48,6465$%0,05
56,1499€%-0,05
6.801,08%1,30
11.124,00%1,33
44.338,00%1,32
3684794฿%-0.65568
02:00
Aydın’da Siyasetin En Büyük Engeli: Başarının Cezalandırılması
Aydın’da yıllardır değişmeyen bir siyasi refleks var: Başarılı olanı cezalandırmak, vizyon sahibini sürmek, halkın sevdiği kamu görevlisini bir tehdit olarak görmek.
Bu şehrin siyasetçileri, hele ki kendi içlerinden yetişmiş Aydınlı bir müdür, mühendis, eğitimci veya kanaat önderi ortaya çıktığında, onu sahiplenmek yerine ilk fırsatta “rakip” olarak etiketlemeyi marifet sanıyorlar. Siyasi geleceklerini güvence altına almak adına başarıyı değil, sadakati ölçü kabul eden bu bakış açısı, Aydın’ın bugün içine sıkıştığı kısır döngünün en temel nedeni.
Başarılı Kamu Görevlisine “Ceza” Gibi Tayin
Aydın’da kamuoyunun sevdiği, iş üreten, insan ilişkileri güçlü, vizyoner bir yöneticinin başına ne gelir?
Çok basit: Siyasetçiler tarafından ya terfisi engellenir ya da sinsice tayini çıkarılır.
Halkın sorunlarını çözen, gençlere dokunan, çevresini ayağa kaldıran, kurumu örnek hâle getiren bir bürokrat Aydınlı ise iki kat daha büyük tehdit olarak görülür. Çünkü Aydın siyasetinin bir bölümü, başarıyı paylaşmak yerine kıskanmayı tercih ediyor.
Bu insanlar tayin edilirken çocuklarının okul arkadaşlarından kopacağını, aile düzenlerinin bozulacağını, yıllardır emek verdikleri ortamın dağılacağını çok iyi bilirler.
Ama umurlarında değildir.
Önemli olan kendi siyasi konforlarının korunmasıdır.
Aydın’ın Gelişimini Engelleyen Asıl Güç
Trajik bir tablo var: Kamuoyu ile arasına duvar örmüş, makam odasından çıkmayan, vizyonu sıfır, görev yaptığı şehre, topluma dokunmayan idareciler…
Aydın’da bu tip yöneticilere garip bir şekilde dokunulmazlık zırhı sağlanır.
Neden mi?
Çünkü bu yöneticiler, siyasilerin koltuğunu sallamaz. Bir proje hayalleri yoktur, toplumsal karşılıkları oluşmaz, ilgi görmezler.
Dolayısıyla siyasiler için asla “tehdit” değildirler. Bu nedenle de Aydın’ın gelişimine sıfır katkı sağlayan bu yönetici tipinin sırtı her dönem sıvazlanır, görev süresi uzatılır, hatta terfi bile ettirilir.
Aydın’ın kritik kurumları yıllardır aynı döngüye mahkûm olmuş hâlde: Vizyon yok, proje yok, ilerleme yok.
Kıskançlık Siyaseti Aydın’ın Temsil Gücünü Bitirdi
Aydın bugün Türkiye siyasetinde etkisini yitirdiyse, bunun tek nedeni Ankara’da güçlü isimlerin olmaması değildir.
Asıl sebep, Aydın’daki siyasetin kendi evlatlarını tüketme alışkanlığıdır.
Başarılı yöneticiyi rakip görmek, potansiyeli tehdit olarak algılamak, toplumsal karşılığı olan herkesin önünü kesmek…
Bu zihniyet Aydın’ı büyütmez, Aydın’ı küçültür. Bu nedenle Aydın, ülke siyasetinde artık sesi cılız çıkan bir şehir hâline gelmiştir.
Çünkü başarıyı yükseltmek yerine boğan, vizyonu desteklemek yerine cezalandıran bir yapı, kendi temsil iradesini de kısırlaştırır.
Aydın’ın İhtiyacı Belli: Cesur, Entelektüel, Vizyoner İdareciler
Bugün Aydın’ın en büyük ihtiyacı:
Ama bunlar Aydın’da ortaya çıktığında önleri açılmıyor; tam tersine hedef hâline getiriliyor.
Hangi şehir bu kadar vizyonerini sürer de gelişmiş sayılır? Hangi toplum kendi değerlerini kaçırarak güç kazanır?
Aydın’ın önünü tıkayanlar, Aydın’ın büyümesine engel olan tam da bu dar çerçeveli siyasi anlayıştır.
Aydın’ın Ankara’daki Sesinin Cılızlaşma Nedeni: Siyasetin Kronik Kıskançlığı
Aydın bugün ülke siyasetinde neden etkisiz bir şehir hâline geldi? Neden masada değil hep “gündemde” kalıyor? Neden temsil gücü yerlerde sürünüyor?
Cevap basit: Çünkü Aydın kendi değerlerini kendi eliyle tüketiyor.
Ankara’ya gidecek potansiyeli olan her isim, Aydın’da daha nefes alamadan bastırılıyor.
Halkın sevdiği her yönetici “düşman” ilan ediliyor.
Vizyonu olan her bürokrat “tehlike” damgasıyla uzaklaştırılıyor.
Sonra da çıkıp, “Aydın niye büyümüyor?” diye soruyorlar.
Bu Şehri Kim Kurtarır? Cesaret, Vizyon ve Biraz da İnat
Aydın’ın geleceği; kıskançlık, kompleks, küçük hesaplarla değil, başarıyı ödüllendiren, vizyonu sahiplenen, halkın değer verdiği insanları koruyan bir siyasetle kurtulabilir.
Aydın’ın geleceği için formül basit ama uygulaması zor: Cesur idareciler, entelektüel birikime sahip yöneticiler, başarıya değer veren bir siyaset aklı.
Bunlar olmazsa ne olur?
Şu an olduğu gibi…
Başarılı olan sürülür, vasat olan terfi eder. Aydın’ın kaderi bu olmamalı. Ama bu zihniyet değişmezse bir gün şu cümle kaçınılmaz hâle gelecek:
“Aydın, kendi evlatlarını kendi eliyle tüketen şehir olarak anılacak.”
Ama mevcut tabloyla devam edilirse bir gün şu cümle tarih kitaplarında yerini alacaktır:
“Aydın, kendi değerlerini tükettiği için geride kaldı.”
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Ahmet Rıza ACAR22.Dönem Aydın MV.Ehilyet, liyakat, güvenilirlik atamalarda aranan ve asırlardır da uygulanmaya çalışıla, aynı zamanda da üzerinde çok konuşulan üç ana ilkedir.Günümüzde ülkemizde de uygulanmakta olan demokrasinin ana unsuru ve organı olan siyasi partiler de atama usulü ile yöneticiler göreve getiriliyorlar.İl Başkanı, İlçe Başkanı, Belediye Başkanı, Belediye ve İl Genel Meclisi Üyeleri ve bilhassa Milletvekilleri tümüyle “Atama” usulü ile görev veriliyor.Her siyasi partinin yöneticilerini seçmek için güya seçimle gelen delegeleri de var.Peki delegeler ne yapıyorlar, Kongrelerde iradelerini gerçek anlamda ortaya koyabiliyorlar mı? Onların temayül yoklamalarında ortaya koydukları iradeleri dikkate alınıp her türlü seçimin listelerine yansıyor mu? Bürokratta aranan “Ehliyet, Liyakat, Güçlülük ve Kararlılık” ilkelerinin siyaset kurumunda görev alan yukarıdaki sayılanlarda da aranması da gerekmez mi?Eğer demokrasiyi ve cumhuriyeti “Erdemli” yapan uygulanan hukuk nizamının ürettiği ve üreteceği her türlü alanda ki adalet ile olacağı gibi, bunların hayata geçmesinde rol alan başta Milletvekili olmak üzere partilerin tüm organlarında görev üstlenenlerin ehliyetli, liyakatli, güçlü ve güvenilirlik prensiplerini kendine yol haritası yapanların uygulamaları ile toplum hizmetin kalitelisini ve verimli olanını alabilir.Ama siyasi kurumların içerisinde en etkin ve yetkin olan Milletvekilleri içerisinde “Sinsi ve Şeytani” siyasete yönelenenler olursa orada işler “zıvana” dan çıkar.Ayrıca güvenilir, çalışkan, becerikli ve hizmet aşkı olan bürokratla uğraşanlar, ayağını kaydıranlar, haklı bir gerekçe ortaya koyamadan siyasi gücü ile bunları yapanlar, kendini seçen seçmenlerine “ihanet” etmiş oldukları gibi, üzerlerine çeşitli şaibeler bulaşır.Ama bazıları şaibeli yaşamanın cazibesine kapılırlar. Ayrıca maddi imkanları güçlü olan kurumlarda görev yapanlarla da uğraşanlar için halk maddi menfaatleri mi var acaba giye nizamının geliştirirler.Siyaset çok önemli bir iş olduğu gibi, siyaset yapanlar da bu çok önemli işi “kılı kırk” yararak yapmalıdır.Bugün Aydın çarşısına çıktığınızda, insanlara parti farkı gözetmeksizin Milletvekillerini sorduğunuzda olumlu cevap bulmakta zorlanırsınız.Bütün bunların sağlıklı bir yola girmek istiyorsak öncelikle “Liselerde” asgari haftada bir saat olmak üzere “Siyaset” ile “İnsan Hakları” dersleri zengin bir müfredat içerisinde okutulmalıdır.