DOLAR

48,6519$%0,06

EURO

56,1498%-0,06

GRAM ALTIN

6.794,35%1,20

ÇEYREK ALTIN

11.107,00%1,18

TAM ALTIN

44.266,00%1,16

BİTCOİN

3687428฿%-0.46947

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Manolya Dilek

Manolya Dilek

08 Ağustos 2026 Cumartesi

Hayatınızı Bir Sayı mı Belirliyor?

Hayatınızı Bir Sayı mı Belirliyor?
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Sabah uyanır uyanmaz ilk işiniz tartıya çıkmak mı? Bir de üstüne gördüğünüz sayı o günkü ruh halinizi belirliyorsa…

Danışanlarımla ilk görüşmemizde hep aynı cümleyi kuruyorum: “Benim için tartıdaki sayı değil, vücudunuzdaki değişim önemli.” Çünkü tartı bize her zaman gerçeği söylemez.

Bir sabah tartıya çıkarsınız ve sayı yükselmiştir. Hemen “Kilo aldım.” diye düşünürsünüz. Oysa çoğu zaman bunun nedeni yağlanma değil, vücudunuzun geçici olarak tuttuğu sudur.

Peki, hangi durumlar tartıyı etkileyebilir?

Adet dönemi öncesi ve sırasında: Hormonal değişiklikler nedeniyle vücut daha fazla su tutabilir.
Tuzlu bir öğünden sonra: Ertesi gün tartıda görülen artış genellikle ödem kaynaklıdır.
Karbonhidrat tüketiminin arttığı günlerde: Glikojen depoları su tuttuğu için kilo geçici olarak artabilir.
Yoğun egzersiz sonrası: Kasların onarım süreci kısa süreli ödem oluşturabilir.
Kabızlık, uykusuzluk ve yoğun stres dönemlerinde: Bunların hepsi tartıda geçici değişikliklere neden olabilir.

Böyle zamanlarda yapmanız gereken şey panikleyip öğün atlamak ya da aç kalmaya çalışmak değildir. Birkaç gün normal beslenme düzeninize devam edin, yeterli su tüketin ve aynı koşullarda tekrar tartılın.

Peki herkes sık sık tartılmalı mı?

Bence hayır. Çünkü klasik bir ev tartısında su + yağ + kas toplamını görürsünüz ve neyin değişip değişmediği hakkında net bir fikir sahibi olamazsınız. Üstüne bu durum motivasyonunuzu düşürüyor ya da kendinizi başarısız hissetmenize neden oluyorsa, daha seyrek tartılmak sizin için çok daha sağlıklı olabilir.

Unutmayın, sağlıklı bir yaşam tek bir rakamla değerlendirilmez. Bel çevrenizdeki incelme, kıyafetlerinizin üzerinize daha rahat oturması, enerji seviyenizin artması ve vücut analizinizdeki değişimler de en az tartı kadar değerlidir.

Çünkü sizi tanımlayan şey tartıdaki sayı değil, sağlığınız için attığınız sürdürülebilir adımlardır.

Sağlıkla kalın…

Devamını Oku

Karnınız Neden Şişiyor?

Karnınız Neden Şişiyor?
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Kliniğime gelen danışanların en sık dile getirdiği şikâyetlerden biri şişkinlik. Hatta çoğu görüşme, “Hocam ne yesem şişiyorum” cümlesiyle başlıyor.

Oysa çoğu zaman sorun tek başına yediğimiz besinler değil; onları nasıl tükettiğimiz ve gün içindeki alışkanlıklarımız, sindirim sistemimizin bize ne söylediği.

İyi haber şu ki, çoğu zaman küçük değişikliklerle bu şikâyetlerin büyük kısmını azaltmak mümkün. İşte günlük hayatta en sık karşılaştığım nedenler:

Çok Hızlı Yemek

Sindirim aslında midede değil, ağızda başlar. Ancak çoğumuz öğünleri birkaç dakikada bitiriyoruz. Hızlı yemek; daha fazla hava yutmamıza, besinleri yeterince çiğneyemememize ve beynin tokluk sinyalini geç algılamasına neden olabiliyor. Bunun sonucu ise hem şişkinlik hem de gereğinden fazla yemek yemek olabiliyor.

Mümkün olduğunca sofrada biraz yavaşlayın. Telefonu bir kenara bırakın, lokmalarınızı iyice çiğneyin ve öğününüzün en az 20 dakika sürmesini hedefleyin. Sindirim sisteminiz bunun karşılığını verecektir.

Yemek Yerken Çok Fazla Sıvı Tüketmek

Yemekle birlikte birkaç yudum su içmenin bir sakıncası yoktur. Ancak özellikle kısa sürede çok fazla su, ayran ya da gazlı içecek tüketmek, bazı kişilerde mide dolgunluğunu artırabilir ve şişkinlik hissine neden olabilir.

Bu nedenle sıvı tüketiminizin büyük kısmını öğün aralarına yaymanız daha kolay bir sindirim sağlayabilir. Yemek sırasında susarsanız elbette birkaç yudum su içebilirsiniz.

Yeterince Çiğnememek

Her lokmayı yeterince çiğnemeden yutmak, mideye daha fazla iş yükü bırakır. Büyük parçalar hâlindeki besinlerin sindirimi daha uzun sürebilir ve özellikle hassas bağırsak yapısına sahip kişilerde gaz oluşumu artabilir.

Ek olarak; eksik diş, çene problemi veya uyumsuz protez gibi durumlar da çiğnemeyi zorlaştırabileceği için ihmal edilmemelidir.

Gün İçinde Yeterince Su İçmemek

Su sadece susuzluğu gidermek için değil, bağırsakların düzenli çalışması için de gereklidir. Yetersiz su tüketildiğinde dışkı sertleşebilir, bağırsakta daha uzun süre kalabilir ve bu durum hem kabızlığa hem de şişkinliğe zemin hazırlayabilir.

Günde yaklaşık 2 litre su tüketmeyi hedefleyin. İhtiyacınız yaşınıza, kilonuza, fiziksel aktivitenize ve hava sıcaklığına göre değişebilir. Suyu tek seferde değil, gün içine yayarak içmek en doğru yöntemdir.

Lif Tüketiminde Dengeyi Kaçırmak

Özellikle akşam saatlerinde artan şişkinlik yaşayan bireylerin bu noktaya dikkat etmesini isterim.

Lif bağırsaklarımızın en büyük dostlarından biridir. Ancak burada önemli olan miktar kadar geçiş sürecidir. Uzun süre düşük lifle beslenirken bir anda çok fazla sebze, baklagil ya da tam tahıl tüketmeye başlamak, bağırsak bakterilerinin daha fazla fermentasyon yapmasına ve gaz oluşumunun artmasına neden olabilir.

Lif tüketiminizi yavaş yavaş artırın. Sebzeleri, meyveleri, tam tahılları ve kurubaklagilleri gün içine dengeli dağıtın. En önemlisi de lif tüketiminiz arttıkça su tüketiminizi de artırmayı unutmayın.

Son Söz

Şişkinlik her zaman ciddi bir hastalığın habercisi değildir. Çoğu zaman günlük alışkanlıklarımız sindirim sistemimizi düşündüğümüzden daha fazla etkiler. Biraz daha yavaş yemek, iyi çiğnemek, yeterli su içmek ve lif tüketimini dengeli artırmak; küçük görünen ama etkisi oldukça büyük değişikliklerdir.

❗ Eğer şişkinliğiniz uzun süredir devam ediyorsa, şiddetliyse ya da kilo kaybı, kanama, sürekli ishal veya şiddetli karın ağrısı gibi başka belirtiler de eşlik ediyorsa mutlaka bir doktor değerlendirmesinden geçmeyi ihmal etmeyin.

Sağlıkla kalın.

Devamını Oku

Zayıflama İğneleri Mucize mi, Tehlike mi?

Zayıflama İğneleri Mucize mi, Tehlike mi?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Son zamanlarda “zayıflama iğneleri” çok konuşuluyor, hatta birçok kişi bunu hızlı kilo vermenin en kolay yolu gibi görüyor.

Bir diyetisyen olarak en başta şunu net söyleyeyim: Bu iğneler aslında vücudun doğal tokluk hormonu olan “GLP-1”‘i taklit eden tıbbi bir tedavi. Yani ortada sihirli bir çözüm değil, vücudun kendi sistemine verilen bir destek var.

Peki bu iğneler ne yapıyor?

GLP-1 dediğimiz tokluk hormonu, yemek yedikten sonra bağırsaklardan salgılanıyor ve beynimize “dur artık doyduk” sinyalini iletiyor. Zayıflama iğneleri de bu sinyali güçlendiriyor. Sonuç olarak daha çabuk tokluk hissediyoruz, daha az acıkıyoruz, mide daha yavaş boşalıyor ve kan şekeri dengesi destekleniyor. Yani mesele çoğu kişinin düşündüğü gibi sadece irade değil, doğrudan biyolojik bir mekanizma.

Kimler için gerçekten uygun?

Burada en kritik nokta şu: Bu iğneler herkesin kullanacağı bir kilo verme yöntemi değil! Genellikle Tip 2 diyabeti olanlarda, BKİ 30 ve üzeri olan obez bireylerde, “BKİ 25-30 aralığında olup ek sağlık riski taşıyan kişilerde” doktor değerlendirmesiyle gündeme geliyor. Yani “isteyene yazılan” bir uygulama değil, mutlaka tıbbi gereklilik gerekiyor.

En büyük yanlış nerede yapılıyor?

Asıl problem, bu iğnelerin bir “kolay kilo verme kısayolu” gibi görülmesi. Ama gerçek şu: Bu ilaçlar tek başına zayıflatmaz, yaşam tarzını değiştirmez, sadece süreci destekler.

Neden doktor ve diyetisyen kontrolü şart?

Çünkü bu ilaçlar sadece iştahı değil, tüm beslenme düzenini ve metabolik sistemi etkiler. Doktor tıbbi uygunluğu ve dozu belirlerken, diyetisyen sürecin günlük hayata yansımasını yönetir. Ne yersen gerçekten tok kalırsın, kas kaybı nasıl önlenir, yan etkiler nasıl yönetilir gibi sorular burada cevap bulur. Açık konuşayım, bu süreç “kendi kendine dene öğren” süreci değildir.

Yan etkiler neler?

En sık görülenler bulantı, kusma, kabızlık, ishal; bazı kişilerde baş ağrısı, baş dönmesi, hazımsızlık, çarpıntı hissi görülebiliyor. Ve en önemlisi, bu etkiler kişiden kişiye ciddi şekilde değişebiliyor.

Özetle…

Zayıflama iğneleri aslında vücudun tokluk hormonu GLP-1’i taklit ederek iştahı düzenleyen tıbbi bir tedavi. Ama şunu net söylemek gerekiyor: Bu bir zayıflama mucizesi değil! Doğru kişide, doğru planla ve mutlaka doktor, diyetisyen kontrolünde kullanıldığında fayda sağlayabilir; ama kontrolsüz kullanım kısa vadede sonuç verse bile uzun vadede bedeli ağır olabilir.

Devamını Oku

Kilo Verememenin Sebebi Gerçekten Tiroid mi?

Kilo Verememenin Sebebi Gerçekten Tiroid mi?
4

BEĞENDİM

ABONE OL

“Tiroidim var, bu yüzden kilo veremiyorum.”

Bu cümle, hipotiroidiyle yaşayan birçok kişinin ortak düşüncesi. Oysa mesele, çoğu zaman hastalığın kendisinden çok, onunla birlikte nasıl bir yaşam düzeni kurulduğuyla ilgilidir.

Hipotiroidi metabolizmayı yavaşlatır. Bu doğru. Ancak bu durum, kilo vermenin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Sadece daha planlı ve dengeli bir yaklaşım gerektirir.

Az yemek çözüm değildir

Hipotiroidisi olan bireylerin sık yaptığı hatalardan biri, öğünleri azaltmak ve çok düşük kalorili diyetlere yönelmektir. Oysa bu yaklaşım, zaten yavaşlamış olan metabolizmayı daha da baskılar. Burada önemli olan, miktarı azaltmaktan çok içeriği düzenlemektir.

Küçük bir öneri: Ana öğünlerde protein kaynağı bulundurmak, hem tokluk süresini uzatır hem de kas kaybını önlemeye yardımcı olur.

Güne nasıl başlandığı önemlidir

Kahvaltıyı atlamak ya da yalnızca kahve ile güne başlamak, gün içinde daha dengesiz bir iştah kontrolüne yol açabilir.

Küçük bir öneri: Protein ve lif içeren bir kahvaltı, gün boyu daha dengeli bir kan şekeri sağlar. Yumurta, sebze ve tam tahıl içeren bir öğün bu açıdan iyi bir başlangıç olabilir.

“Sağlıklı” algısı her zaman doğru değildir

Piyasada “sağlıklı” olarak sunulan birçok ürün, gerçekte yüksek şeker içerebilir. Granola barlar, aromalı yoğurtlar ya da bazı hazır karışımlar buna örnektir.

Küçük bir öneri: Bir ürünün gerçekten dengeli olup olmadığını anlamak için etiketine bakılmalıdır. Protein oranı düşük, şeker oranı yüksek ürünler pratik görünse de uzun süre tok tutmaz.

Besin ögelerinde denge şarttır

İyot, selenyum ve çinko gibi mineraller tiroid fonksiyonları için önemlidir. Ancak bu noktada “fazlası daha iyidir” yaklaşımı doğru değildir. Özellikle iyot ve selenyumun gereğinden fazla alınması, tiroid üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir.

Küçük bir öneri: Öncelikle besin çeşitliliği sağlanmalı; gerekli durumlarda ise takviye kullanımı uzman kontrolünde planlanmalıdır.

Sebzelerden kaçınmak gerekmez

Lahana, brokoli ve karnabahar gibi sebzeler uzun süre tiroid hastaları için sakıncalı olarak gösterilmiştir. Oysa bu besinler, normal porsiyonlarda ve özellikle pişirilmiş formda tüketildiğinde anlamlı bir olumsuz etki oluşturmaz.

Küçük bir öneri: Bu tür sebzeleri pişirerek tüketmek, olası etkileri azaltır ve güvenli bir tüketim sağlar.

Sindirim sistemi göz ardı edilmemelidir

Hipotiroidide sık görülen sorunlardan biri kabızlıktır. Ancak çoğu zaman bu durum yeterince önemsenmez.

Küçük bir öneri: Günlük beslenmede sebze, tam tahıl ve yeterli su tüketimi artırılmalı; fiziksel aktivite ihmal edilmemelidir.

Hareket, sürecin vazgeçilmezidir

Egzersiz yalnızca kalori yakmak için değil, metabolizmayı desteklemek için de gereklidir. Düzenli hareket, hem enerji seviyesini artırır hem de kas kütlesinin korunmasına yardımcı olur.

Küçük bir öneri: Uzun ve zorlayıcı programlar yerine, sürdürülebilir bir hareket düzeni oluşturmak daha etkilidir.

Hipotiroidide beslenme, katı yasaklardan oluşan bir liste değildir. Aksine; doğru planlanmış, dengeli ve sürdürülebilir bir yaşam biçimidir. Çoğu zaman fark yaratan şey büyük değişiklikler değil; her gün tekrarlanan küçük ve doğru alışkanlıklardır.

⬇️

Devamını Oku

Bayramı Dengeli Geçirmenin Yolları

Bayramı Dengeli Geçirmenin Yolları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ramazan Bayramı geldi! Ama unutmayın; dengeli başlamak, günün anahtarıdır.

Hafif Kahvaltılarla Güne Merhaba

Bayram kahvaltısı zaman zaman bol yağlı, kızartmalı ve tatlılarla dolu bir sofrayla başlayabilir. Oysa Ramazan boyunca eksik kalan dengeleri telafi etmek için güne hafif ve sağlıklı başlamak önemlidir. Bir dilim tam buğday ekmeği, az yağlı peynir, birkaç zeytin, domates ve salatalık… Hem tok tutar hem de kan şekeri düzeyinizi dengeler.

Öğleye Doğru: Ara Öğün ve Hareket

Bayram ziyaretleri sırasında tatlı ve çikolata ikramları sıkça karşınıza çıkar. Ara öğünleri atlamayın; ancak ölçüyü de koruyun. Bir avuç yemiş ya da taze meyve, kan şekeri dengesini korumak için iyi bir tercih olabilir. Ziyaretlere yakın mesafelerde yürüyerek gitmek ise küçük ama etkili bir hareket fırsatıdır; adım adım fazla enerjiyi yakmanızı sağlar.

Tatlı Tüketirken Dikkat

Tatlıların tadını çıkarmak güzel; ama ölçüyü korumak daha önemlidir. Tatlının yanına mutlaka bir süt ürünü ya da küçük bir avuç yemiş ekleyin; bu, kan şekeri dalgalanmalarını önemli ölçüde azaltır. Birkaç lokma almak yeterlidir; tüm tabağı bitirmek zorunda değilsiniz.

Porsiyon Kontrolü ve Dengeli Yemek

Akşam yemeğinde sofrada çeşit çok olabilir; ancak bedeninizi zorlamamak önemlidir. Sebze, az yağlı protein ve tam tahıllara öncelik verin. Tatlı ya da hamur işlerini akşam yemeğiyle aynı anda değil, yemekten 1-2 saat sonra ve küçük porsiyonlarla tüketin. Yavaş yemek, iyice çiğnemek ve doyduğunuzda durmayı bilmek; farkı yaratan küçük ama etkili alışkanlıklardır.

Sıvı ve Uyku Düzeni

Bayram boyunca kahve, çay ve meşrubat tüketimi artabilir; ama suyu unutmayın. Özellikle tatlı ve hamur işlerinin ardından su içmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de gereğinden fazla yemeyi önler. Gece geç saatlerde yemek yemek ya da sık sık atlıştırmak günlük ritmi bozabilir; uyku düzeni ise sağlıklı bir düzene dönüşün temel adımlarından biridir.

Özetle:

Bayramda sağlıklı kalmak; kendinizi cezalandırmadan, ölçüyü koruyarak ve bilinçli seçimler yaparak mümkündür. Gün boyunca atılan küçük adımlar, toplamında büyük bir fark yaratır.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.