DOLAR

48,6552$%0,06

EURO

56,1595%-0,04

GRAM ALTIN

6.808,44%1,41

ÇEYREK ALTIN

11.136,00%1,44

TAM ALTIN

44.386,00%1,43

BİTCOİN

3689114฿%-0.83787

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Alper Uzungüngör

Alper Uzungüngör

04 Eylül 2026 Cuma

Aydın’ın Fay Hattında Yaşamak

Aydın’ın Fay Hattında Yaşamak
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Marmara’yı sarsan 17 Ağustos 1999 Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. O gün yaşanan yıkım yalnızca binlerce canımızı almadı; şehirlerin geleceğine ve afet yönetimi anlayışına ilişkin bakışımızı da kökten değiştirdi.

Depremlerin ardından yapı yönetmelikleri yenilendi, denetim sistemleri güçlendirildi ve mühendislik uygulamalarında önemli ilerlemeler kaydedildi. Bugün yönetmeliklere uygun olarak tasarlanan yapılarda betonarme taşıyıcı sistemler, radye temeller, yüksek dayanımlı beton sınıfları ve gelişmiş mühendislik hesapları kullanılabiliyor.

Ancak bütün bu önlemlere rağmen temel bir gerçeği gözden kaçırmamalıyız: Deprem güvenliği yalnızca binanın nasıl yapıldığıyla değil, binanın nereye yapıldığıyla da ilgilidir.

Aydın kent merkezi ve yakın çevresinin deprem riski, Büyük Menderes Grabeni ve bölgede bulunan aktif fay sistemleriyle doğrudan ilişkilidir. Bunun yanında kentin önemli bir bölümünün ova tabanındaki alüvyon zeminler üzerinde gelişmesi, bu gerçeği daha da önemli kılmaktadır. Bu durum ise bir deprem sırasında yer hareketlerine bağlı olarak zemin kaynaklı tehlikelerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.

Dolayısıyla Aydın’ın deprem sorununu yalnızca “Binalar sağlam mı?” sorusuna indirgemek büyük bir yanılgıdır. Asıl sorumuz şudur: Aydın, gelecekte doğru yerde mi büyüyecek?

Aydın’ın gelişim sürecine baktığımızda, kentin zaman içinde ova tabanına ve ulaşım akslarına doğru genişlediğini görüyoruz. Önceleri Tabakhane Deresi çevresinde şekillenen şehir, 20. yüzyıldan itibaren doğu-batı doğrultusunda ızgara planlı bir gelişim göstermiş; 21. yüzyılda ise artan nüfus, arsa baskısı ve rant beklentileriyle birlikte dikey yapılaşmaya yönelmiştir.

Ne var ki bu büyüme sürecinde deprem tehlikesi, zemin özellikleri, taşkın riski ve diğer ikincil afet tehlikeleri kentin gelişim kararlarının merkezine yeterince konulamamıştır.

Artık bu anlayışı değiştirmek zorundayız. Türkiye’nin farklı kentlerinde, topoğrafyanın ve zemin koşullarının şehirleşme kararlarında nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin örnekler bulunmaktadır. Denizli’deki Honaz Dağı ve Babadağ’a yönelik gelişim deneyimi ve Antalya’nın Kepez çevresindeki şehirleşme, Aydın açısından da üzerinde düşünülmesi gereken örneklerdir.

Elbette her kentin jeolojisi, fay sistemi, topoğrafyası ve ulaşım yapısı farklıdır; dolayısıyla başka kentlerdeki modeller Aydın’a doğrudan kopyalanamaz. Ancak ortak ders açıktır: Şehirler, afet risklerini dikkate alarak gelecekteki gelişme yönlerini bugünden planlamak zorundadır.

Aydın için de artık yalnızca mevcut yapı stokunu dönüştürmeyi değil, kentin gelecekte nereye doğru büyüyeceğini konuşmalıyız. Kısa vadede yapılması gereken bellidir: Mevcut kent dokusu deprem güvenliği temelinde yenilenmelidir. Fakat uzun vadede daha büyük bir vizyona ihtiyacımız var.

Aydın’ın gelişme yönü kuzeye çevrilmelidir. Valilik binası ile Adnan Menderes Üniversitesi yerleşkesinin arkasında kalan, kent merkezinin kuzeyinde ve Büyük Menderes Ovası’nın kuzey sınırlarına doğru yükselerek uzanan Aydın Dağları’nın etekleri, yeni şehirleşme alanı olarak değerlendirilmelidir.

Buradaki amaç, Aydın Dağları’nı kontrolsüz biçimde yapılaşmaya açmak değildir. Amaç; deprem, zemin, taşkın, heyelan, ulaşım, altyapı ve çevre kriterlerini birlikte değerlendirerek, güvenli olduğu bilimsel olarak ortaya konulan alanlarda Aydın’ın geleceğini bugünden planlamaktır.

Şimdi Aydın’ın önünde iki seçenek var. Ya mevcut kent dokusunun içinde, geçmişte yapılan hataları düzeltmeye çalışarak büyümeye devam edeceğiz ya da bugünden başlayarak daha güvenli, daha dirençli ve afet risklerini dikkate alan yeni bir Aydın vizyonu ortaya koyacağız.

Geç kalmış olabiliriz. Ama hâlâ bir fırsatımız var. Aydın’ın geleceğini yalnızca bugünkü şehri dönüştürerek değil, geleceğin güvenli şehrini bugünden doğru yerde ve doğru ilkelerle planlayarak kurmalıyız. Çünkü deprem olduktan sonra güvenli şehir aramak yerine, deprem gelmeden güvenli şehri inşa etmek zorundayız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.