45,2214$% 0.06
52,9532€% 0.15
6.630,19%0,91
10.803,00%0,82
43.059,00%0,90
3680147฿%1.1864
02:00
Hepimiz isteriz değil mi mutlu bir hayat sürmeyi. Fakat kimimiz buna erişir, kimimiz ise şikâyet hâlinde bir ömür geçirir yahut savrulur gider rotasını kaybetmiş bir gemi misali. Mutluluk kelimesinin anlamından yola çıkarsak eğer, nasıl tanımlarız bu hissi? Memnun olma hâli, sevinçli olma hâli, tatmin olma hissi yahut bir iş yapma cesareti? Yani nerede arayalım bu mutluluğu: çok sevinçli bir haber aldığımızda, her şey yolunda gittiğinde, kavuştuğumuz bir hâlde, elde ettiğimiz bir statüde, kazandığımız parada?
Bilim der ki bazı hormonlarımız vardır, bunlar hoş duygular oluşturur insanda. Mesela dopamin hormonu; beynin haz, ödül mekanizmasında görevlidir. Ayrıca hareket, motivasyon, dikkati yönetmekle sorumlu bir hormondur. Bir başarı elde ettiğimizde dopamin sayesinde mutluluk hissederiz basit bir tabirle. Ayrıca eksikliğinde motivasyon kaybı, yorgunluk, hafızada problemler, konsantrasyon kaybı, buna bağlı uyku sorunları, mutsuzluk ve keyifsizlik yaşarız.
Aynı şekilde sindirim sisteminde yer alan, doğrudan ruhsal sorunların birçoğu ile ilintili serotonin hormonu da pekâlâ mutluluğumuza etki eder. Özellikle eksikliği kaygı bozukluğuna neden olan bu değerli hormon, uyku gibi hayatî fonksiyonların düzenli işlemesinde gereklidir. Ayrıca bağlanma hormonu olarak bilinen, anneliği bir hayli kolaylaştıran oksitosin ve doğal ağrı kesici olan endorfini de saymadan geçmeyelim.
Nörobilimde işler böyle ilerlerken kadim geleneğimizde birçok farklı tabir kullanılmış bu hissiyat için. Mesela saadet kelimesi refah içinde olma anlamında kullanılırken, ferah daha çok gönül ferahlığı, dinginliği anlamında kullanılmış. Saadet kelimesi genel mutlu olma hâli, mesut yaşama şeklinde tanımlanmış. Ayrıca pek çok yerde said, müşerref kelimeleri de kullanılmış.
Geleneğimizin özünde de rıza hâlinde olma, şikâyet ehlinden olmama, şükür hâlinde yaşama övülmüş ve mutluluğun bu şekilde mümkün olabileceğinden bahsedilmiş. Nitekim dünyayı bir imtihan yeri olarak gören Yunus Emre, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri gibi zatlar, hakiki gerçek mutluluğun bu dünyada olmadığını, ancak Yaradan’ın takdirine sabır ve şükür hâlinde rıza gösterirsek rahat edeceğimizi söylerler. Modern hayat dayatmalarının tersine, insanın mutluluğunun nefsin arzu ve isteklerine karşı koyarak elde edileceğine inanırlar.
Nitekim maddi zevk ve sefanın sonuna kadar yaşandığı, refahın ve konforun en üst düzeyde olduğu yerlerde de birçok kişinin doyumsuzluk hissi ile mücadele etmek için türlü yollara başvurduklarına şahit olmaktayız.
O hâlde bu mutluluk dediğimiz hissiyatı biz genel olarak iç huzur olarak değerlendirelim. İç huzur için en önemli nokta hakkı gözetmek olsa gerek. Kendi nefsimizin hakkını vermek, sorumlu olduklarımızın hakkını korumak gibi… Ayrıca hiçbir hâlin kalıcı olmadığını, her yaşanan olayda bir hikmet olduğunu, acı bir olayla karşılaşınca sabır gösterip ferah hâline şükredilebildiğimizde mutluluğu pekâlâ yakalayabileceğimizi düşünmekteyim.
İşin özü, dopaminimiz, serotoninimiz yerinde olsun ve hikmetle saidlerden, müşerreflerden olalım inşallah.
Herkese bolca mutluluk diliyorum. 🙂
Kuyumcu 100 kilogram emanet altınla yurt dışına kaçtı
Aydın’da teknede 186 kilo uyuşturucu ele geçirildi
Aydın merkezli yasa dışı bahis ağı çökertildi: 14 tutuklama
Kayıp zihinsel engelli şahıs gölette ölü bulundu
Gazetemizin İmtiyaz Sahibine Eşinin Yanında Saldırı Yapıldı
Kuyumcu 100 kilogram emanet altınla yurt dışına kaçtı
Aydın’da teknede 186 kilo uyuşturucu ele geçirildi
Aydın merkezli yasa dışı bahis ağı çökertildi: 14 tutuklama
Kayıp zihinsel engelli şahıs gölette ölü bulundu
Gazetemizin İmtiyaz Sahibine Eşinin Yanında Saldırı Yapıldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Ebeveyn ve kişisel olarak toplum olarak rahatlıkla huzuru karıştırıyoruz. Ruh doymayınca yerine başka şeyler geliyor sonra da huzursuzluk başlıyor.
👏🏽👏🏽👏🏽Bu dünyada mutluluğu aramak, güle giderken papatyaları çiğnemek gibidir.