40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
4.316,24%0,46
7.009,00%0,17
27.951,00%0,17
4784136฿%1.67421
02:00
Aydın için 2026 yılı, artık “ben” değil, “biz” deme zamanı olmalıdır. Şehrimiz yıllardır aynı cümlelerle oyalanıyor: “Potansiyelimiz çok yüksek…” Evet, bu doğru; ancak potansiyel tek başına kalkınma getirmiyor. Potansiyeli harekete geçirecek olan asıl güç; ortak akıl, ortak irade ve ortak mücadeledir. Bugün Aydın’ın en büyük sorunu kaynak eksikliği değil; parçalanmışlık, iletişimsizlik ve “ben yaparsam olur” anlayışıdır. Aydın’ın gelişmesi için atılacak her adımın tek bir çıkış noktası vardır: Bireysel hırslardan vazgeçip toplumsal bir vizyona odaklanmak.
Siyaset, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve belediyeler; artık mecburiyet haline gelen ortak bir Aydın lobisi oluşturmalıdır. Şehrimizde güçlü odalar, borsalar ve iş insanları olmasına rağmen Ankara’da tek sesle savunulan güçlü bir dosyamız bulunmuyor. Bir şehir, ancak tek ses olabildiği kadar güçlüdür. Denizli sanayide, Muğla turizmde, Manisa ise lojistik ve tarımda fark yaratabiliyorsa bunun temel nedeni, şehir aktörlerinin siyaset üstü bir refleksle ortak hedefler etrafında birleşebilmesidir. STK’lar yalnızca açılışlarda görünmek, siyaset sadece koltuk korumak, iş dünyası ise sadece bireysel kazanç için hareket ederse bu şehir yerinde saymaya devam edecektir.
Aydın dünyanın en kaliteli incirini, zeytinini ve kestanesini üretiyor; ancak bu ürünleri dünyaya birer marka olarak satamıyor. Çiftçi üretiyor, aracı kazanıyor, şehir ise sadece izliyor. Tarımda yapılması gerekenler nettir: Ürün bazlı markalaşma, kooperatiflerin güçlendirilmesi, tarıma dayalı sanayi yatırımları ve ihracat odaklı üretim planlaması. Bunlar ancak ortak bir aklın ürünü olabilir. Aynı durum turizm için de geçerlidir. Afrodisias, Didim, Milet ve Priene gibi değerlere sahip olmamıza rağmen turizm pastasından hak ettiğimiz payı alamıyoruz. Çünkü turizm sadece tabela dikmekle değil; konaklama, ulaşım ve tanıtım zincirini bir bütün olarak kurmakla mümkündür.
Türkiye’nin en büyük jeotermal potansiyeline sahip illerinden biri olan Aydın’da, bu kaynak doğru yönetilmediğinde tarımı ve çevreyi tehdit etmektedir. Jeotermal yatırımların şeffaf, denetlenebilir, çevreyle uyumlu ve yerel halkın kazandığı bir modele dönüşmesi şarttır. Bu da ancak siyasetin, akademinin ve yatırımcının aynı masada buluşmasıyla mümkündür.
Sonuç olarak Aydın’ın kaybedecek zamanı yoktur. Artık kimin haklı olduğundan ziyade, bu şehrin nasıl kazanacağına odaklanmalıyız. Kişisel hesaplar ve kurumlar arası çekişmeler, Aydın’ın geleceğinden daha değerli değildir. Bu şehir; birlik olursa büyür, ortak akılla kalkınır ve ancak konuşarak yol alır. Aydın için artık sadece slogan değil, samimi bir “biz” iradesi gerekiyor.
1
Keşkek, Aydın’ın Düğün Yemeği Değildir
1488 kez okundu
2
Büyükşehir Yasasını Bilmeyenlerin “Mezarlık Siyaseti”
729 kez okundu
3
Okula Değil, Hayata Hazırlamak
662 kez okundu
4
Gecikmenin Adı İhmal, Sorumlusu Sağlık Müdürüdür
617 kez okundu
5
Mühendislikten Nasibini Almamış Yeni Dörtyol Köprülü Kavşak Projesi
553 kez okundu