48,6640$%0,04
55,8960€%0,20
6.671,21%0,02
10.944,00%0,10
43.621,00%0,10
3684738฿%0.46783
02:00
Türk siyasetinde artık yeni bir dönem başladı.
Özgür Özel, CHP’den ayrılarak yeni partisini kurma kararını açıkladı. Beraberinde milletvekilleri ve parti yöneticilerinin istifaları da peş peşe gelmeye başladı. Böylece Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde en büyük kopuşlardan biri fiilen yaşanıyor.
Ancak asıl soru bugün yeni bir partinin kurulmuş olması değil.
Asıl soru, bu yeni partinin Türk siyasetinde gerçekten yeni bir hikâye yazıp yazamayacağıdır.
Çünkü yakın siyasi tarihimizde buna çok benzeyen bir örnek var.
Adı da İYİ Parti…
Meral Akşener de büyük umutlarla yola çıkmıştı.
“Türkiye’nin yeni merkez partisini kuracağız.”
“Milliyetçileri, Atatürkçüleri, demokratları ve muhafazakârları aynı çatı altında buluşturacağız.”
“Kutuplaşmayı bitireceğiz.”
“İktidar alternatifi olacağız.”
Bu söylemler toplumda ciddi bir heyecan oluşturmuştu.
Kamuoyu araştırmaları yüzde 20-25’lerden söz ediyor, bazı yorumcular ise İYİ Parti’nin kısa sürede iktidara yürüyebileceğini iddia ediyordu.
Fakat siyaset, anketlerle değil sandıkla yazılıyor.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki İYİ Parti, kuruluşunda oluşturduğu büyük beklentiyi kalıcı bir siyasi başarıya dönüştüremedi.
Peki neden.!?
Çünkü yeni parti kurmak ile yeni siyaset üretmek aynı şey değildir.
İYİ Parti, zamanla kendi iç tartışmalarının, ayrılıklarının ve lider merkezli siyasetin gölgesinde kaldı. Topluma vaat ettiği büyük değişim, geniş kitlelerin gözünde güçlü bir alternatif hâline gelemedi.
Şimdi aynı kavşakta Özgür Özel duruyor.
Elbette iki hareket arasında önemli farklılıklar var.
Meral Akşener, MHP’den ayrılarak yeni bir siyasi alan oluşturmayı hedeflemişti.
Özgür Özel ise Türkiye’nin köklü muhalefet partisinin uzun yıllar genel başkanlığını yapmış bir kadronun devamı niteliğindeki bir hareketin lideri olarak yola çıkıyor.
Ancak değişmeyen gerçek şudur:
Bir partiden ayrılan kadroların yeni bir tabela altında toplanması, tek başına milyonlarca seçmenin yönünü değiştirmeye yetmez.
Seçmen artık sadece isim değiştiren siyaset istemiyor.
Yeni bir vizyon…
Yeni bir siyaset dili…
Yeni kadrolar…
Ve hepsinden önemlisi güven istiyor.
Özgür Özel’in önündeki en büyük sınav da tam burada başlıyor.
Kurduğu parti gerçekten CHP’nin ulaşamadığı seçmene ulaşabilecek mi.!?
Yoksa sadece CHP’nin mevcut oylarını farklı bir adreste toplamaktan mı ibaret kalacak.!?
Çünkü Türk siyasetinde bunun örnekleri az değil.
Yeni parti kurup eski siyaseti devam ettirenler…
Kendi tabanının dışına çıkamayanlar…
Lider değiştiği hâlde siyasetini değiştiremeyenler…
Hepsi kısa sürede seçmenin umut olmaktan çıktı.
İşte bu nedenle Özgür Özel’in başarısını belirleyecek olan, CHP’den kaç milletvekili götürdüğü değil; CHP dışında kaç milyon yeni seçmeni ikna edebileceğidir.
Meral Akşener’in en büyük eksiği de buydu.
Partisini büyütmek yerine, büyük ölçüde mevcut muhalefet havuzu içinde kaldı.
Şimdi aynı sınav Özgür Özel’in önünde duruyor.
Eğer yeni parti yalnızca CHP’nin devamı olarak algılanırsa, Türk siyasetinde yeni bir sayfa açması zor olacaktır.
Ama toplumun farklı kesimlerini ortak hedeflerde buluşturabilen, sadece muhalefete değil iktidara da talip olan güçlü bir merkez oluşturabilirse, o zaman siyasi dengeler gerçekten değişebilir.
Bugün için kesin olan tek gerçek ise şudur:
Özgür Özel artık sadece CHP’nin eski genel başkanı olarak değil, kendi siyasi kaderini yazacak yeni bir partinin lideri olarak milletin karşısına çıkıyor.
Ve tarih ona şu soruyu soruyor:
Bu sorunun cevabını bugün ne kulisler verebilir ne de kamuoyu araştırmaları…
Çünkü Türk siyasetinde yeni parti kurmanın hem başarısız hem de başarılı örnekleri vardır.
İYİ Parti, büyük umutlarla çıktığı yolda iktidar alternatifi olma hedefini gerçekleştiremedi.
Ancak aynı siyasi tarih, Turgut Özal’ın ANAP’ının ve Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’sinin, yeni bir parti kurmakla kalmayıp toplumun farklı kesimlerini ortak bir gelecek hedefinde buluşturarak iktidara yürüyebildiğini de gösteriyor.
Demek ki mesele sadece yeni bir parti kurmak değildir.
Asıl mesele; toplumun değişim beklentisini doğru okuyabilmek, güven veren kadrolar oluşturabilmek, güçlü bir teşkilat yapısı kurabilmek ve seçmene mevcut siyasi anlayışlardan farklı, inandırıcı bir gelecek vizyonu sunabilmektir.
Eğer Özgür Özel bunu başarabilirse, Türk siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Başaramazsa, adı Türk siyasi tarihine büyük umutlarla yola çıkıp beklentilerin gerisinde kalan yeni parti liderleri arasına adı yazılacaktır.
Son sözü ise her zaman olduğu gibi ne siyasetçiler ne de anketler söyleyecektir.
Son sözü yine millet söyleyecektir.
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı