DOLAR

48,6518$%0,06

EURO

56,1827%0

GRAM ALTIN

6.801,13%1,30

ÇEYREK ALTIN

11.121,00%1,30

TAM ALTIN

44.328,00%1,30

BİTCOİN

3682104฿%-0.34607

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Aybars Karaçancı

Aybars Karaçancı

09 Eylül 2026 Çarşamba

Yeni Dünya Düzeninde Güç Sınırları Değil, Geleceği Çizecek

Yeni Dünya Düzeninde Güç Sınırları Değil, Geleceği Çizecek
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Yeni dünya düzeni, haritaları değiştirmeye başlamadan önce zihinleri değiştirdi. Bugün NATO masasında konuşulan yalnızca güvenlik değil, geleceği kimin şekillendireceğidir. O gelecekte söz sahibi olmak isteyen ülkeler artık sadece sınırlarını değil, teknolojisini, üretimini ve stratejik planlarını da korumak zorundadır.

Yeni dünya düzeni denildiğinde çoğu insanın aklına siyaset geliyor, benim aklıma ise fabrikalar geliyor. Çünkü geleceğin savaşları yalnızca cephede değil, üretim bantlarında, yazılım laboratuvarlarında ve mühendislik masalarında kazanılacak. NATO’nun Türkiye açısından asıl anlamı da burada yatıyor. Mesele sadece bir ittifakın parçası olmak değil, o ittifakın geleceğini şekillendirecek teknolojileri üretebilmektir.

Son yıllarda yaşanan bölgesel çatışmalar, savaş sanatının kökten değiştiğini gösterdi. Bir zamanlar gücün simgesi kabul edilen milyonlarca dolarlık tanklar, kendilerinden kat kat düşük maliyetli insansız hava araçları karşısında ciddi zorluklar yaşadı. Bu tablo, savaşların artık tankların zırhları ile değil, teknolojinin gücüyle kazanıldığını net şekilde göstermiştir. Türkiye’nin savunma sanayisinde yakaladığı ivme bu yüzden son derece kıymetlidir. Ancak bu başarıyı koruyabilmek, onu elde etmekten daha zordur. Bundan sonraki hedefimiz sadece daha fazla üretmek değil, daha akıllı ve yüksek teknoloji üretmek olmalıdır.

Savaş sanayisinde yüksek teknoloji üretimi denince insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, yapay zekâ destekli savunma teknolojileri ve bunları geliştirecek mühendislik ekosistemi akla gelmelidir. Geleceğin en büyük yatırımı bunları inşa edebilmektir. Belki de artık bu yönde fabrikalar kurmanın zamanıdır, fakat bu kez çelikten ziyade teknoloji üreten fabrikalar inşa edilmelidir.

Türkiye’nin son yıllarda izlediği dış politika, değişen dünyanın şartlarını dikkate alan bir denge arayışı olarak değerlendirilebilir. Bir yandan müttefikleriyle ilişkilerini sürdürebilen, diğer yandan kendi millî çıkarlarını önceleyebilen bir anlayış, bu yeni dünya düzeninde yakalayacağımız en önemli avantajlardan biridir. Artık güçlü devletler, tek bir eksene bağlı kalanlar değil, gerektiğinde kendi rotasını çizebilenlerdir. Önümüzdeki yirmi yıl, Türkiye için belki de son yarım yüzyılın en kritik dönemi olacak.

Bugün atacağımız adımlar, çocuklarımızın nasıl bir ülkede yaşayacağını belirleyecek. Bu nedenle bizi yönetenlerin en büyük sorumluluğu geleceği inşa etmektir. Çünkü önümüzdeki yıllarda ülkelerin gücü, sahip oldukları tank sayısıyla değil, ürettikleri teknolojiyle, yetiştirdikleri mühendislerle ve dünyaya sundukları fikirlerle ölçülecektir. Çünkü yeni dünya düzeninde güçlü olanlar tarihi takip edenler değil, tarihi yazanlar olacaktır.