48,6538$%0,05
56,1755€%-0,02
6.807,38%1,39
11.133,00%1,41
44.377,00%1,41
3687791฿%-0.7195
02:00
Trafik cezaları güncellendi ve kâğıt üzerinde her biri oldukça caydırıcı görünüyor. Ancak ülkenin ortalama maaşı 20-30 bin lira civarındayken, 200 bin liralık bir cezanın caydırıcılıktan çok yıkıcılık anlamına geldiğini söylemek gerekmez mi? Artık bir kırmızı ışık ihlali, bir asgari ücretlinin yıllarca ödeyemeyeceği bir borca dönüşüyor. Devletin amacı düzeni sağlamak mı, yoksa vatandaşı ekonomik bir darboğaza sürüklemek mi? Ceza, adaletin aracı olmalı; zulmün değil. Bir vatandaşın seyir hâlindeyken telefonla konuşması nedeniyle kesilen cezayı ödeyemeyip icra takibiyle karşı karşıya kalması, zaten yüksek enflasyon altında ezilen halkın sırtına taşınması imkânsız yeni bir yük eklemektedir.
Kural ihlali elbette cezalandırılmalı; ama ceza, gelir seviyesine göre adil olmalıdır. Avrupa ülkelerinde trafik cezaları çoğunlukla gelir oranına göre belirleniyor. Avrupa’da buna “Day/Fine” deniyor. Bu konuda Bu konuda en katı ve meşhur ülke Finlandiya’dır. Örneğin, 2015 yılında Finlandiyalı bir iş adamı, hız sınırını aştığı için yaklaşık 54.000 Euro ceza ödemiştir. Cezanın böyle yüksek bir miktarda olması kişinin yıllık kazancına göre oranlanmasıdır. Fakat ülkemizde tablo biraz farklı, cezalar herkese aynı uygulanıyor ancak herkes aynı şartlarda yaşamıyor. Bugün 200 bin liralık bir “dur” ihtarına uymama cezası, bir vatandaş için evi, arabası, belki de tüm geleceği demektir. Caydırıcılık sadece cezanın miktarıyla değil, uygulanabilirliğiyle ölçülür. Ödeyemediği için icralık olan ve işini kaybeden bir vatandaş, artık sisteme kazandırılan değil, kaybedilen bir bireydir.
Asgari ücretin 28 bin lira olduğu bir dönemde, dur ihtarına uymamanın bedelinin 200 bin lira olması, vatandaşın yaklaşık dokuz aylık maaşının tek bir cezaya sığdırılması demektir. Devlet artık caydırıcılık adı altında vatandaşın doğrudan cebine yönelmekte ve kural ihlali yapanı uyarmak yerine adeta ekonomik infaz yapmaktadır. Üstelik yollar hâlâ çukurlarla doluyken ve altyapı eksikken faturanın hep vatandaşa kesilmesi adalet duygusunu zedelemektedir. Cezalar artarken gelirlerin aynı oranda artmaması, devletle vatandaş arasında bir uçurum oluşturmaktadır.
Bir ülkenin adaletini ceza miktarlarından değil, cezaların vicdanla olan oranından anlarsınız. Bugün trafik cezalarına bakan biri, Türkiye’deki gelir adaletsizliğini sayılardan net bir şekilde okuyabilir. Bir babanın çocuğunu hastaneye yetiştirirken yaşadığı bir anlık ihlalin bedeli aylarca süren emeğinin bir anda silinip gitmesi olmamalıdır. Ceza, davranışı düzeltmek içindir; hayatı mahvetmek için değil. Eğer bir trafik cezası hayat cezasına dönüşüyorsa, orada adaletten söz etmek mümkün değildir. Adalet herkese eşit değil; güçlüye hafif, zayıfa ağır düşüyorsa devletin direksiyonundaki en önemli değer olan adalet sarsılıyor demektir.
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı