DOLAR

48,6543$%0,07

EURO

56,0531%-0,23

GRAM ALTIN

6.797,08%1,24

ÇEYREK ALTIN

11.117,00%1,27

TAM ALTIN

44.310,00%1,26

BİTCOİN

3697198฿%-1.15206

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Kıbrıs Harekâtı’nın 52. Yıl Dönümünde Enosis

Kıbrıs Adası’nı bütünüyle Yunanistan’a bağlama ideali taşıyan ENOSIS, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi öncülüğünde 1950’de düzenlenen sözde referandumla kitleselleşmiş; 1955’te terör örgütü EOKA’nın kurulmasıyla kanlı bir sürece evrilmiştir.

Kıbrıs Türklerini adadan tamamen kazımayı amaçlayan bu sistematik vahşet karşısında Türk halkı teslim olmamış, Türkiye’nin desteğiyle Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) çatısı altında kenetlenerek başlattığı destansı mücadelesini sürdürmüştür.

1950’li yıllarda adada tırmanan gerilimi dindirmek adına; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Ancak cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Başpiskopos Makarios, iki toplumlu ortaklık düzenini fiilen işlemez hale getirerek Kıbrıs Türklerini devlet yönetiminden ve haklarından tamamen dışlamıştır.

Makarios’un sağladığı siyasi destekle beslenen EOKA militanları ise 1963 yılında tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen saldırıları başlatmıştır. Bu süreçte Türk köyleri ve mahalleleri yakılıp yıkılmış, 103 Türk köyü boşaltılarak halk, zorla göçe mecbur bırakılmış, 364 Kıbrıslı Türk ise vahşice katledilmiştir.

Bu karanlık dönemin hafızalara kazınan en derin yarası; Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Doktoru Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet İlhan ile üç küçük evladı Murat, Kutsi ve Hakan’ın, 24 Aralık 1963 gecesi sığındıkları banyo küvetinde acımasızca şehit edilmesi olmuştur.

Saldırıların çoluk çocuk, kadın erkek demeden Türk varlığını hedef alması ve Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nın olaylara müdahalede yetersiz kalması üzerine, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel ve Başbakanı İsmet İnönü askeri müdahale kararı almış; ancak uluslararası güçlerin devreye girmesiyle hem Ankara’nın müdahalesi durdurulmuş hem de EOKA’nın vahşi saldırılarının önü kısmen kesilmiştir.

Ne var ki, 6-8 Ağustos 1964 tarihlerinde Erenköy bölgesinde çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Türk Hava Kuvvetleri adadaki askeri hedeflere yönelik operasyon düzenlemiş ve EOKA milislerinin Türk köyleri ile mahallelerinden uzaklaştırılması sağlanmıştır.

Bu müdahale, Kıbrıs Türklerinin varlığını koruma mücadelesinde bir dönüm noktası olmuş; Türkiye’nin garantörlük hakkını fiilen kullanarak caydırıcılığını ortaya koyduğu ilk harekat olarak tarihe geçmiştir. Ancak bu harekat sırasında uçağı vurularak paraşütle atlayan Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, Rumlar tarafından esir alınmış ve ağır işkenceler sonucu şehit edilmiştir.

Kıbrıs Türk varlığını ortadan kaldırma hırsı, 15 Temmuz 1974’te Yunan askeri cuntasının Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği darbeyle yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Bu darbe sonucunda Cumhurbaşkanı Makarios devrilmiş, yerine eli kanlı terör örgütü EOKA’nın kurucularından Nikos Sampson getirilmiştir.

ENOSIS’i gerçekleştirmeye yönelik bu açık hamle, Kıbrıs Türkleri için mutlak bir beka tehdidi oluşturduğundan Türkiye, 1960 Garantörlük Antlaşması’ndan doğan meşru müdahale hakkını kullanarak 20 Temmuz 1974 sabahı saat 06.00’da Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatmıştır.

1974 Harekatı, denizden amfibi çıkarma ve havadan indirme operasyonları ile yürütülürken, Türkiye yalnızca adaya yönelik askeri harekatla sınırlı kalmamış; aynı zamanda kendi anakarasında da güvenlik tedbirlerini devreye sokmuştur. Bu kapsamda sıkıyönetim ilan edilmiş, stratejik bölgelerde karartma uygulamasıyla dış görünürlük azaltılmıştır.

Harekatın ilk günlerinde diplomatik çözüm amacıyla toplanan Cenevre Konferansı, Rum ve Yunan tarafının uzlaşmaz tutumuyla tıkanınca, Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in tarihi “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla 14 Ağustos 1974’te ikinci harekat başlatılmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri; dönemin teknik imkansızlıklarına, telsiz, yakıt ve amfibi araç eksikliklerine rağmen askeri tarihin en başarılı operasyonlarından birini gerçekleştirmiş ve bir ay içerisinde adanın kuzeyindeki yüzde 37’lik alanı kontrol altına almıştır.

Bu zafer Atina’daki cuntanın çökerek Yunanistan’a demokrasinin gelmesini sağlarken, Türkiye’ye yönelik yıllarca sürecek haksız ambargoların da kapısını aralamıştır.

Uluslararası baskılara rağmen Türkiye geri adım atmamıştır. 1975 Viyana Görüşmeleri ile nüfus mübadelesi yapılmış, BM denetimindeki Ara Bölge (Yeşil Hat) ile adanın iki kesimli yapısı tescillenmiştir.

Kıbrıs Türk halkı, bu haklı mücadeleyi 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ni ilan ederek taçlandırmıştır. Varoluşun simge lideri Rauf Denktaş, devletin ilk Cumhurbaşkanı olmuştur.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; maruz kaldığı tüm uluslararası izolasyonlara rağmen bugün üniversiteleri, turizm potansiyeli, tarımı, sanayisi ve köklü devlet kurumlarıyla yaşayan, dinamik ve egemen bir devlettir.

Ne var ki, Kıbrıs’ı ilhak etmeyi amaçlayan ENOSIS ideali ortadan kalkmamış; biçim değiştirerek askeri yöntemlerden jeopolitik bir “yumuşak güç” stratejisine evrilmiştir. AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), ambargolar altındaki Kıbrıslı Türklere pasaport ve kimlik kartları sunarak bireysel haklar üzerinden sinsi bir bağımlılık ilişkisi inşa etmektedir.

Bu stratejinin nihai hedefi; egemen KKTC’yi kurumsal ve toplumsal düzeyde içeriden işlevsizleştirmek, Kıbrıs Türk halkının aidiyet bağlarını aşındırmak ve adayı tek bir kurşun dahi atmadan Rum egemenliği altında birleştirmektir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.