DOLAR

48,6709$%0,07

EURO

55,8203%-0,14

GRAM ALTIN

6.803,89%0,02

ÇEYREK ALTIN

11.117,00%-0,04

TAM ALTIN

44.312,00%-0,05

BİTCOİN

3729229฿%0.81544

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

18. Yüzyılda Avrupa, 13 Koloni ve Osmanlı İmparatorluğu

Geleneksel tarih dönemlerinde Yeni Çağ (1453-1789) kabul edilen devrin son yüzyılında Avrupa’da önemli siyasal, ekonomik, bilimsel ve teknolojik dönüşümler yaşanıyordu. Bu dönüşümün öne çıkan aktörlerinden İngiltere, güçlü donanması, gelişen ticaret ağı ve genişleyen denizaşırı kolonileri sayesinde 18. yüzyılda dünya siyasetinde ve uluslararası ticarette önemli bir güç hâline gelmişti.

Aynı dönemde Osmanlı İmparatorluğu hâlâ geniş topraklara ve önemli bir askerî ve siyasi kapasiteye sahip büyük bir devletti. Osmanlı hâkimiyeti Balkanlar, Anadolu, Suriye, Irak ve Mısır’ın yanı sıra Kuzey Afrika’nın önemli bölümlerine kadar uzanıyordu. Ancak 18. yüzyıl boyunca Osmanlı Devleti ile başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletleri arasındaki askerî, teknolojik, ekonomik ve kurumsal farklılıklar giderek daha görünür hâle geldi.

Avrupa’da bilgi üretimi, teknik eğitim, üretim yöntemleri, finans, denizcilik, uluslararası ticaret ve askerî örgütlenme birbirini destekleyen bir dönüşüm içerisindeydi. Özellikle 18. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de başlayan sanayileşme süreci, üretim kapasitesi ve ekonomik ilişkiler bakımından yeni bir dönemin temellerini oluşturuyordu.

Bu gelişmeler, Kuzey Amerika’nın Atlantik kıyısında yer alan 13 İngiliz kolonisinde de etkisini gösteriyordu. Kolonilerin ekonomik yapıları birbirinden farklı olmakla birlikte tarım, deniz ticareti, liman faaliyetleri, zanaat ve bölgesel ticaret önemli bir hareketlilik oluşturuyordu.

Ekonomik hareketlilik; eğitim ve hukuk kültürüyle birleşerek yeni bir siyasal tartışma ortamının oluşmasına katkıda bulundu. Tüccarlar, hukukçular, gazeteciler ve eğitimli toprak sahipleri kamusal tartışmalara daha fazla katılmaya başladı. Benjamin Franklin, George Washington, Thomas Jefferson, John Adams ve Alexander Hamilton gibi Amerikan siyasi tarihinin önde gelen isimleri farklı geçmişlerden gelmekle birlikte bir araya gelerek kurucu babalıkta etkili olmaya başlamışlardı.

Koloniler ile İngiltere arasındaki vergi, temsil, ticaret ve siyasal yetki konularındaki anlaşmazlıklar zamanla derinleşti. Böylece ekonomik ve toplumsal değişim, siyasal taleplerle birleşerek Amerikan Bağımsızlık Savaşı’na ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşuna uzanan sürecin önemli unsurlarından biri hâline geldi.

Osmanlı İmparatorluğu ise Avrupa’daki gelişmelere bütünüyle kayıtsız değildi. Devlet, özellikle askerî alandaki sorunları aşmak ve Avrupa devletleriyle arasındaki farkı azaltmak amacıyla çeşitli reform ve yenileşme arayışlarına yöneldi. Avrupa’daki askerî tekniklerin incelenmesi, yabancı uzmanlardan yararlanılması, matbaanın kurulması ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi bu arayışların örnekleri arasında yer aldı.

Bununla birlikte Osmanlı reformları büyük ölçüde mevcut devlet düzenini koruyarak onu yenileme anlayışı içerisinde yürütüldü. Avrupa’daki dönüşümün bilim, eğitim, üretim, finans, ticaret ve toplumsal yapı gibi birbirini tamamlayan alanları kapsadığı düşünüldüğünde, yalnızca belirli kurumları veya özellikle askerî alanı yenilemek yeterli değildi.

Reformların kapsamını ve sürekliliğini sınırlayan unsurlar arasında geleneksel kurumların güçlü konumu, eğitim sisteminin dönüşümündeki güçlükler, ekonomik kaynakların sınırlılığı, bilimsel ve teknik bilginin yeterince kurumsallaşamaması ve modern anlamda güçlü bir orta sınıfın sınırlı gelişimi bulunuyordu. Bu nedenle Osmanlı’nın karşı karşıya kaldığı sorun yalnızca askerî güç kaybı değil, değişen uluslararası sistemin gerektirdiği çok yönlü dönüşüme uyum sağlama sorunuydu.

18.yüzyılda Avrupa ve 13 İngiliz kolonisinde yaşanan ekonomik, bilimsel ve toplumsal dönüşüm hız kazanırken Osmanlı, reformlarla bu değişime uyum sağlamaya çalıştı. Ancak dönüşümün çok yönlü ve kapsamlı yapısı karşısında mevcut düzeni korumaya yönelik reformlar yeterli olmadı. Böylece ayrışma yalnızca askerî alanda değil; bilim, ekonomi, üretim, kurumlar ve toplumsal alanlarda da belirginleşti. Bir taraf yükselirken diğer taraf güç kaybederek dağılmaya başladı.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP