40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
4.316,24%0,46
7.009,00%0,17
27.951,00%0,17
4784136฿%1.67421
02:00
AK Parti Aydın İl Başkan Vekili ve İl Yönetim Kurulu Üyesi Kerim Toker’in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındığı ve aynı gün parti içindeki tüm görevleri ile parti üyeliğinden istifa ettiği, İl Başkanı Mehmet Erdem tarafından yapılan basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuruldu.
İl Başkanı Mehmet Erdem tarafından yapılan bu açıklama, ilk bakışta “şeffaflık” vurgusu taşısa da dikkatle okunduğunda cevaplanması gereken ciddi çelişkiler ve boşluklar barındırmaktadır.
Öncelikle en temel soru şudur: Bir kişi fiilen polis tarafından gözaltına alınmış, Aydın’dan İstanbul’a götürülüyorken; parti üyeliğinden ve görevlerinden istifayı ne zaman, nasıl ve hangi yolla gerçekleştirmiştir? Gözaltı sürecinde kişinin iletişim imkânlarının sınırlı olduğu bilinirken, “aynı gün istifa etti” ifadesi kamuoyunda doğal olarak soru işaretleri doğurmaktadır. Bu istifa fiziken mi, yazılı mı, vekâlet yoluyla mı verilmiştir; yoksa sonradan mı tarih atılmıştır? Bu konu açıklığa kavuşturulmadan yapılan her değerlendirme eksik kalacaktır.
İkinci önemli başlık ise 2022 yılına ilişkindir. İl Başkanı Erdem; Kerim Toker hakkında SPK tarafından uygulanan 6 aylık işlem yasağı dışında, partilerine ulaşmış herhangi bir adli süreç bilgisinin olmadığını ifade etmektedir. Ancak kamuoyunda ve siyasi kulislerde; Kerim Toker’in 2022 yılında borsa manipülasyonu iddiasıyla gözaltına alındığı ve mevcut soruşturmanın da o konuyla alakalı olduğunu bizzat çevresine anlattığı yönünde iddialar bulunmaktadır. Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: Eğer 2022 yılında bir gözaltı süreci yaşandıysa, bu durum il başkanlığının bilgisi dışında mı kalmıştır yoksa bilindiği halde mi görmezden gelinmiştir?
Bir diğer çelişki ise “ilişkisizlik” vurgusu ile fiili davranışlar arasındadır. İl Başkanı Mehmet Erdem; Kerim Toker ile kendisinin ya da il yönetimindeki herhangi bir ismin resmi ya da gayri resmî ticari bir ilişkisinin bulunmadığını özellikle vurgulamaktadır. Ancak buna rağmen, istifa ettiği iddia edilen Kerim Toker gözaltındayken İl Başkanı Mehmet Erdem’in ve Hüseyin Pekgüzel’in İstanbul’a giderek Toker’e destek vermesi kamuoyuna açıklanmaya muhtaçtır.
Eğer ortada yalnızca “partiyle ilgisi kalmamış bir kişi” varsa bu ziyaretin gerekçesi nedir? Bu destek bir “insani dayanışma” mıdır? Yoksa açıklamada iddia edildiği gibi hiçbir bağın olmadığı bir kişi için neden bu kadar güçlü bir refleks gösterilmiştir?
Ayrıca dikkat çeken bir başka husus da “yıpratma kampanyası” söylemidir. Kamuoyunun sorduğu sorular, basının görevi gereği yönelttiği eleştiriler ve çelişkilere dair talepler; otomatik olarak yıpratma kampanyası olarak nitelendirilemez. Siyasi partiler, özellikle iktidar partileri, kadrolarıyla ilgili iddialar karşısında daha fazla açıklık ve ikna edici cevap vermekle yükümlüdür.
Bu mesele yalnızca Kerim Toker’in bireysel hukuki süreci değildir. Aynı zamanda AK Parti Aydın İl Başkanlığı’nın siyasi sorumluluğu, denetim mekanizmaları ve kriz yönetimi açısından da bir sınavdır. Yargının vereceği karar elbette beklenmelidir; ancak siyasetin yargıdan bağımsız olarak kamuoyuna karşı hesap verme yükümlülüğü olduğu da unutulmamalıdır.
Cevaplanmayan her soru, söylentileri büyütür.
Şeffaflık ise ancak net cevaplarla sağlanır.
1
Keşkek, Aydın’ın Düğün Yemeği Değildir
1486 kez okundu
2
Büyükşehir Yasasını Bilmeyenlerin “Mezarlık Siyaseti”
728 kez okundu
3
Okula Değil, Hayata Hazırlamak
661 kez okundu
4
Gecikmenin Adı İhmal, Sorumlusu Sağlık Müdürüdür
615 kez okundu
5
Mühendislikten Nasibini Almamış Yeni Dörtyol Köprülü Kavşak Projesi
552 kez okundu