45,2255$% 0.06
52,9572€% 0.15
6.630,17%0,91
10.801,00%0,79
43.054,00%0,87
3676694฿%0.89295
02:00
04 Mayıs 2026 Pazartesi
ÖZGÜRLÜK VE ÖZGÜR DÜŞÜNCE DARBE YEMEMELİDİR
Taşlardan Parşömenlere: Türkçenin Tarihsel Direnişi ve Yükselişi
Aydınlı Başkanlardan, Festivalcilikte Dünya Rekorları
Esnafın Yükü Vatandaşa mı Kesiliyor?
Kilo Verememenin Sebebi Gerçekten Tiroid mi?
Mutluluk Üzerine
Türkiye’de siyasi partilerde, belediyelerde ve bürokraside görev alan birçok kişinin düştüğü nahoş duruma baktığınızda, siyaset alanında olması gerektiği halde yer almayan insanların her geçen gün çoğaldığını görüyoruz. Durum böyle olunca da bilhassa siyasette gayriahlaki olaylarla karşılaşıyoruz. Hatta bu olayların içerisinde ülke güvenliğini sarsacak, bekamızı etkileyebilecek kadar büyük olanlarını da yaşadık ve yaşıyoruz.
Bunun sebeplerinin başında ucube bir anayasamızın olması ve bu anayasaya bağlı Siyasi Partiler Kanunu’nun getirdiği siyasi yapılanma gelmektedir.
Türkiye’de siyasi partiler her fırsatta halka yönelik mitingler düzenlerler, “biz halka dayanıyoruz” derler, sıkıştıklarında da yerli yersiz “seçime gidelim” propagandasına başvururlar. Durum böyle olmakla birlikte, partilerimizin programlarına, tüzüklerine ve söylemlerine baktığımızda, demokrasi ve halk adına mangalda kül bırakmazlar. Ama icraatlarında tam tersi uygulamalar yaparlar.
Mesela; İl Başkanı, İlçe Başkanı, Belde Başkanı ve Belediye Başkanı olacak adaylar hakkında, İl Koordinatörü olan kişi veya kişiler İl’e gelir, kendilerine, siyasi yeterliliklerine ve anlayışlarına göre incelemeler yapar, görüşmelerde bulunarak bir rapor düzenler. Bu görüşmelerde partinin; kurumsal kimliği, ilkeleri, halka ve geleceğe yönelik görüşleri hiç konuşulmaz. Görüşülen kişilerle siyasi görüş ve düşünceleri hakkında fikir teatileri yapılmaz. “Halk nezdindeki itibarı nedir, toplumda tabanı var mıdır, ili, ilçesi ve ülkesi için neler düşündüğü, temsil kabiliyeti nasıldır?” gibi benzeri sorgulamalar yapılmayan iptidai bir usul uygulanır.
Ankara’ya, genel merkeze çağrılan kişilere, Genel Başkan adına görev yapan Teşkilat Başkanı da, AK Parti’ye ve millete hizmet etme anlayışında olan bu kişilerin yüzlerine bile bakma gereği duymaz. Bakarsınız, devreye gizli bir el olarak bir milletvekili girer. Teşkilat Başkanını veya Bölge Koordinatörünü etkiler ve “şu isim olsun” der. Böylece il ve ilçe başkanı atanır. Partinin halk nezdindeki itibarı hiç düşünülmez.
Meseleye buradan bakacak olursak; Aydın AK Parti’de yaşanan Köşk Belediye Başkanı olayına derinlemesine baktığımızda, kişinin belediye başkanı adayı yapılmasında, Aydın milletvekili olan, okuldan veya yurttan arkadaşı, çeşitli ilişkilerinin de olduğu ve halk arasında çok konuşulan, “Bu benim kırmızı çizgim” diyerek genel merkeze baskı yapan kişi tarafından aday yapıldığı milletin dilinden düşmez.
Hâlbuki teşkilatın organlarına seçilecek olan kişiler, seçici olan üye ve delegelere;
Ve daha birçok siyasi meseleyi anlatacak ve tartışacak ki, kendisini seçecek üyelere ve kişilere güven vererek, yani ter akıtarak ve emek harcayarak o makama gelecektir.
Bunların ve daha gelişmiş demokratik uygulamaların yapılmadığı ülkemizde 31 Mart seçimlerinden bugüne takriben 22 civarında belediye başkanı, yolsuzluk ve ahlaksız hareketleri yüzünden gözaltına alındı, tutuklandı ve görevden el çektirildi. Ne gariptir ki bütün bunları savunan, genel başkanlara, milletvekillerine, parti teşkilatlarına ve de halka da sahip çıkan bir duruşumuz vardır.
Böylece bu görev yerleri;
Bu durum, toplumun geleceği ile doğrudan irtibatı olan gençlerimizin;
Bu meseleye farklı bir açıdan da baktığımızda, bu durum gençlerin başka alanlara doğru kaymalarına sebep olmakta ve dolayısıyla karşımıza;
Bu durumu düzeltmeye sadece adli makamların gayretlerinin yeterli gelmeyeceğini düşünüyorum. Onun için siyasi partilerin de kendi içlerindeki bu safraları temizlemesini çok önemsiyorum.
Bunları temizlemenin ve kadroların sürekli temiz olmasını sağlamanın çeşitli yolları vardır. Bunlardan bazılarına değinmek istiyorum:
Yazılacak bu anayasa:
Son söz;
Milletimiz 24 yıla yakın zamandan beri bir kişiyi ve onun kurduğu partiyi iktidarda tutuyor, “senden ve partinden daha iyisi hâlen yoktur” diyor. Yani halkımız seçmesini çok iyi biliyor.