48,6502$%0,05
56,1519€%-0,05
6.795,03%1,21
11.114,00%1,24
44.299,00%1,23
3675395฿%-1.93806
02:00
04 Eylül 2026 Cuma
Dünya'nın Durumu, Türkiye'nin Tarımı
Çektiğin Sıkıntıya Değer mi?
Dumlupınar'dan Aydın'a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın, Uluslararası Yük Limanını Hak Ediyor
Sevilmek mi, Anlaşılmak mı?
Esnafın Yükü Vatandaşa mı Kesiliyor?
Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nın yenik tarafı olarak yalnızca cephelerden değil, tarih sahnesinden de çekilmekteydi. 1916’da Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu’da Rus işgaliyle başlayan çözülme, Paris Barış Konferansı’nda alınan kararlarla kesinlik kazanmıştı.
Anadolu’nun küçük uydu devletlere bölünmesini öngören bu kararların mürekkebi kurumadan, 1918 sonlarında Çanakkale, İstanbul ve İzmit işgal edildi. Ardından Antakya, Mersin ve Adana aynı akıbeti paylaştı. Kilyos’tan Trabzon’a uzanan Karadeniz kıyıları denetim altına alındı. 1919’un ilk günlerinde Antalya, Antep, Maraş ve Urfa birer birer düştü.
İstanbul ile Anadolu artık aynı dili konuşmuyordu. Sadrazam Damat Ferit ve Heyet-i Nasiha, işgallere karşı çıkanları saltanata ihanetle suçlayarak milletin varlık mücadelesini daha doğmadan boğmaya kararlıydı.
Yaklaşan felaketin gölgesi her şehri sarmıştı. Bu karanlığın ortasında 15 Mayıs 1919 sabahı, 12 bin kişilik Yunan tümeni İzmir rıhtımına çıktı. Yerli iş birlikçilerin desteğiyle şehir kana bulandı. Aynı gün Evzon birliklerinin de bulunduğu bir alay Yunan askeri, Basmane üzerinden Aydın yönüne ilerlemeye başladı.
Ezine-i Ayasluğ (Germencik) İstasyonu kısa sürede Yunan ordusunun bölgedeki en kritik lojistik merkezi hâline getirildi. Demiryolunun iki yakasına kurulan çadırlar, sahra hastaneleri, mühimmat depoları ve karargâh birimleriyle istasyon çevresi adım adım işgal üssüne dönüştü.
27 Mayıs sabahı Yunan birlikleri, Karapınar (İncirliova)’dan Kestel (Nazilli)’e uzanan hattı köyleriyle birlikte hiçbir direnişle karşılaşmadan ele geçirdi. Aydın Hükümet Konağı kısa sürede işgal edildi. Göndere Yunan bayrağı çekilirken kapıya silahlı nöbetçiler yerleştirildi.
Topyatağı’ndaki garnizonda nöbetçiler dışında asker bulunmamasının nedeni, 57. Tümen Komutanı Albay Mehmet Şefik Aker’in stratejik tercihiydi. Aker, birliğini teslim olmaktan korumak ve ileride verilecek mücadele için kuvvetlerini önceden İtalyan işgal hattındaki Çine’ye çekmişti.
Yunan Yüksek Komiseri Stergiadis’in talimatıyla Aydın’da ağır bir baskı rejimi kuruldu. Şehrin kimliği hedef alınarak sokak ve iş yeri isimleri Grekçeleştirildi; resmî dairelere, evlere ve dükkânlara Yunan bayrakları asıldı. Okullar kışlaya çevrildi.
Türk mahalleleri makineli tüfek yuvalarıyla kuşatıldı, giriş-çıkışlar izne bağlandı. Fabrikalar, atölyeler ve Memleket Hastanesi’ne el konuldu. Gıda dükkânlarının günde yalnızca iki saat açılmasına izin verildi. İbadethaneler dışında üçten fazla Türk’ün bir araya gelmesi yasaklandı.
Aydın; Rum çeteleri ve Evzon birliklerinin sistemli “insansızlaştırma” politikasına maruz kaldı. Köyler yakıldı, masum siviller katledildi. İşgal öncesi 40 bin olan nüfustan, bu zulüm dalgasının ardından yalnızca bin civarında insan ve büyük bir harabe kaldı.
Bu karanlık tablo karşısında Albay Mehmet Şefik Aker, 28 Mayıs 1919 tarihli Havza Genelgesi’nin verdiği yetkiyle kararlı bir adım attı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin önde gelenlerini, işgal karşıtı yöneticileri, bazı din adamlarını, bölgenin etkili eşrafını ve Zeybek liderlerini bir araya getirerek sivil-asker ittifakını kurdu.
Bu birliktelik, Milli Aydın Alayı’nı doğurdu. Sivil halk silahlandırıldı, gönüllü birlikler oluşturuldu. Muğla ve Denizli’den gelen milislerle güçlenen alay, Köşk merkezli iki cepheli bir düzene kavuştu: Batı Cephesi Komutanlığı’na Yörük Ali Efe, Doğu Cephesi Komutanlığı’na Demirci Mehmet Efe getirildi.
16 Haziran 1919’daki Malgaç Baskını, Köşk savunma hattı, Erbeyli, Çine, Baltaköy, Nazilli çatışmaları ve Aydın Kent Savaşı, Millî Mücadele’nin Batı Ege’deki ilk kıvılcımını yaktı. Bu başarılar yalnızca Yunan ordusunun ilerleyişini durdurmakla kalmadı; Nazilli Kongreleri’nin toplanmasına zemin hazırlayarak Kuvayımilliye’ye duyulan güveni sarsılmaz bir kararlılığa dönüştürdü.
Kahramanlarımızın aziz hatırası, Cumhuriyetimizin yüce makamlarında ve milletimizin kalbinde ebediyen yaşayacaktır. Her birini saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.