DOLAR

48,6155$%0,01

EURO

56,1991%1,00

GRAM ALTIN

6.797,41%1,92

ÇEYREK ALTIN

11.098,00%1,51

TAM ALTIN

44.237,00%1,51

BİTCOİN

3725017฿%0.5364

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Vefası Olmayanın Geleceği de Olmaz

Siyasetin acımasız bir kuralı vardır.

Siyasette takvim yalnızca seçim tarihlerini göstermez. Bir de görünmeyen bir takvim vardır: Toplumun siyasetçilere biçtiği siyasi ömür…

Kimileri ilk döneminin ardından unutulur, kimileri ise yıllar geçse de hafızalarda yaşamaya devam eder. Çünkü siyasette belirleyici olan, kaç dönem milletvekilliği yaptığınız değil; geride nasıl bir iz bıraktığınızdır.

Bir siyasetçi beş dönem milletvekili olabilir, partisinde genel başkan yardımcılığı görevini üstlenebilir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en etkili isimlerinden biri olarak gösterilebilir. Bunların tamamı önemli siyasi başarılardır.

Ancak bütün bu unvanların sonunda cevap bekleyen tek bir soru vardır:

Bugün geriye ne kaldı?

Bülent Tezcan, CHP’nin Aydın siyasetinde uzun yıllar belirleyici isimlerden biri oldu. Beş dönem milletvekilliği yaptı; hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de Özgür Özel dönemlerinde partinin üst yönetiminde görev aldı. Aday belirleme süreçlerinden parti politikalarına kadar birçok kritik kararda etkili bir aktör olarak öne çıktı.

Fakat siyaset yalnızca yükseliş hikâyelerinden ibaret değildir.

Bir de siyasi muhasebe günü vardır.

Bugün Aydın’da tartışılan konu da tam olarak budur: Beş dönem milletvekilliğinin ardından nasıl bir siyasi miras bırakıldığı…

Bir siyasetçinin gerçek başarısı, kazandığı seçimlerin sayısıyla değil; arkasında bıraktığı teşkilat yapısı, oluşturduğu güven ortamı ve sağlayabildiği birlik duygusuyla ölçülür.

CHP tabanında uzun yıllardır dile getirilen eleştirilerden biri, Aydın siyasetinin kişilere bağımlı hâle gelmesi ve parti içindeki görüş ayrılıklarının zaman zaman derinleşmesidir. Bu tartışmaların merkezinde ise uzun yıllar karar mekanizmalarında bulunan isimler yer almaktadır.

Özlem Çerçioğlu ile yıllarca aynı siyasi çizgide yürüyen kadroların daha sonra farklı yönlere savrulması…

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel ile yaşanan siyasi ayrışmalar ve kamuoyunda dile getirilen “vefa” tartışmaları…

Parti içinde yaşanan kırgınlıklar ve kopuşlar…

Bütün bunlar, kamuoyunda şu sorunun sorulmasına neden olmuştur:

“Aydın CHP’sinde neden kalıcı bir siyasi birlik oluşturulamadı?”

Elbette yaşanan tüm gelişmelerin sorumluluğunu tek bir kişiye yüklemek doğru değildir. Ancak uzun yıllar karar mekanizmalarında yer alan bir siyasetçinin, elde edilen başarılar kadar ortaya çıkan sorunların da doğal muhataplarından biri olduğu açıktır.

Çünkü siyaset yalnızca yetki kullanma hakkı değil, aynı zamanda sonuçların sorumluluğunu üstlenme sanatıdır.

Bu noktada öne çıkan en önemli kavram ise vefadır.

Vefa; her konuda aynı düşünmek ya da ömür boyu aynı siyasi çizgide yürümek değildir. Vefa, yollar ayrılsa bile geride güven, saygı ve iyi hatıralar bırakabilmektir.

Son yıllarda Bülent Tezcan hakkında dile getirilen eleştirilerin önemli bir bölümü de bu kavram etrafında şekillenmektedir.

Daha dikkat çekici olan ise şudur:

Beş dönem milletvekilliği yapmış bir siyasetçi için bugün en çok konuşulan konu, geleceğe ilişkin yeni bir siyasi vizyon değil; geçmişte kurduğu siyasi ilişkiler ve bu ilişkilerin nasıl sona erdiğidir.

Uzun yıllar Özlem Çerçioğlu ile kurduğu siyasi birliktelik konuşuldu.

Daha sonra Ömer Günel ile kurduğu yakın siyasi ilişki gündemin önemli başlıklarından biri oldu.

Siyasette dostluklar da olur, ayrılıklar da…

Ancak ayrılıkların ardından geriye kalan değerlendirmeler, siyasetçinin siyasi hanesine yazılır.

Bugün CHP kulislerinde ve Aydın siyasetinde Bülent Tezcan’a yöneltilen eleştirilerin merkezinde de yine aynı kavram yer almaktadır:

Vefa.

Oysa büyük siyasetçiler geçmişleriyle övünmekten çok, gelecek için umut üreten isimler olarak hatırlanırlar.

İşte siyasetin gerçek raf ömrü de tam burada başlar.

Çünkü hiçbir makam sonsuza kadar sürmez.

Hiçbir koltuk ebedî değildir.

Hiçbir siyasi güç, toplumun desteği olmadan kalıcı olamaz.

Dün sizi alkışlayanlar bugün sizi sorgulayabilir.

Dün omuzlarında taşıyanlar, yarın sessizce başka isimlerin arkasında yürüyebilir.

Bu, siyasetin değişmeyen gerçeğidir.

Asıl mesele, koltukta ne kadar oturduğunuz değil; koltuktan kalktıktan sonra insanların arkanızdan ne söylediğidir.

Beş dönem milletvekilliği elbette önemli bir siyasi kariyerdir.

Ancak beş dönemin sonunda geriye güçlü bir teşkilat, yetişmiş yeni kadrolar, ortak akıl kültürü ve kalıcı bir siyasi miras yerine daha çok tartışmalar, kırgınlıklar ve cevabı hâlâ aranan sorular kalıyorsa, şu soruyu sormak kaçınılmazdır:

Uzun bir siyasi kariyer, gerçekten kalıcı bir siyasi mirasa dönüşebildi mi?

Bu soru yalnızca Bülent Tezcan’a değil, uzun yıllar aynı makamları elinde tutan bütün siyasetçilere yöneltilmesi gereken evrensel bir sorudur.

Çünkü siyasette gerçek ölçü, kaç dönem görev yaptığınız değildir.

Gerçek ölçü; siz görevden ayrıldıktan sonra arkanızda nasıl bir iz bıraktığınızdır.

Makamların ömrü sınırlıdır.

İnsanlar çoğu zaman makamların unutulmayacağını sanır. Oysa unutulmayan makamlar değil, insanların hafızasında bıraktığınız izdir.

Ve unutulmaması gereken bir gerçek daha vardır:

Hafızanın zayıfladığı zamanlar olabilir; makamların ise mutlaka bir sonu vardır. Ama vefasızlığın toplum vicdanındaki izi kolay kolay silinmez. Çünkü vefası olmayanın, geleceği de olmaz.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.