48,6519$%0,06
56,1498€%-0,06
6.794,35%1,20
11.107,00%1,18
44.266,00%1,16
3687428฿%-0.46947
02:00
“İsraf etmeyin, israf etmeyelim, Allah müsrifleri sevmez.”
Hemen her gün söylediğimiz veya duyduğumuz sözler. İsraf kavramı genelde para, zaman, sağlık ve benzeri varlıkların israfı olarak düşünülür. Tavsiyeler de bu varlıkların hikmetle kullanılması gerektiğine vurgu yapar.
Bugün israfın başka bir boyutundan bahsetmeyi düşündüm. Pek önemsenmese de insanın benliğinin mutlak değerlerini bizzat hoyratça israf edişini yazayım istedim. İşin daha acı tarafı ise bu israfın farkında olmayışı. Oysa bu değerler insanı “beşer” mevkiinden “insan” mertebesine yükselten temel değerlerdir.
Bu nedenle bunları “beşer”i terfi ettiren değerler olarak nitelendirmek yanlış olmasa gerek. Nedir bu değerler derseniz; önem sırası gözetmeden vicdan, haysiyet, şeref, onur, izzet, merhamet, doğruluk ve dürüstlük, benlik, saygınlık, adalet duygusu, diğerkâmlık, ahlak, fazilet ve benzerleri gibi vasıflar. Ve çok daha başkaları…
Bütün bunlar insanın psikolojik omurgasını oluşturur. Onun için akıl sahipleri boşuna “Ey insan! İnsan ol” dememiş. Halk edebiyatında bu manada deyişler düzenlenmiş. Yunus, Âşık Veysel, Mahzuni Şerif, Nesimi, Fuzuli gibi ozan ve aşıklar insanı beşer mertebesinin çok üstüne taşımaya çalışmışlar.
Ne yazık ki bu değerler günümüzde her zamankinden daha ziyade israf konusu. Çünkü kötülük ve çirkinlik kıtaları aşmakta çok daha hızlı imkânlara sahip. Her bir insanî değerin hikmet ve gayeden uzakta nasıl hoyratça kullanılarak israf edildiği, kitap hacminde bir inceleme konusu yapılabilir. Biz sayfamızın elverdiği ölçüde icmal bir değerlendirme yapacağız.
Meseleyi vicdanların israfıyla açayım istedim. Vicdan öyle bir havuzdur ki merhametle sürekli dolar; bu duygudan uzaklaştıkça kurur, çatlar, yıkılır, göçer. Zulmün banileri durumundaki küresel ve yerel mekanizmalar karşısında duyarsız kalmak, israftan da öte merhamet ve vicdan havuzunu kurutmaktır. Zalimden yana durmak ise çok daha ötesi, vicdan ve merhametin iflasıdır. Günümüzde belki de en yoğun yaşanan israf vicdan ve merhamet israfıdır.
Hürriyetin şairi Akif; “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem” derken insan olmanın bagajını sağlam tutalım istemiştir.
Şeref ve izzet; insan hayatının en müstesna burçları. Birisi itibar ve saygınlığı, diğeri tavizsiz bir “insanî duruş”u temsil eder. Onları geçici bir makam ve zilletle elde edilmiş bir mevki, anı yaşatan spesifik bir zevk, hayatın gayesi hâline getirilmiş haz ve konfor uğruna feda etmek en pervasız israftır.
Hz. Ali ne güzel demiş: “Zulüm karşısında boyun eğerek kazanılan hayat, şerefsiz bir ölümdür.”
Bütün bunlara en yakın bir ilke de haysiyettir. Haysiyet baskı ve zulüm karşısındaki tavizsiz dik duruştur. Kudreti temsil makamında insanî değerlerin omurgasıdır. Haysiyet, ikiz kardeşi onurla birlikte evrensel hukukta “dokunulmazlık” ilkesiyle korunmuştur. Başkalarına karşı korunan bu insanî değeri, kişinin kendisinin örselemesi, yok sayması, haysiyetsizce bir hayata razı olması israf değilse nedir?
“Menfaati için haysiyetini feda edenler, menfaat bitince bir hiçtirler.” (Aliya İzzetbegoviç)
Hele günümüzde bir de ahlak, doğruluk, dürüstlük israfı var ki her meşrepte, her mahallede, her mecliste zirvede. Mahalle kavramını mekândan münezzeh kullandım. Keza Meclis’i de. Ahlaktan kastım ise salt cinsel ahlak değildir. O yalnızca bir boyuttur.
Yalan söylemek birileri hakkında neredeyse hayat tarzı hâline gelmiştir. Siyasi ve mali menfaatler toplum için rol model hüviyetindeki kişi ve kurumları bile esir almış, dürüstlük ve doğruluk Kaf Dağı’nın ardına gönderilmiştir. Oysa bu medeniyetin envanterinde bir zamanlar sadaka kutuları vardı. İnsanlar kapak taşını kaldırır ihtiyaçları kadarını alır, ihtiyacını giderir, eline imkân geçince aldığını yerine koyardı.
Bugün kamu kaynakları sorumsuzca zimmete geçirilmekte. “Devlet malı deniz, yemeyen…” veya “Bal tutan parmağını yalar” gibi tekerlemeler atasözü olarak kullanılarak kul ve kamu hakkına olanca açgözlülükle tecavüz edilmekteyse doğruluk, dürüstlük ve ahlak israfının zirvesi yaşanıyor demektir. İşin garibi toplumsal hak ve menfaatleri korumakla vazifeli olanlar dahi bu kötü diyalektiğin bileşeni olmuşlar.
Ahlak, doğruluk ve dürüstlük, israf edildiği için tükenmek üzere. “Şöyle vasıfta insan, böyle profilde nesil yetiştireceğiz” dedik. Olmadı. Tam aksine elimizdeki imkânları da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. İstediğimiz ve beklediğimiz medeniyet dönüşümü bir türlü gerçekleşmedi. Aslında gerçekleşmedi demek topu taca atmak. Doğrusu biz gerçekleştiremedik. Demek ki ister kastî ister gaflet eseri, her nasılsa sürekli hata yapılıyor.
Bu nedenle medeniyet ve hayat tarzı telakkimizi topyekûn gözden geçirmek zorundayız. Özellikle de eğitim sistemimizi. Hamaset nutukları ve tribünlere oynayarak bir yerlere varılamayacağı artık anlaşılmış olmalı. Bu davranış tarzı insanımızı israf ediyor, insanımız kendisini, nefsini, kimliğini, benliğini israf ediyor.
Bunun ismi düpedüz “otobiyografik israf”tır. İnsan ya geçmişe ya geleceğe kilitlenmiş halde. Kendi sayfası boş. O sayfa ya hep boş ya da bir başkasının sayfası kes-kopi ile kendi sayfasına yapıştırılmış. Varoluş yabancılaşması yaşanıyor.
Sözün özü: “Beşer” olmayı mı yoksa “insan” olmayı mı hedefliyoruz? Buna karar verip ona göre çözüm üretmek gerek. Aksi hâlde otobiyografik israfın kaçınılmaz sonu topyekûn iflastır.
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Sopayla öldüresiye dövdü, ilginç saldırı kameralara yansıdı
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Sopayla öldüresiye dövdü, ilginç saldırı kameralara yansıdı