48,6532$%0,06
55,9976€%-0,32
6.775,52%0,92
11.081,00%0,94
44.167,00%0,93
3697198฿%-1.15206
02:00
Hayat, bizden sürekli daha hızlı olmamızı istiyor. Daha çok çalışmamızı, daha çok yetişmemizi, daha çok üretmemizi… Öyle ki bazen neyi neden yaptığımızı bile unutuyoruz. Peki, en son ne zaman gerçekten durdunuz? Telefonu bir kenara bırakıp, sessizce kendinize baktığınız oldu mu? Başardıklarınızı değil, içinizde taşıdıklarınızı dinlediğiniz… Yorgunluğunuzun nedenini, öfkenizin kaynağını, özlemlerinizin sesini duyduğunuz oldu mu?
Belki de mesele, hayata yetişmek değil, hayatı ıskalamamaktır. Bir fincan kahve eşliğinde geçen birkaç dakikalık sessizlik, bazen yıllardır kaçtığımız gerçeklerle bizi karşı karşıya bırakır. Çünkü insan, kalabalığın içinde değil; durduğu anda kendini duyar. Şimdi kendinize şu soruyu sorun: Bugün yaptığım onca şeyin içinde, bana gerçekten iyi gelen ne vardı? Belki cevabı hemen bulamayacaksınız. Ama doğru sorular, insanı doğru kapılara götürür.
Bu çağın en büyük yoksulluğu, zamansızlık değil; düşüncesizliktir. Her şeye yetişiyoruz ama kendimize geç kalıyoruz. Haberleri biliyoruz, gündemi takip ediyoruz, başkalarının hayatlarına dair fikirlerimiz var. Peki ya kendi iç dünyamız? Orada neler olup bittiğini gerçekten biliyor muyuz? Durup düşünelim…
Neden bu kadar yoruluyoruz? Gerçekten çok çalıştığımız için mi, yoksa ait olmadığımız hayatları taşımaya çalıştığımız için mi?
Neden bu kadar öfkeleniyoruz? Haksızlığa uğradığımız için mi, yoksa yıllardır sustuğumuz kendimize kızdığımız için mi?
Neden bu kadar yalnız hissediyoruz? Kimse bizi anlamadığı için mi, yoksa biz kendimizi anlatmayı çoktan bıraktığımız için mi?
Belki de insanın en büyük trajedisi, ömrünü yaşamayı erteleyerek geçirmesidir. “Bir gün…” diyerek… Bir gün mutlu olacağım. Bir gün kendime zaman ayıracağım. Bir gün hayallerimin peşinden gideceğim. Bir gün affedeceğim. Bir gün başlayacağım. Oysa hayatın insana verdiği tek kesin zaman, içinde bulunduğu andır. Bir gün değil… Bugün. Çünkü hayat prova kabul etmeyen tek sahnedir. Ve perde kapandığında geriye ne kadar kazandığımız değil; ne kadar hissettiğimiz, ne kadar cesur yaşadığımız ve ne kadar insan kalabildiğimiz kalır.
Bir fincan kahvenin yanında kendinize şu soruyu sorun: Eğer korkularım olmasaydı, nasıl bir hayat yaşardım? Belki de sizi sizden ayıran tek şey, o sorunun dürüst cevabıdır. Ve belki de bu çağın en devrimci davranışı; biraz yavaşlamak, biraz susmak ve kendi sesini yeniden duyabilmektir. Bazen insan hayatını değiştiren şey, yeni bir yol bulması değil; yıllardır unuttuğu kendisini yeniden hatırlamasıdır. Durup düşünelim… Çünkü insan, en çok kendine yetişemediğinde kayboluyor.
Şimdi biraz da kendimize dürüst olalım. Artık düşünmek yerine ezberliyoruz. Sorgulamak yerine taraf tutuyoruz. Anlamak yerine yargılıyoruz. Dinlemek yerine konuşuyoruz. Herkesin bir fikri var ama çok az insanın gerçekten bir düşüncesi var. Bilgi çağında yaşıyoruz ve en büyük yüzeysellik çağının içindeyiz. Bir dakikalık videolarla kanaat oluşturuyor, birkaç cümleyle insanları etiketliyor, hayatın karmaşık gerçeklerini siyah veya beyaza indirgemeye çalışıyoruz. Başarıyı gösterişle, değeri fiyat etiketleriyle, mutluluğu sosyal medyada alınan beğenilerle ölçen bir düzenin içinde akıp gidiyoruz. Ve sonra da neden bu kadar tükenmiş olduğumuzu merak ediyoruz.
Çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmaktan söz ediyoruz ama onlara düşünmeyi değil; yarışmayı öğretiyoruz. Kazanmayı anlatıyoruz; vicdanı, merhameti ve karakteri çoğu zaman dipnot olarak geçiyoruz. Kendimizi geliştirmekten bahsediyoruz ama eleştiriye tahammül edemiyoruz. Sürekli haklarımızı konuşuyoruz; peki sorumluluklarımız? Olgunluk herkesin yanlışını görmek değil; gerektiğinde aynayı kendine çevirebilmektir.
Durup düşünelim… Ne zaman bu kadar aceleci olduk? Ne zaman nezaketi zayıflık sandık? Ne zaman “iyi insan” olmayı saf olmakla karıştırdık? Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şey çok basit: İnsan olmak; sadece nefes almak değildir. Dürüst kalabilmektir. Adil olabilmektir. Gücü ele geçirdiğinde vicdanını kaybetmemektir.
Ve kabul edelim… Bu çağın en büyük krizi ekonomi değil, teknoloji değil, vicdan eksikliğidir. İnsan yoksulluktan değil, vicdan eksikliğinden yorulur.
Bir fincan kahve eşliğinde son bir soru daha sorun kendinize: İyi bir hayat mı yaşamaya çalışıyorum, yoksa sadece iyi görünmeye mi? Bu sorunun cevabı tüm unvanlardan daha değerlidir. Çünkü günün sonunda insanlar ne kadar güçlü olduğunuzu değil, ne kadar insan kaldığınızı hatırlayacak. Ve bugün en çok ihtiyacımız olan şey; daha zeki insanlar değil, daha vicdanlı insanlardır.
Ve unutmayın…
Bazen hayatın yönünü değiştiren şey, büyük kararlar değil; durup düşündüğümüz o birkaç dakikadır.
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.