DOLAR

48,6609$%0,05

EURO

55,8569%0,19

GRAM ALTIN

6.688,08%0,28

ÇEYREK ALTIN

10.968,00%0,32

TAM ALTIN

43.716,00%0,31

BİTCOİN

3680766฿%0.12194

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Yeni Parti Eski Kadrolarla Başarılı Olabilir mi?

Özgür Özel, CHP’den ayrılarak kurduğu yeni partiyi “iktidara yürüyoruz” sloganıyla kamuoyuna tanıttı.
İddialı bir hedef…

Ancak Türkiye’de iktidar olmanın yolu yalnızca iddialı sloganlardan geçmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde bir adayın seçilebilmesi için yüzde 50+1 oya ulaşması gerekiyor. Bu gerçek, yeni kurulan her siyasi hareketin önüne aşılması gereken en büyük eşiği koyuyor.

Bugün kamuoyu araştırmalarında yeni partinin yüzde 30-35 bandına ulaşabileceği yönünde rakamlar veriliyor.

Diyelim ki bu gerçekleşti. Peki ya sonrası.!?

Yüzde 35 ile iktidar olunmuyor.!

Cumhurbaşkanı adayları İlk turda 50+1’e ulaşamazsa seçim ikinci tura kalacak.

İşte tam bu noktada asıl soru ortaya çıkıyor:
İkinci turda diğer partilerin seçmeni neden yeni partinin adayına oy versin.!?

Bunun cevabı sadece “CHP’den ayrıldık” biz Yeni bir partiyiz demekle olmaz.

Çünkü ikinci tur, sadece kendi tabanınızı değil; farklı siyasi görüşlerden milyonlarca seçmeni de ikna etme sürecidir.

Yeni parti, muhafazakâr seçmene hangi güvenceyi verecek.!?

Milliyetçi seçmene hangi mesajı iletecek.!?

Kararsız seçmeni hangi yeni vizyonla ikna edecek.!?

Ekonomi, hukuk, dış politika ve güvenlik konusunda hangi farklılığı ortaya koyacak.!?

Bu soruların cevabı verilmeden “iktidara yürüyoruz” söylemi, güçlü bir slogan olmanın ötesine geçmekte zorlanabilir.

Ancak mesele sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi de değil.

Bir ülkede Cumhurbaşkanı seçilmek kadar, Meclis’te çoğunluğu sağlamak da hayati öneme sahiptir.

Burada da ikinci bir soru gündeme geliyor.

Yeni partinin milletvekili adayları kim olacak.!?

Yıllardır Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sıralarında oturan, defalarca milletvekili seçilmiş, kamuoyunun yakından tanıdığı isimler mi.!?

Yoksa toplumun önüne gerçekten yeni yüzler, farklı meslek gruplarından insanlar, gençler ve kadınlar mı çıkarılacak mı.!?

Çünkü seçmen yalnızca partinin adına bakmıyor.
Kadrolara bakıyor.

Geçmiş performansa bakıyor.

Geleceğe dair umut verip vermediğine bakıyor.
Partinin adının “Yeni” olması, tek başına siyaseti de yenilemez.

Yeni olan sadece tabela olursa, seçmenin zihnindeki değişim duygusu oluşmayabilir mi.!?

Türk siyasetinin yakın tarihinde bunun birçok yeni parti kuruluşu yaşandı.

Büyük iddialarla kurulan, önemli isimleri bünyesine katan pek çok parti, beklenen toplumsal desteği yakalayamadı. Bunun temel nedenlerinden biri, seçmenin bu oluşumları gerçekten yeni bir alternatif olarak görmemesi; daha çok mevcut siyasi kadroların farklı bir çatı altında yeniden bir araya gelmesi şeklinde değerlendirmesiydi.

Elbette her yeni siyasi hareket kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

Başarı ya da başarısızlık peşinen ilan edilemez.

Ancak geçmiş deneyimler, seçmenin yalnızca isim değişikliğine değil; kadro, program, siyaset dili ve ortaya konan çözümlere baktığını gösteriyor.

Sonuç olarak Özgür Özel’in önünde iki büyük sınav bulunuyor.

İlki, yüzde 50+1’i sağlayabilecek geniş bir toplumsal ittifak oluşturabilmek.

İkincisi ise Meclis’te çoğunluğu sağlayacak, toplumun güven duyacağı ve “işte bu gerçekten yeni” dedirtecek aday profillerini seçmenin karşısına çıkarabilmek.

Siyasette bazen yeni bir parti kurmak zordur.

Ama asıl zor olan, topluma “eski alışkanlıkları değil, yeni bir siyasi anlayışı temsil ediyoruz” duygusunu verebilmektir.

Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:
Yeni olan partinin adı mı, yoksa siyaset anlayışı ve kadroları mı.!?

Bu sorunun cevabını ise ne anketler ne de sloganlar verecektir. Son sözü, her zaman olduğu gibi sandıkta seçmen söyleyecektir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP