40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
4.316,24%0,46
7.009,00%0,17
27.951,00%0,17
4784136฿%1.67421
02:00
Üç polis memuruydu onlar. İkisi Konyalı, birisi Malatyalı. Kaderleri onları Antalya’da buluşturmuştu. Her birisi farklı bir hikâyeydi; ama ortak noktaları; vatan ve insan sevgisiyle dolu kalpleriydi. Onlar, devletine ve milletine sadakatle bağlı, görev aşkıyla yaşayan, polislik mesleğini bir onur nişanı gibi taşıyan üç evladımızdı.
Şehit Polis Abdullah Bülbül, 2010 yılında polislik sınavını kazanmış, devletin onurlu üniformasını gururla giymişti. 34 yaşındaydı, evli ve iki çocuk babasıydı.
Şehit Polis Mehmet Çolak, Selçuk Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olmuştu. Herkesin sevdiği, güvendiği bir polisti. Sınıf öğretmeni Elif’le yuva kurmuş, bir evlat sahibi olmuştu. 30 yaşındaydı.
Şehit Polis Mustafa Kılıç, tecrübeli ve kıdemli polis memuruydu. 45 yaşındaydı. Evliydi, iki çocuk sahibiydi. Arkadaşlarının ona güveni tamdı. Görev bilinci sarsılmazdı.
Ve 4 Ekim 2012 günü… Saat 20.00 sularında devriye görevindeydiler.
TRT Caddesi’nde silahlı bir şahsın etrafa ateş açtığı ihbarı gelmişti.
İlk olarak Mehmet Çolak olay yerine ulaştı. Motorunu park ederken iki saldırganın silahlı saldırısında oracıkta şehit düştü.
Katiller, Mehmet’in silahını gasp ederek kırmızı bir otomobille kaçtı. Kovalamaca uzun sürdü.
Cezaevi Kavşağı’nda barikat kuran polis ekipleri, katillerin aracını durdurdu. Silahlı çatışma çıktı.
Çelik yelekleri olmadan görev yapan polis memurları Abdullah Bülbül ve Mustafa Kılıç, çatışma sırasında şehit düştü.
Saldırganlar, bu kez yaya olarak ormanlık araziye kaçtı.
Gece görüşlü helikopterler ve özel harekât timleri tarafından başlatılan geniş çaplı operasyonla, saldırganlar Kepez ormanlık alanında kıstırıldı.
“Teslim olun” çağrılarına ateşle karşılık verdiler.
Polisin gururu Özel Harekât (PÖH) ve Terörle Mücadele (TEM) operasyon timleri, ateş hattına girdi. Kurşunların hedefi karşısında duranlar; PÖH’ün arslanlarıydı.
Kısa süren çatışmanın ardından saldırganlardan biri ölü, diğeri yaralı olarak ele geçirildi.
Yapılan incelemede, öldürülen saldırganın akıl sağlığının yerinde olmadığı belirlendi.
Ancak elindeki silah, üç kahramanımızın canına mal oldu. Toplumda yankı uyandıran soru ise yine aynıydı: “Ruhsal rahatsızlığı bulunan bireyler, nasıl bu kadar kontrolsüz biçimde toplum içinde dolaşabiliyor?”
Şehitlerimizin ikisi Konya’da, biri Antalya’da sonsuzluğa uğurlandı. Cenazelerde sessizlik ve gözyaşı hâkimdi. Kadınlar mezar başında ağıtlar yaktı, çocuklar sessizce izledi. Toprak, üç evladını daha bağrına bastı.
Bu acı olay, güvenlik güçlerimizin fedakârlığını bir kez daha gözler önüne sererken toplum ve kurumlar olarak sorumluluklarımızı hatırlattı.
1
Keşkek, Aydın’ın Düğün Yemeği Değildir
1492 kez okundu
2
Büyükşehir Yasasını Bilmeyenlerin “Mezarlık Siyaseti”
731 kez okundu
3
Okula Değil, Hayata Hazırlamak
665 kez okundu
4
Gecikmenin Adı İhmal, Sorumlusu Sağlık Müdürüdür
618 kez okundu
5
Mühendislikten Nasibini Almamış Yeni Dörtyol Köprülü Kavşak Projesi
555 kez okundu