DOLAR

48,6518$%0,06

EURO

56,1827%0

GRAM ALTIN

6.801,13%1,30

ÇEYREK ALTIN

11.121,00%1,30

TAM ALTIN

44.328,00%1,30

BİTCOİN

3682104฿%-0.34607

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Sevilmek mi, Anlaşılmak mı?

İnsan gerçekten ne ister? Sevilmek mi? Yoksa sevildiğinden öte, anlaşıldığını bilmek mi?

Bazen bir insan sizi çok sever, ancak gerçekten sizi anlamayabilir. Ne hissettiğinizi sormadan sever. Neden sustuğunuzu bilmeden sever. Neye kırıldığınızı anlamadan, “Ben seni seviyorum ya” diyerek her şeyi çözebildiğini düşünür.

Oysa sevgi, tek başına her zaman yeterli değildir. İnsan bazen sarılmaktan çok, “Seni anlıyorum” cümlesine ihtiyaç duyar. Anlaşılmak, yalnızca söylediklerinizin duyulması değildir. Aynı zamanda söyleyemediklerinizin de fark edilmesidir.

Sesinizdeki değişikliği fark etmek… Bir cümlenin ardındaki kırgınlığı sezmek… “İyiyim” dediğinizde gerçekten iyi olup olmadığınızı merak etmek…

Bazen insanın ihtiyaç duyduğu şey, büyük sözler değildir. Sadece birinin karşısında kendini anlatmak zorunda kalmadan, olduğu hâliyle görülebilmektir. Belki de bazı ilişkiler bu nedenle sona erer. Sevgi tükendiği için değil… İnsan, sevildiği hâlde kendini yalnız hissettiği için.

Sürekli anlatmak yorucudur. Kendini sürekli açıklamak… Neden kırıldığını, neden sustuğunu, neden uzaklaştığını anlatmak… Bir süre sonra insan şu soruyu sormaya başlar: “Beni seviyorsun ama beni gerçekten görüyor musun?” İşte asıl mesele burada başlar.

Sevmek kolay olabilir. Birine güzel sözler söylemek, yanında olmak, onu özlemek, sahiplenmek… Ancak anlamak emek ister. Sabır ister. Dikkat ister. Ego yerine merak ister.

Ve belki de gerçek sevgi, “Seni seviyorum” demekten biraz fazlasıdır: “Seni anlamaya çalışıyorum.” Çünkü insan, en çok da yanlış anlaşıldığı yerde yorulur. Ve bir gün susarsa, bu her zaman sevginin bittiği anlamına gelmez. Belki de anlatmaktan yorulmuştur. Belki artık anlaşılmak için kendini tüketmek istemiyordur. Belki de yalnızca şunu duymaya ihtiyacı vardır ya da bekliyordur: “Anlatmana gerek yok, ben seni görüyorum.”

Sevilmek güzeldir… Ancak anlaşılmak… İnsanın kalbine dokunan bambaşka bir duygudur. Çünkü sevgi kalbini ısıtır. Anlaşılmak ise insanın kendini güvende hissetmesini sağlar. Ve bazen bir insanın hayatında ihtiyaç duyduğu şey, kendisini delicesine seven biri değil, kendi sessizliğinde bile anlayabilen biridir.

Belki de sevginin en büyük sınavı, güzel günlerde değil, insanın en zor hâlinde ortaya çıkar. Herkes gülerken sevmek kolaydır. Asıl mesele, karşındaki insanın sustuğu günlerde de yanında kalabilmektir. Kırıldığında onu suçlamak yerine, “Bu kadar kırılmana ne sebep oldu?” diye sorabilmektir. Öfkesinin altında ne sakladığını merak etmektir.

Bazen insan kızgın değildir aslında… Hayal kırıklığına uğramıştır. Bazen uzaklaşmak istemiyordur. Sadece biraz olsun peşinden gelinmesini bekliyordur. Bazen “Git” diyordur ama içinden geçen, “Lütfen bu kez beni bırakma” olabilir. İşte insanı anlamak biraz da kelimelerin ötesini duyabilmektir. Çünkü herkes hissettiğini doğru anlatamaz.

Bazılarımız çocukluğundan beri susarak büyümüştür. Bazılarımız güçlü görünmeyi öğrenmiştir. Bazılarımız “İhtiyacım var” demeyi zayıflık sanmıştır. Ve sonra hayatımıza biri girer… Bizden kendimizi anlatmamızı bekler. Oysa insanın ihtiyacı olan şey sorguya çekilmek değil; şefkatle anlaşılmaktır.

“Niye böylesin?” değil… “Sana ne oldu?” “Niye abartıyorsun?” değil… “Bunun seni neden bu kadar incittiğini anlamak istiyorum.”

Aradaki fark küçük görünür. Ama bir insanın kalbinde bıraktığı iz kocamandır. Çünkü sevgi sadece sahip olmak değildir. Bir insanı gerçekten sevmek, onun ruhuna dikkat etmektir. Neye dokunursan canı yanar, bilmek… Nerede susar, fark etmek… Neyi kaybetmekten korkar, görebilmek… Ve en önemlisi, onun sana gösterdiği yüzün arkasındaki insanı tanımaya çalışmaktır.

Belki de bugün birçok insanın ilişkilerde yaşadığı en büyük yalnızlık budur: Seviliyorlar ama anlaşılmıyorlar. Yanlarında biri var ama kendilerini anlatacakları bir alan yok. Birlikteler ama birbirlerine değmiyorlar. Aynı evin içinde, iki ayrı dünyada yaşıyorlar.

Ve zamanla insan şunu öğreniyor: Her sevgi iyi gelmiyor. Her yakınlık yakın hissettirmiyor. Her “Seni seviyorum” insanın kalbine ulaşmıyor. Çünkü bazen sevgi vardır ama anlayış yoktur. İyi niyet vardır ama empati yoktur. Bağlılık vardır ama güven yoktur.

Ve insan bunların içinde yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar. İşte o noktada kendimize sormamız gereken soru belki de şudur: “Ben, seven bu insanın yanında ben kendim olabiliyor muyum?”

Eğer sürekli kelimelerini seçmek zorundaysan… Sürekli yanlış anlaşılmaktan korkuyorsan… Kırıldığında susmayı, konuşmaya tercih ediyorsan… Ve sonunda kendi duygularından bile şüphe etmeye başladıysan… Belki sorun sevgisizlik değildir. Belki de sevginin sana ulaşma biçimidir. Gerçek sevgi insanı yormaz, insanı kendinden şüphe ettirmez. Kendini değersiz hissettirmez.

Bizi değiştirmeye çalışan, bizi susturmayan, bizi küçültmeyen, bizi kendimiz olmaktan korkutmayan bir sevgi… Hem seven hem gören… Hem duyan hem anlayan… Hem yanında olan hem de ruhuna dokunan.

Sonunda insan şunu fark ediyor: Sevilmek kalabalıkta bulunmaktır. Anlaşılmak ise birinin kalbinde kendine yer bulmaktır. Belki bu yüzden artık kendimize yalnızca “Beni seviyor mu?” diye sormayalım. Bir de şunu soralım: “Beni sevdiğini hissettirirken, beni gerçekten anlıyor mu?”

Bazı insanlar hayatımıza sevgiyle gelir. Bazıları ise bize sevginin nasıl olması gerektiğini öğretmek için gelir. Ve bazen en büyük ders şudur: “Sadece sevilmek için değil, anlaşılarak sevilmek için de varız.”

Vesselam…

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP