48,6518$%0,06
56,1827€%0
6.801,13%1,30
11.121,00%1,30
44.328,00%1,30
3682104฿%-0.34607
02:00
Aydın’da Esnaf ve Sanatkârlar Odaları seçim sürecine girerken, bağlı odalardan gelen zam kararlarının ardı ardına onaylanması, kamuoyunda haklı ve derin bir tartışmayı tetikledi. Berberlerden kahvecilere, şoför esnafından fırıncılara kadar uzanan bu geniş “zam sağanağı”, vatandaşın zaten daralmış olan bütçesini doğrudan hedef almaktadır.
Kuşkusuz madalyonun ilk yüzünde esnafın inkâr edilemez gerçekleri var. Elektrik, kira, vergi, SGK primleri ve hammadde maliyetleri her geçen gün katlanıyor. Esnaf, bu ağır maliyet yükü altında adeta bir varlık mücadelesi veriyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, hayatın en sert gerçeği duruyor: Vatandaşın eriyen alım gücü.
Bugün Türkiye’de milyonlarca insan, asgari ücret veya sınırlı emekli maaşlarıyla geçinmeye çalışıyor. Gıda ve kira gibi temel giderler bütçeleri çoktan aşmışken; dışarıda bir tıraş olmak, bir bardak çay içmek ya da şehir içi ulaşımı kullanmak artık bir “sosyal aktivite veya ihtiyaç” değil, birçok kişi için “lüks” kategorisine girmeye başladı.
Tam da bu karamsar ekonomik tabloda, seçim arifesinde gelen seri zam onayları ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: Bu artışlar kaçınılmaz bir ekonomik zorunluluk mu, yoksa seçim öncesi esnafın gönlünü hoş tutmaya yönelik popülist bir hamle mi?
Esnaf odalarının yegâne görevi sadece fiyat listelerini güncellemek ve esnafın taleplerini onaylamak değildir. Odalar; esnaf ile toplum arasında köprü kurmak, ekonomik dengeyi gözetmek ve toplumsal huzuru korumakla da yükümlüdür. Unutulmamalıdır ki esnafın kasasına giren her kuruş, nihayetinde vatandaşın cebinden çıkmaktadır.
Eğer zam kararları, toplumun büyük kesiminin gelir düzeyi ve hayat pahalılığı gerçeği ıskalanarak alınırsa, bu durumun kazananı olmaz. Vatandaş hizmetten elini çekerse, günün sonunda esnaf da müşterisini kaybeder. Kepenklerin inmemesi için sadece fiyat artırmak yetmez; o hizmeti satın alacak bir kitlenin varlığını da korumak gerekir.
2025 yılında TÜİK ve TEST verilerine bakıldığında yaklaşık 130 bin esnaf kepenk kapattı yani “battı”. Bu esnaflardan kalan, vergi, sgk, kira vb. borç miktarı 10 milyon liraya yakın.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, fütursuz bir “zam yarışı” değil; esnafı ayakta tutacak ama vatandaşı da ezip geçmeyecek o hassas dengeyi kurabilmektir. Aksi halde, seçim kazanma motivasyonuyla alınan bu kararlar sadece etiketleri değil, toplumdaki ekonomik gerilimi ve adaletsizlik hissini de zirveye taşıyacaktır.
Çünkü unutulmaması gereken yalın bir gerçek var: Esnaf da bu toplumun bir parçası, müşteri de. Biri nefes alamazsa, diğeri de uzun süre ayakta kalamaz.
40 yıllık bir esnaf çocuğu olarak, oda başkanlarını esnafları ziyarete ve alışverişe davet ediyorum. Esenlikler.
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Sopayla öldüresiye dövdü, ilginç saldırı kameralara yansıdı
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Sopayla öldüresiye dövdü, ilginç saldırı kameralara yansıdı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Bu ülkede sadece pahalılık yok. Çok daha tehlikeli bir şey var. Ahlak sorunu. Ticaret ahlakı ve vicdan kimsenin umurunda değil. Tabiri caizse kör tuttuğunu öpüyor!…. İnsanları kandırmak, fırsatçılık yapmak, kul hakkı yemek, rüşvet almak, torpille makam sahibi olmak da bir nevi ahlaksızlıktır. Acı ama gelinen nokta bu… Denetim yok. Umarım birileri geç olmadan bunun farkına varır..