48,6484$%0,06
55,9364€%-0,44
6.740,27%0,39
11.044,00%0,60
44.022,00%0,60
3697198฿%-1.15206
02:00
Türkiye, belki de son 25 yılın en kritik seçim atmosferine doğru ilerliyor. Ekonomide yaşanan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, alım gücündeki düşüş, gençlerin gelecek kaygısı ve emeklilerin geçim mücadelesi, artık siyasi tercihleri belirleyen en önemli başlık hâline gelmiş durumda.
Uzun yıllar boyunca her seçimden başarıyla çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kuşkusuz Türk siyasetinin en güçlü aktörlerinden biri olmayı başardı. Ancak hiçbir siyasi sermaye sonsuz değildir. Her iktidarın olduğu gibi, siyasi kredinin de bir ömrü vardır.
Bugün toplumun önemli bir kesiminde dillendirilen soru şudur: Ekonomik sıkıntılar karşısında Erdoğan’ın siyasi kredisi tükendi mi? Bu soruya net bir cevap vermek mümkün değil. Fakat sahada hissedilen ekonomik gerçekler, kamuoyu araştırmaları ve seçmenin değişen beklentileri, bu tartışmayı her geçen gün daha görünür hâle getiriyor.
Diğer tarafta ise muhalefet uzun süredir kendi içinde aday tartışmaları yapıyor. Ancak belki de asıl gözden kaçan ihtimal, ne Cumhur İttifakı ne de mevcut muhalefet bloğu yerine yeni bir siyasi denklemin ortaya çıkma arayışlarının güçlenerek seçenek hâle gelmesidir.
Türkiye siyasetinin milliyetçi, muhafazakâr ve demokrat seçmenlerinin ortak paydada buluşacağı, kutuplaşmayı değil, uzlaşmayı esas alan bir “Yeni Bir Yol” seçeneği artık sadece bir siyasi teori olmaktan çıkıp yüksek sesle konuşulan bir istek hâline geliyor. Böyle bir oluşum, sadece yeni bir ittifak değil; yıllardır iki büyük blok arasında sıkıştığını düşünen milyonlarca seçmen için yeni bir nefes olabilir.
Üstelik Cumhurbaşkanlığı seçim sisteminde var olan %50+1 şartı devam ettiği sürece, üçüncü bir siyasi hareketin alacağı her oyun seçim sonucunu doğrudan etkileyebileceği açıktır.
İşte tam da bu nedenle “üçüncü bir yolun adayı kim olmalı?” sorusu kadar, “kim olmamalı?” sorusu da önem kazanıyor. Buna karşılık milliyetçi-muhafazakâr-demokrat çizgide şekillenebilecek üçüncü bir hareketin, kendi toplumsal tabanını temsil edecek, devlet tecrübesi bulunan, toplumun farklı kesimlerine güven verebilecek yeni bir isimle ortaya çıkması gerektiğini savunanlar çoğunlukta.
Siyasi kulislerde ve kamuoyunda zaman zaman dile getirilen değerlendirmelere göre, Mansur Yavaş bugün Recep Tayyip Erdoğan karşısında en yüksek rekabet gücüne sahip isimlerden biri olarak görülüyor. Bu nedenle bazı değerlendirmelerde, Yavaş’ın üçüncü bir ittifakın değil, geniş tabanlı üçüncü bir yol ittifakının adayı olması halinde seçimin dengelerini daha fazla değiştirebileceği iddia ediliyor.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey yalnızca yeni bir aday değildir. Yeni bir siyaset dili, yeni bir güven iklimi ve ekonomik sorunlara gerçekçi çözümler üretebilecek yeni bir alternatif olacak üçüncü bir yol beklentisi seçmenin dilinde. Çünkü seçmen artık sloganları değil, mutfaktaki yangını söndürecek politikaları bekliyor.
Belki de önümüzdeki seçimlerin en kritik sorusu şu olacaktır: Seçmen Erdoğan’dan vaz mı geçiyor, yoksa mevcut alternatifleri yeterli bulmadığı için henüz kararını mı vermiyor? Bu sorunun cevabını seçmen sandıkta verecek.
Ancak görünen o ki, Türkiye’de üçüncü bir yol ihtimali artık geçmiş seçimlerde olduğu gibi romantik bir siyasi hayal değil; ekonomik şartların ve değişen seçmen beklentilerinin beslediği ciddi bir arayış olarak gündemdeki yerini alıyor.
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı
Aydın’da trafik kazası: 3 ölü
İzmir’de bankadaki rehine krizinde 5 çalışan kurtarıldı, şüpheli gözaltında
Dumlupınar’dan Aydın’a: Kurtuluşa Uzanan 7 Gün
Aydın’da trafik kazası: 1’i bebek 4 yaralı
Nazilli’de üst geçide asılan maketle ilgili 1 kişi tutuklandı