DOLAR

40,2601$% 0.13

EURO

46,7458% 0.13

GRAM ALTIN

4.316,24%0,46

ÇEYREK ALTIN

7.009,00%0,17

TAM ALTIN

27.951,00%0,17

BİTCOİN

4784136฿%1.67421

Sabah Vakti a 02:00
Aydın AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Okula Değil, Hayata Hazırlamak

Diploma, Yaşam Becerilerinin Yerini Tutmaz

Ülkemizin eğitim sisteminde “eğitim-öğretim yılı” kavramı kullanılmaktadır. Bu kavramlardan eğitim; önceden saptanmış esaslara göre bireyin davranışlarında, kendi yaşantısı yoluyla, kasıtlı olarak istenen değişimi meydana getirme sürecidir. Öğretim ise belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle, öğretim bireyin bilgiyi yorumlama ve yapılandırma süreci olarak tanımlanmaktadır.

Son yıllarda eğitim-öğretim sürecinde eğitimin yeterince önemsenmediğini, toplumumuzda ailelerin beklentileri, gelecek endişesi ve toplumsal baskılar doğrultusunda öğretimin daha fazla öncelendiğini gözlemlemekteyiz.

Eğitim sistemimiz detaylı incelendiğinde, sistemin daha ziyade öğrencileri hayata değil, bir üst öğretim kademesine hazırladığı görülmektedir. Yıllardır eğitim sistemimiz, başarıyı sadece puanla ölçmektedir. Müfredatlar, öğrencinin ne kadar ezberlediğini test etmek üzerine kurgulanmıştır.

Bugün okullarımızın öğrencilere bilgiyi aktarma konusunda başarılı olduğu düşünülse de gerçek hayatta karşılaşabilecekleri problemleri çözme ve istendik davranışları gösterebilme becerilerini yeteri kadar kazandıramadıkları sorgulanmaktadır.

Oysa artık dünya değişti. Teknolojik gelişmeler nedeniyle bilgiye ulaşma yollarını bilenler için bilgiye ulaşmak saniyeler alıyor. Asıl olan, bilgiyi anlamlandırmak, yorumlamak ve gerçek hayatta kullanmaktır. Özetle, öğrencilere bilgiyi yüklemek değil, o bilgiyi hayatla ilişkilendirebilme yetisi kazandırmaktır. Çocuklar sınavları geçiyor ama hayatın testinde zorlanıyor.

Son yıllarda eğitimde her şeyi ölçülebilir sonuçlara indirgedik. Düşünmek, sorgulamak, adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik, vefa gibi ölçemediğimiz değerlerimizi önemsiz sandık.

Bir öğrencinin hayal kurma becerisi, toplumsal duyarlılığı, vicdanı ve empati becerisinin karneye yansımadığının farkına varamadık. O yüzden belki de en başarılı öğrencilerimizin, eksik yönlerini fark etmeden mezun olmalarını sağladık. Oysa yaşam becerisi dediğimiz şey, sınıfta değil; hatalarda, denemelerde, düşüp kalkmalarda öğrenilir. Okul, bilgi öğretmeli ama aynı zamanda hayatın provası olmalı.

Çocuklarımız, yalnızca formül değil, iş birliğini öğrenmeli. Yalnızca dilbilgisi değil, iletişim kurmayı öğrenmeli. Birlikte çalışmayı, fikir ayrılığı yaşamayı, kaybetmeyi, yeniden başlamayı da… Çünkü gerçek hayat, test kitaplarındaki gibi her zaman tek doğru cevaba sahip değildir. Ne yazık ki eğitimdeki “başarı” kavramı o kadar daraldı ki, artık öğrencileri test robotları gibi yetiştiriyoruz. Müfredatın yoğunluğu ve akademik başarının öncelenmesi nedeniyle öğretmenler kendilerini baskı altında hissediyor. Hayat becerilerini öğretecek zaman kalmıyor. Veliler de bu sistemin içinde sıkışmış durumda; herkes bu yarışta geri kalmamaya çalışıyor.

Ama kimse sormuyor: Bu yarış bizi nereye götürüyor? Çocuklar okuldan mezun oluyor ama hayattan mezun olmaya hazır değiller. Çünkü onlara özgüven yerine itaat, merak yerine ezber, fikir yerine uyum aşılanıyor. Oysa gelecek, düşünen, sorgulayan, üreten, paylaşan insanlara ihtiyaç duyuyor. Yani hayata hazırlanmak demek, sınav kazanmaktan çok daha fazlası demek. Bugün bir ülkenin eğitim politikası, sadece bilgiye değil; karaktere yatırım yapmalı. Bir çocuğun merakını öldürmek, geleceğini karartmaktır. Bir gencin sesini kısmak, yaratıcılığını susturmaktır. Ve biz her sınav döneminde, farkında olmadan bunu yapıyoruz. Belki de artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Eğitim, sadece okulda verilen bir hizmet değil; toplumun aynasıdır. Bir ülke çocuklarını nasıl yetiştiriyorsa, geleceğini de öyle inşa eder. O yüzden hedefimiz, “iyi not alan” değil, “iyi insan olan” bireyler yetiştirmek olmalı.

Çünkü hayat karnesi, her zaman puanla değil, insanlıkla ölçülür. Ve o karnede en yüksek notu, sadece bilgi değil; vicdan, adalet, merhamet ve umut alır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Şuanda ismaild1955@gmail.com adlı kişinin yorumuna cevap yazıyorsunuz. Cevabı iptal etmek için tıklayın

Tüm Yorumlar (2)
  • Teşekkürler Müdürüm. Bunları uygulasalar memleket uygar ülkeler düzeyine çoktan ulaşmıştı.. Kalemine, yüreğine sağlık.

  • Mehmet Ali
    2 ay önce
    1 0

    Tebrik ederim. Tespitlere katılıyorum. Gelecek kaygısı var olduğu sürece bu durum hiç değişmeyecek ne yazık ki…

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.