DOLAR

48,6509$%0,06

EURO

55,8731%-0,54

GRAM ALTIN

6.727,55%0,20

ÇEYREK ALTIN

11.031,00%0,48

TAM ALTIN

43.967,00%0,48

BİTCOİN

3692214฿%0.95053

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Dünya’nın Durumu, Türkiye’nin Tarımı

Değerli okurlar, öncelikle saygı ve selamlarımı iletmek istiyor ve bugün dünyanın durumu ile alakalı kısa görüşlerimi ve tarımımız ile ilgili bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

22. dönem milletvekili arkadaşımız ve Akşam gazetesi yazarı Sayın Hüseyin Besli, WhatsApp grubumuza “Köy Sosyolojisi” adlı sıralı makalesini gönderdi. Bu makale üzerine bazı vekil arkadaşlarımız görüşler ve değerlendirmeler yaptılar. Bu yorumlar tarıma dayandı ve neredeyse tarımda durumun iç açıcı olmadığı ve sıkıntıların çok fazla olduğu noktasına kadar vardığını içeren ifadeler oldu.

Yapılan eleştiri ve görüşler üzerine bu makaleyi kaleme alma lüzumunu hissettim. Yaptığım araştırmalar sonucu ortaya çıkan neticeleri siz okurlarımla paylaşmak istedim.

Gelişme gösteren ve hatta gelişmiş her ülkede sıkıntılar ve problemler olacaktır ve de olmaktadır. Bunlar hayatın gerçekleri arasındadır. Hükümetler, yerel yönetimler, siyasi partiler, odalar, borsalar, çiftçi kuruluşları, sivil toplum örgütleri, sendikalar ve diğer kurumlar bunları çözmek ve çözüm yolları üretmek için vardır.

Günümüzün dünyasında en önemli sorun ise barış problemidir. Dünyanın en zengini ve güçlüsü olan ülke ve onun başkanı, deli gibi her tarafa hukuk ilkelerini hiçe sayarak saldırıyor veya müdahalelerde bulunarak kendisini oraya taşıyan Yahudi sermayesine borç ödüyor. Savaşları durduracağım dediği hâlde savaşıyor ve savaşanlara destek veriyor.

Fakir güçsüz milletler ile gelişmekte olan ve hatta gelişmiş ülkeler bile bu durumun getirdiği ilave problemlerle boğuşmak mecburiyetinde kalıyor. Ortaya çok çeşitli problemler çıkıyor. Bu problemlerin tabiatıyla başında da ekonomi geliyor. Ekonomi deyince de;

  • Tarım (öncelikli olmak üzere)
  • Ticaret,
  • Sanayi,
  • Üretim,
  • İstihdam, işsizlik,
  • Gelir dağılımı, paylaşım,
  • İhracat, ithalat
    ilk akla gelenler oluyor ve etkileniyor.

Bunların haricinde;

  • Savunma harcamaları artıyor, ihtiyaç duyulan yatırımlar azalıyor,
  • Silah ve savunma malzemeleri ile harp araç ve gereçleri üretenler kasalarını dolduruyor,
  • Borsalar çalkalanıyor,
  • Finans piyasaları etkileniyor,
  • Enflasyon hareketleniyor, faizler oynak hâle geliyor,
  • Borçlar çoğalıyor, dolayısıyla bağımlılık artıyor.

Bütün bunlardan, savaştığı bölgelerden 10 bin km ötede olan ülke ve insanlar en az etkilenenler oluyor. O ülkenin de felsefesinin, kendi ülkesinde bile “ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir” olduğunu da biliyoruz. Aynı devlet ve kişi nezdinde kendi ülkesi dışında ve Yahudilerin haricinde olanlar ise insan olarak bile değer bulmuyor.

Böyle bir dünyada Müslümanlar ve mazlum milletler bir masa etrafında toplanarak başta hukuk ve siyaset olmak üzere, ekonomik, askerî ve diğer ne gibi tedbirler alabileceklerini konuşabilecekler ki yeryüzünün barış dengesinde etkili olabilsinler. Sömürü ve zulümleri de durdurabilsinler. Adil gelir dağılımı için görüşler ortaya koyabilsinler. Bu konularda her ülkenin akademisyenlerine ve siyasilerine çok önemli görevler düştüğüne inanıyorum. Bunlar bugün için mümkün görünmüyor ama ileride ister istemez gerçekleşeceğini düşünüyorum.

Dünya böyle bir hengâme içerisinde yaşarken bizim ülkemizde de tarım da dâhil olmak üzere birçok konuda sıkıntılar yaşanıyor. Bunu fırsat bilenlerden bazıları, gerçeği yansıtıp yansıtmadığına bakmadan ve konuları incelemeden acımasızca eleştirilerini sıralıyorlar. Birçoğunun da hedefi, manipülasyon ve provokasyon yaparak halkı yanıltmak olduğu da net olarak görülüyor. Bu tenkitlerin çok doğru ve sağlam bilgilere dayanmadığı da hemen fark edilebiliyor. Hatta bazıları tarımın bittiğini, mahvolduğunu ve çiftçilerimizin perişan olduğunu yüksek sesle dile getiriyorlar. Bunları da genellikle sayısı onları geçen muhalefet partileri yapmaktadır.

Muhalefet yapanlar, konuları yapıcı bir şekilde ele alarak ve çözüm yolları da önererek ortaya koyarlarsa bir değer ifade edeceği gibi, milletimiz ve ülkemiz için yararlı olacaktır.

Bu durum beni tarım konusunu masaya yatırmaya götürdü. Şimdi 2002’de tarımımız neredeydi, bugünkü durumumuz nedir. Sağlam veriler üzerinden sizlerle birlikte bakalım.

TÜRKİYE VE TARIMI

YIL 2002:

  • Nüfus: 70 milyon
  • Toplam tarım ürünleri üretimi: 98 milyon ton
  • Üretimin toplam değeri: 24,5 milyar $
  • Üretimin ton başına değeri: 250 $
  • Tarım ürünleri ihracatı: 3,7 milyar $
  • Tarım ürünleri ithalatı: 1,8 ile 3,7 milyar $ civarında
  • Tarımda dünyada 12. sıradayız
  • Tarımda Avrupa’da 4. durumdayız
  • Traktör sayısı: 1.280.000 adet, Avrupa’da 6., dünyada 9. sırada
  • Çiftçi kayıt sayısı (ÇKS): 2.588.000
  • Sebze üretimi: 25,8 milyon ton
  • Toplam tüm ihracatımız: 35.088 milyar $
  • Toplam ithalat: 50.832 milyar ,ac\cık15.750milyar,ac\c​ık15.750milyar
  • Tarım Desteği: Bütçe giderlerinin her 73.200 TL’sinde 1 Türk lirası
  • Bütçe: 115,7 katrilyon, Tarım Desteği: 1,6 trilyon

HAYVAN VARLIĞIMIZ (2002):

  • Büyükbaş: 9,925 milyon adet
  • Küçükbaş: 31,954 milyon adet
  • Kırmızı et üretimi: 779 bin ton, Avrupa’da 4., dünyada 12. sıradayız
  • Süt üretimi: 8,408 milyon ton, Avrupa’da 4. ve dünyada 15. sıradaydık
  • Et üretimi: 779 bin ton
  • Kesilen toplam hayvan sayısı: 17,558 milyon adet
  • Beyaz et üretimimiz: 705 bin 209 ton
  • Yumurta üretimimiz: 11 milyar 555 milyon adet

YIL 2025 TARIMIMIZ:

  • Nüfus: 86 milyon
  • Yabancı: 1,52 milyon
  • Toplam tarım ürünleri üretimi: 121 milyon ton
  • Tarım ürünleri toplam değeri: 83,2 milyar $ (2,75 kat artmış)
  • Üretimin ton başına değeri: 688 $
  • Tarım ürünleri ihracatı: 36,4 milyar $ (10 kat artmış)
  • Toplam ihracatımız: 273,5 milyar $ (8 kat artmış)
  • Tarım ürünleri ithalatı: 22,3 milyar $ (buna bitkisel ham yağ, hayvan yemi, canlı hayvan v.s. dâhildir)
  • Türkiye tarımda son 22 yılda 112 milyar $ dış ticaret fazlası verdi
  • Tarımda dünyada 7. sıradayız
  • Tarımda Avrupa’da 1. sıradayız
  • Traktör sayısı: 2,3 milyon adet, kayıtlı çiftçiye oranı 1 adet (Avrupa’da 1., dünyada 7. sırada)
  • Kayıtlı çiftçi sayısı (ÇKS): 2,363 milyon
  • Sebze üretimi: 33,3 milyon ton
  • Tarım alanı: 24 milyon hektar
  • Çayır ve mera: 14,617 hektar
  • Kayıtlı tarım alanı: 17 milyon hektardır, 7 milyon hektar kayıtlı değildir. Bu konu incelenmelidir.
  • Bal üretiminde: Avrupa’da 1., dünyada Çin’den sonra 2., çam balı üretiminde dünyada 1. sıradayız.

HAYVAN VARLIĞIMIZ (2025):

  • Büyükbaş: 17,700 milyon adet, Avrupa’da 1. sıradayız
  • Küçükbaş: 59,900 milyon adet, Avrupa’da 1. sıradayız
  • Kırmızı et üretimi: 2,106 milyon ton, Avrupa’da 1., dünyada 10. sıradayız
  • Süt üretimi: 21,4 milyon ton, Avrupa’da 3. ve dünyada 9. sıradayız
  • Beyaz et üretimimiz: 3,130 milyon ton, Avrupa’da 2., dünyada 8. sıradayız
  • Yumurta üretimimiz: 30 milyar adet, Avrupa’da 2. ve dünyada 10. sıradayız

Türkiye; meyve, şeker pancarı, domates, arpa, üzüm, patates, mısır, karpuz, elma, fındık, incir, ayva ve haşhaş yetiştiriciliğindeki başarısı ile dünyada 10 ülkeden biridir.

Türkiye fındık, kestane, kiraz, zeytin, çay ve üzüm mahsullerinde dünyanın ihracatçısı konumunu sürdürüyor.

Mutlaka ki her sektörde olduğu gibi tarım sektörünün üreticilerinin problemleri vardır. Talepleri de olacaktır.

Bu konuda söyleyeceklerim:

  • Prim desteği mümkün olduğunca genişletilmelidir.
  • Primler maliyet ve piyasa fiyatlarına göre esnek olarak uygulanmalıdır. Maliyet yükselir ve fiyat düşerse prim artmalıdır. Piyasada fiyatlar önemli yükselişler gösterdiğinde prim azaltılabilir.
  • Üretim artışı için Doğrudan Gelir Desteği kalemi prime yansıtılmalıdır.
  • Türkiye önemli tarım ürünlerinde, özel sektör ve üniversitelerle işbirliği içerisinde arazi ve ürün bazında bir bütün olarak stratejik planlar yapmalıdır.
  • Ülkenin boş alanlarını bu stratejik plana göre değerlendirilmesi için teşvikler geliştirmelidir.
  • Tarım ürünlerinin daha kaliteli olarak ve daha fazla katma değer kazandırılarak ihraç edilmesi için özel çalışmalar yapılmalıdır.
  • İç piyasada tarım ürünlerini halka ulaştıran, küçük esnaf statüsünde bulunan bakkal, manav ve pazarcı esnafına yönelik teşvik ve destekler geliştirilmelidir. Bu esnaf grubunun sayısı milyonu aşmaktadır.
  • Meyvelerde, domates gibi ürünlerde devlet piyasayı yakından takip ederek, bu ürünlerin fiyatı düşer ve üreticiyi zora sokacağı görülürse devlet devreye girerek bu ürünleri işleterek dayanıklı ürün hâline getirip piyasa dengesini korumalıdır. Bunun için Tarım Mahsulleri Ofisi bu durumu yönetebilecek bir yapı içerisinde olmalıdır.

Ayrıca şunu da ifade etmek istiyorum. Türkiye bugünkü tarım potansiyeli ve gücü ile sadece 86 milyonu değil, 60 milyonu aşkın turisti, 1,5 milyon yabancıyı, 2,5 milyon civarında da Türkiye’ye göç etmek mecburiyetinde kalan insanları beslediğini göz ardı etmememiz gerekiyor.

Bu çalışmayı neden yaptığıma gelince:

Bizim ticari hayatımız dedemizden itibaren çiftçilerimizin, bilhassa pamuk, zeytin, tütün ve diğer tarım ürünleri üretenlerin ve hayvancılık yapanların tedarikçisi olarak geçti. Milletvekilliği dönemim başladığında beş çeşit ürüne prim desteği veriyorduk. Enerji komisyonu üyesi olduğum hâlde Aydın tarım ve hayvancılık bölgesi olduğu için çiftçilerin ve hayvancılık yapanların sorunları ile de ilgilenmek durumunda kalıyorduk.

İkinci dönemin grup yöneticilerini seçtiğimiz gece merdivenlerde Sayın Başbakan ile karşılaşınca kendisine çiftçinin durumunu hem ekonomik olarak hem de bizi ilgilendiren siyasi boyutu ile ilgili düşüncelerimi ifade edince, Sayın Başbakan “bunları ilgililere iletmiyor musunuz?” dediğinde, “sayın bakan bizi çağırıp dinlemiyor ki” dediğimi hiç unutmuyorum.

Bu görüşmenin verdiği enerji ile birlikte ve prim desteği verilen ürün çeşidini yeterli görmediğim için, bizzat Excel programı üzerinden özel bir çalışma yaparak ürün çeşidini 12’ye çıkaran, prim miktarlarını belirten, toplam giderlerini ve kaynaklarını da gösteren bir taslak proje hazırladım. Bu taslak projeyi Sayın Başbakan’a, ilgili bakanlara, ilgili komisyon başkanlarına gönderdim. Takriben 7-8 ay sonra prim verilen ürün sayısı arttı. O zaman ilgililer de bu konu üzerinde düşünüyor ve çalışıyorlar mıydı bilemiyorum.

Hayat devam ettikçe sorunlar bitmez. Bitenler olur ama yenileri ortaya çıkar. Hayatın akışı da böyledir. Halkı yönetirken insanı öne alırsanız problemleri çözmek kolaylaşır. Bir de akıllı ve milleti ile vatanını seven muhalefetiniz varsa onların da önerileri dikkate alınacağı için işiniz kolaylaşır. Öyle bir muhalefet var mı hep beraber bir düşünelim.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli
Tüm Yorumlar (2)
  • Servet Özgen
    2 ay önce
    0 0

    Okudum sayın vekilim görüşleriniz çok doğru vermiş olduğunuz bilgerler için çok teşekkür ediyorum saygıyla sevgiyle selamlıyorum Allah’a emanet olun.

  • Zeki inal
    2 ay önce
    0 0

    Sayın vekilim yüreğınize kaleminize sağlık çok doğru bir yere isabet ettiniz.Evet ekonomi de,tarımda bazı sıkıntılar var fakat bunların çoğu fırsatçılıktan kaynaklı sıkıntılar diye düşünüyorum.Birde sayın vekilim şu anki vekillerimiz sorun olan yere gitmemekle ve kendilerini mutlu edecek şakşakçılarının olduğu yerleri seçip bi fotoğraf çektirip biz halkın içinde halkın problemi ile ilgileniyoruz imajı veriyorlar.Ben hiç birini. Sizin yaptığınız gibi araştırıp bir açıklama yaptığını görmedim.Sayın vekilim sadece milletvekilleri değil teşkilatlar bile sayın cumhurbaşkanımızın halkın içinde olun halkın sorunlarını dileyin dediğini hiç birisi uygulamıyor bunlar sadece bulundukları yerde mutlu olmak istiyorlar.Kusacası teşkilat sahada yok.Daha çok yazacaklarım var da dinleyen yok.Selamlar

HIZLI YORUM YAP