DOLAR

48,6532$%0,06

EURO

55,9976%-0,32

GRAM ALTIN

6.775,52%0,92

ÇEYREK ALTIN

11.081,00%0,94

TAM ALTIN

44.167,00%0,93

BİTCOİN

3697198฿%-1.15206

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

MHP’de Sorun Kongreler Değil, Güven Bunalımı

Aydın’da bugün konuşulan mesele kongreler değildir. Asıl konuşulan mesele, kongreleri yönetmesi gerekenlerin süreci yönetip yönetemediğidir. Çünkü başarılı yönetimler arkalarında huzur bırakır. Başarısız yönetimler ise arkalarında soru işaretleri bırakır.

Aydın’da son aylarda oluşan tabloya bakıldığında ortada cevaplardan çok sorular olduğu görülmektedir. Kongre takvimi konuşuluyor. İlçe başkanları konuşuluyor. Atamalar konuşuluyor. Kulisler konuşuluyor. Fakat nedense siyaset konuşulmuyor. Vatandaş konuşulmuyor. Aydın’ın sorunları konuşulmuyor. Partinin büyümesi konuşulmuyor.

Bir siyasi teşkilat için bundan daha ağır bir tablo olabilir mi?

Göreve gelirken birlikten bahsedenlerin ardından ayrışmalar konuşuluyorsa, bütünleşmeden bahsedenlerin ardından kırgınlıklar konuşuluyorsa, istişareden bahsedenlerin ardından kulisler konuşuluyorsa, ortada dönüp bakılması gereken ciddi bir yönetim problemi var demektir.

Şimdi burada asıl sorulması gereken, tüm bu kararları mevcut yönetimin mi aldığı, yoksa ABLA’nın mı tüm bu kararları aldırdığıdır. Bu soruya paralel parti içerisinde konuşulan bir başka konu ise ABLA’yı yönlendirenin de siyasetten ve sosyal hayattan uzak, Nazilli’den dışarı çıkmayan, diğer 16 ilçeyi neredeyse hiç bilmeyen doktor eşinin olduğudur.

Daha da ilginç olan ise herkesin aynı şeyi konuşmasıdır.

Eğer bunlar doğruysa, vah ki vah!

Teşkilatlarda insanlar artık sonuçları değil süreçleri sorguluyor. Kararları değil karar alma yöntemlerini sorguluyor.

Güçlü yönetimler kararlarını anlatmak zorunda kalmaz. Başkalarının talimatı ile hiç karar almaz.

Siyasette başarısızlığın ilk işareti seçim kaybetmek değildir. Başarısızlığın ilk işareti, kendi teşkilatlarının kendi içinde fısıltıyla konuşmaya başlamasıdır.

Bugün Aydın’da yaşanan tam da budur.

ABLA ve doktor eşinin hırsları “cadı avcılığıdır.”

Çünkü insanlar yüksek sesle konuşamadıkları yerde kendi aralarında konuşurlar. Yıllardır MHP teşkilatlarında görev yapanlar neyin ne olduğunu, neden olduğunu, kim tarafından istendiğini çok iyi biliyorlar. Ve teşkilatlar konuşmaya başladıysa yöneticilerin dinleme zamanı gelmiş demektir.

Tarih boyunca siyasi hareketleri dışarıdan gelen saldırılar değil, içeride büyüyen güvensizlik yıpratmıştır.

Bu nedenle bugün Aydın’da verilmesi gereken mücadele makam mücadelesi değildir. Liste mücadelesi değildir. İsim mücadelesi değildir. Güven mücadelesidir.

Çünkü güven kaybedildiğinde kongre yapılır ama heyecan oluşmaz. Listeler çıkar ama birlik oluşmaz. Makamlar dağıtılır ama aidiyet oluşmaz.

Ve en sonunda herkes aynı soruyu sormaya başlar: Bu kadar tartışmanın sonunda parti ne kazandı?

İşte o soru sorulmaya başlandığında, asıl muhasebe de başlamış demektir.

Ve unutulmamalıdır ki; ülkücü hareketin tarihinde makamlar gelmiş, makamlar gitmiştir. İl başkanları değişmiş, yöneticiler değişmiş, listeler değişmiş, dönemler değişmiştir. Ancak değişmeyen tek şey teşkilatların hafızası olmuştur. Çünkü teşkilatlar kimin emek verdiğini de yazar, kimin ayrıştırdığını da. Kimin birleştirdiğini de hatırlar, kimin kırgınlık ürettiğini de.

Bugün güç ve yetki sahibi olduklarını zannedenler yarın sıradan bir isim olarak toplum içine döndüklerinde karşılarında alkışlayan bir teşkilat mı bulacaklar, yoksa hesap soran bir vicdan mı?

İşte asıl mesele budur. Çünkü siyasette kaybedilen makam geri kazanılabilir, kaybedilen seçim telafi edilebilir; fakat kaybedilen güvenin ne seçimle, ne atamayla, ne de makamla geri dönüşü vardır. Ve teşkilatların vicdanında verilen hüküm, tarihin en ağır hükmüdür.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP