48,6518$%0,06
56,1827€%0
6.801,13%1,30
11.121,00%1,30
44.328,00%1,30
3682104฿%-0.34607
02:00
08 Eylül 2026 Salı
Dünya'nın Durumu, Türkiye'nin Tarımı
Çektiğin Sıkıntıya Değer mi?
Dumlupınar'dan Aydın'a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın, Uluslararası Yük Limanını Hak Ediyor
Sevilmek mi, Anlaşılmak mı?
Esnafın Yükü Vatandaşa mı Kesiliyor?
Sabah evden çıkarken çoğumuz aynı sokaklardan geçiyoruz. Aynı kaldırımlara basıyor, aynı ağaçların gölgesinde yürüyoruz. Fakat çoğu zaman gözümüzün önünde yaşayan bir hayatı fark etmiyoruz. Bir duvar dibine kıvrılmış, geceyi aç geçirmiş bir köpek… Market önünde insanların ayağına dolaşmamak için kenara çekilen yaşlı bir kedi… Susuzluktan dili dışarı çıkmış bir kuş… Onlar hep oradalar. Biz ise çoğu zaman acelemizden onları görmeyi unutuyoruz.
Hayvanlar konuşamaz. “Üşüyorum” diyemezler. “Açım” diye kapımızı çalamazlar. Canlarının yandığını anlatamaz, uğradıkları zulmü kelimelere dökemezler. Ama onların sessizliği, bazen insanların en yüksek sesinden bile daha fazla şey anlatır. Bir çift ürkek göz, titreyen bir beden ya da korkuyla geriye çekilen bir adım… Bunların her biri aslında bize yöneltilmiş sessiz bir yardım çağrısıdır.
Ne yazık ki her geçen gün bir canın daha şiddete uğradığına, aç bırakıldığına, terk edildiğine ya da sadece “rahatsız ediyor” denilerek yaşam hakkının elinden alınmak istendiğine tanıklık ediyoruz. Oysa bu dünya yalnızca bize ait değil. Aynı gökyüzünü paylaştığımız, aynı yağmurda ıslandığımız, aynı güneşle ısındığımız bütün canlıların ortak evidir.
Merhamet, yalnızca güçlü olana gösterildiğinde değerli değildir. Gerçek merhamet; kendini savunamayana, sesini duyuramayana karşılık beklemeden uzatılan eldir. Bir kap su koymak, bir kap mama bırakmak, yaralı bir hayvanı veterinere ulaştırmak ya da soğuk bir kış gecesinde küçük bir kulübe yapmak… Bunlar belki bize çok küçük görünen davranışlardır. Ama bir can için koca bir ömür anlamına gelebilir.
Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miraslardan biri de hayvan sevgisidir. Bir çocuk, bir kuşa zarar vermemeyi öğrenerek büyürse; insana da zarar vermemeyi öğrenir. Bir yavru kediyi okşayan eller, yarın yaşlı bir insanın da elinden tutmasını bilir. Çünkü vicdan bölünmez. Ya vardır ya da yoktur.
Bozdağ’ın sokaklarında yürürken, ormanlarında dolaşırken, dağlarında nefes alırken unutmamalıyız ki bu toprakların gerçek sahipleri yalnızca insanlar değildir. Her sincap, her kirpi, her tilki, her kuş ve her sokak hayvanı bu yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Biz doğayı korudukça onlar yaşar; onlar yaşadıkça da doğa nefes almaya devam eder.
Belki hepimizin büyük değişimler yapacak gücü olmayabilir. Fakat hepimizin küçük iyilikler yapacak imkânı vardır. Bazen cebimizde taşıdığımız küçük bir su kabı, bazen evimizin önüne bıraktığımız birkaç lokma mama, bazen de bir canın üzerine çevrilen taşı kaldıracak cesaret… İşte gerçek değişim böyle başlar.
Bir toplumun gelişmişliğini sadece yollarıyla, binalarıyla ya da teknolojisiyle ölçemeyiz. Asıl ölçü, en savunmasız canlılara nasıl davrandığıdır. Çünkü vicdan, yalnızca insanlar için değil, bütün canlılar için atıyorsa gerçek anlamını bulur.
Bugün bir sokak hayvanının başını okşayın. Bir kuş için pencerenizin önüne su bırakın. Yaralı bir can gördüğünüzde arkanızı dönmeyin. Belki o gün siz dünyayı değiştiremeyeceksiniz. Ama bir canın bütün dünyasını değiştirmiş olacaksınız.
Ve unutmayalım… İnsan konuşabildiği için değil, merhamet edebildiği için insandır. Biz sustuğumuzda onların sesi duyulmaz. Bu yüzden sessiz dostlarımızın sesi olmak, yalnızca bir sorumluluk değil; insan olmanın en güzel hâlidir.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.