DOLAR

48,6532$%0,06

EURO

55,9976%-0,32

GRAM ALTIN

6.775,52%0,92

ÇEYREK ALTIN

11.081,00%0,94

TAM ALTIN

44.167,00%0,93

BİTCOİN

3697198฿%-1.15206

Sabah Vakti a 02:00
Aydın °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Kamu Disiplini ve Sendikal Eylem Arasında Sıkışan Yönetmelik

Toplum hayatında kurallar, düzenin ve güvenin temel taşlarıdır. Kamu kurumlarından okullara, iş yerlerinden resmi törenlere kadar birçok alanda uygulanan kılık kıyafet kuralları da bu düzenin önemli bir parçasıdır. Kılık kıyafet, insanların kendilerini ifade etme biçimlerinden biri olup hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli işleve sahiptir. Kılık kıyafet yalnızca bir dış görünüş unsuru değildir. Aynı zamanda ilk izlenimi oluşturması, kendini ifade etmeyi ve iletişimi kolaylaştırması, özgüveni etkilemesi, toplumsal ve mesleki uyuma katkı sağlaması ve kültürel değerleri yansıtması gibi birçok işlevide içinde barındıran önemli bir yaşam unsurudur. Kıyafette, temiz, düzenli, rahat ve bulunulan ortama uygun giyinmek beklenen bir durumdur.


Devlet, kamu hizmetinin tarafsız, düzenli ve kurumsal bir anlayışla yürütülmesini sağlamak amacıyla kılık kıyafet düzenlemeleri oluşturmuştur. Bu kapsamda çıkarılmış olan “Kılık Kıyafet Yönetmeliği” yalnızca insanların ne giyeceğini belirleyen kurallar bütünü değil; kurumsal kültürü, disiplin anlayışını, tarafsızlığı ve saygınlığı korumayı amaçlayan düzenlemedir. Bu düzenleme, kamu görevlisinin kişiliğinden ziyade temsil ettiği makamın ciddiyetini korumayı hedeflemektedir. Nitekim bir hâkimin cübbesi, bir polisin üniforması veya bir öğretmenin kurumu temsil eden görünümü, kamu hizmetinin sembolik gücünün bir parçasıdır. Kurumlar yalnızca hizmetleriyle değil, temsil biçimleriyle de güven üretikleri unutulmamalıdır.


Özellikle kamu hizmeti sunan personelin görev sırasında belirlenen kıyafet kurallarına uyması, devleti temsil etme sorumluluğunun bir gereğidir. Kurallara uymak, kişisel özgürlüklerden vazgeçmek değil; ortak yaşamın ve kurumsal saygınlığın gereğini yerine getirmektir.


Son yıllarda Türkiye’de kamu kurumlarında kılık kıyafet konusu yalnızca bir giyim tercihi olmaktan çıkmış, devlet otoritesi, hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi, kurumsal disiplin, bireysel özgürlükler, çalışma barışı ve sendikal haklar ekseninde tartışılan önemli bir mesele haline gelmiştir. Özellikle bazı sendikaların uzun yıllardır sürdürdüğü “süresiz serbest kıyafet eylemleri” yürürlükte bulunan mevzuat ile fiili uygulama arasında dikkat çekici bir çelişki doğurmuş ve bu kararın hukuki durumu Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan bir hal almıştır.


Demokratik toplumlarda sendikalar toplumun vazgeçilmez unsurları ve çalışanların haklarını koruyan önemli yapılardır. Ancak sendikal hakların da “sınırsız özgürlük” olarak yorumlanamayacağı kabul edilmektedir. Bir sendika, değiştirilmesini istediği bir düzenlemeye uyulmamasını süresiz olarak teşvik edebilir mi? Bu soru yalnızca sendikal hakların değil, hukukun üstünlüğünün sınırlarını da ilgilendirmektedir. Çünkü hukuk düzeninde kuralları değiştirme yetkisi sendikalarda değil, yasama organında ve yetkili idari makamlardadır. Aksi halde, hangi kuralın uygulanıp hangisinin uygulanmayacağına kişi veya grupların karar verdiği bir anlayışın kurumsal düzeni zedelemesi kaçınılmazdır.


Burada sormamız gereken kılık kıyafetten ziyade “sendikal özgürlüklerin sınırının nerede başlayıp nerede bittiği” sorusudur. Hukuk devletinde sendikalar kuralların değiştirilmesi için güçlü aktörlerdir; ancak kural koyucu makam değildirler. Bu nedenle süresiz eylem kararlarının meşruiyeti kadar, yürürlükteki normlar karşısındaki hukuki etkisi de tartışmalıdır. Bu tartışma bugün hala kesin ve tartışmasız biçimde çözümlenmiş değildir.


Ünlü hukuk düşünürü Montesquieu’nun şu sözü bu noktada dikkat çekicidir: “Özgürlük, herkesin istediğini yapması değil; kanunların izin verdiğini yapabilmesidir.” Bu açıdan bakıldığında, bir yönetmeliğin değiştirilmesini talep etmek demokratik bir haktır; fakat değiştirilinceye kadar uygulanmamasını istemek hukuk devleti açısından tartışmalı bir alan oluşturmaktadır. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri normlar hiyerarşisi ve kuralların genel bağlayıcılığıdır. Bir düzenlemenin doğru ya da yanlış olduğu tartışılabilir; ancak yürürlükte olduğu sürece uygulanmasının zorunlu olduğu bilinmelidir.

Genel çerçevede bakıldığında, sendikaların üyelerine yönelik eylem kararı alma hakkı bulunmakla birlikte bu eylemin Anayasa, kanunlar ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde kullanılması gerektiği ve kılık kıyafetine ilişkin düzenlemelerin yürürlükte olduğu sürece bağlayıcı olduğu göz ardı edilmemelidir.


Türk hukukunda sendikanın süresiz eylem kararı alabilmesi ile bu kararın mutlaka hukuka uygun sonuç doğurması aynı şey değildir. Bir eylem kararının varlığı, ilgili mevzuatın uygulanabilirliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.


Sendika kararı, mevzuata aykırı davranışı hukuken meşru hale getirmez. İdare, mevzuatın uygulanmasını isteme yetkisini korur. Eğer bir yönetmelik hukuka aykırı görülüyorsa, hukuk devletinde öncelikli yol idari yargıda iptal davası açılması veya mevzuat değişikliği talep edilmesidir. Aksi halde, herhangi bir meslek grubunun beğenmediği kuralları sendika kararıyla fiilen uygulamaması, hukuk devleti ilkesinin zayıflamasına yol açabilir.


Sorulması gereken soru şudur: Kurallar beğenilmediğinde değiştirilmeli midir, yoksa uygulanmamalı mıdır? Hukuk devletinin vereceği cevap açıktır; kurallar demokratik yollarla değiştirilir, ancak değişene kadar uygulanır. Çünkü hukuk düzeninin gücü, en çok da hoşumuza gitmeyen kurallara uyulduğunda ortaya çıkar.
Bir yönetmelik yürürlükte olmasına rağmen sürekli ihlal ediliyor ve buna karşı hiçbir işlem yapılmıyorsa, zamanla diğer kurallara ilişkin duyarlılık da azalabilir. Bu durum yalnızca kılık kıyafetle sınırlı kalmayıp mesai, görev disiplini ve kurumsal işleyiş gibi alanlara da yansıyabilir.


Kamu kurumlarında yürürlükte bulunan kılık kıyafet düzenlemelerine uyulmaması, ilk bakışta bireysel bir tercih gibi görünse de, kurumsal işleyiş ve kamu yönetimi açısından çeşitli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu sonuçlar yalnızca disiplin boyutuyla sınırlı olmayıp, kurumsal kültür, hukuk devleti ilkesi ve kamu hizmetinin niteliği üzerinde de etkiler yaratmaktadır. Başka bir ifadeyle kurumsal disiplinin zayıflaması, kuralların uygulanabilirliği ve hukuk devleti ilkesinin sorgulanır hale gelmesi, hukukun bağlayıcılığına ilişkin algının zedelenmesi, kurumlar arasında uygulama birliğinin bozulması, yönetici otoritesinin tartışılır hale gelmesi, disiplin süreçleri ve hukuki uyuşmazlıkların artması, kurumsal temsil ve kamu güvenini olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.


Dünyada birçok ülkede kamu çalışanlarının kıyafet standartları esnetilmiş, performans ve hizmet kalitesi görünüşten daha öncelikli hale gelmiştir. Bugün gelinen noktada asıl tartışılması gereken konu kravatın takılıp takılmaması veya sakalın uzunluğu değildir. Kılık kıyafet mevzuatının günümüz çalışma koşulları, toplumsal beklentiler ve çağdaş kamu yönetimi anlayışı ışığında yeniden değerlendirilmesidir.


Kurallar kişilere göre değişmeye başladığında, adalet de kişilere göre işlemeye başlar. Kılık kıyafet tartışmasının çözümü ne katı yasaklarda ne de sınırsız serbestliktedir. Çağın gerisinde kalmış düzenlemelerde ısrar etmek ne de kuralları fiilen yok saymaktır. Sorunun kalıcı şekilde çözülebilmesi için ortak bir zeminde buluşarak, kılık kıyafet mevzuatının günümüz çalışma koşulları, toplumsal beklentiler ve çağdaş kamu yönetimi anlayışı ışığında uzlaşarak güncellenmesi veya yeniden oluşturulması sağlanmalı, kurumsal kıyafet standartları yeniden tanımlanmalı, sendikal talepler hukuk içinde dile getirilmeli, sosyal diyalog mekanizmaları güçlendirilmeli, idarenin eşit ve tutarlı davranması öncelenmeli ve hukuk devleti ilkesi tavizsiz korunmalıdır.


Hukukun üstünlüğü sevdiğimiz kurallara değil, hoşumuza gitmeyen kurallara da uyabildiğimiz ölçüde anlam kazanır. Devletin gücü ise koyduğu kurallardan değil, uygulayabildiği kurallardan gelir. Kuralların uygulanmadığı yerde istisnalar, zamanla kural haline gelir.


Bu bağlamda bir kurumun itibarı, en çok kurallarına gösterdiği sadakatle ölçülür. Güçlü kurumlar, yalnızca kuralları olan değil; kuralları adil, makul ve herkes için eşit şekilde uygulayan kurumlardır. Böyle bir yaklaşım hem kamu çalışanlarının haklarını koruyacak hem de devletin kurumsal saygınlığını güçlendirecektir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP