanların yüz yüze baktığı, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin alabildiğine güçlü olduğu yerleşim birimleridir. Siyasi partilerin birbirleriyle çekişme ve çatışmalarında öyle çirkinlikler yaşanıyor ki insan kullanılan üslubu zikretmekten utanıyor. Ucu açık suçlama ve iddialar, zaman zaman neredeyse kin ve nefrete kadar varan kutuplaşmaya yol açıyor. Muhtarın bir siyasi partiye üye olması veya bir partiye mensubiyetini alenen izhar etmesi hâlinde, tasvip etmediğimiz bu eylem ve söylemler muhtarlar eliyle mahalle ve köylere kadar taşınacaktır. Takdir edilmelidir ki bu durum, toplumsal barış, kamu düzeninin selameti ve huzur açısından son derece zararlı ve tehlikelidir.
Muhtarlık makamının bir partinin “mahalle temsilciliği” gibi görülmesi, mahalle ve köy içinde çok büyük huzursuzluklara yol açacaktır. Toplumsal barış bozulacaktır. Bireyler arasında kin ve nefret söylemleri artacak, kardeşlik, dayanışma, saygı, sevgi dengesi alt üst olacaktır. Sonuçta ne yazık ki o toplum, millet olma vasfını dahi kaybedecektir.
Her kişiye kurumsal bir yapının parçası olma arzusu hâkimdir. Bu hâl, aidiyet duygusunun bir sonucudur. Hele bir de bu kurumsal yapı popüler bir konumda ise bu istek daha da artacaktır. Muhtarlarımız hem bu arzu hem de temsil ettiği köy veya mahalle için hizmet alma saikiyle, siyasi partiler tarafından kendilerine uzatılan eli reddedemezler. Kendilerinde böyle bir hayır deme cesaretini şu ya da bu sebeplerle bulamayabilirler.
Bu nedenle muhtarların bir siyasi partinin neferi hâline gelmemesi hususunda en fazla sorumluluk siyasi partilerimize düşmektedir. İster iktidarda ister muhalefet olsun, tüm siyasi partilerimiz, yasalar ve YSK kararlarıyla kendileri ile muhtarlar arasında çizilen sınırları ihlal etmemeli, muhtarları bir parti mensubu, muhtarlık makamını da kendilerine bağlı bir şube olarak görmemelidir.
Muhtarlık bir devlet kurumudur. Muhtar, herhangi bir siyasi partinin üyesi, elemanı değil; devletin ajanıdır. (Ajan kelimesi casus anlamında değil, “temsilci” anlamında kullanılmıştır.) Siyasi partiler, muhtarlarla ilişkilerini Devletle hükûmet arasındaki derin farkın bilinciyle düzenlemek zorundadır.
Muhtarların herhangi bir siyasi parti ekseninde politize olması, toplumsal barış ve sosyal dengeyi bozacaktır.